• 390 syf.
    ·6 günde·Beğendi·10/10
    Merhabalar
    Kendi yorumumu nasıl kelimelere sığdırırım bilemedim bu yüzden kitap arkasını yazdım. Herkese tavsiye ederim. Muhteşem yazarlık, muhteşem hikâye... Iyi okumalar..
    Tutku...
    Güzellik...
    Aşk ve savaş. Sadece gönüllerin değil alınların, kemiklerin ve gözlerin alev alev yandığı savaş.
    Kahramanlarını, Yavuz Sultan Selim'i de Şah İsmail'i de tarihin merdivenlerinde bir basamak aşağı indiren bir basamak yukarı çıkaran savaş.
    Çaldıran... Şimdi Çaldıran ne 500 yıl geride ne 500 yıl ileride.
    Savaş tasında büyücünün gördüğü neydi?
    Kızılbaşlık!
    Sünnilik!
    İktidar hırsı.
    Aşkın bir çökelti gibi dondurduğu zaman!
    Korku? Ya o?
    Yazar biraz da korkuların üstüne gidendir.
    Tarih ileriye doğru çözüldükçe ağacın kökleri de görülecektir.
    Alevi de Sünni de bağlıdır o köke. Birdir o toprakta.
    Gölgeler büyümüşse ışığı değil korkuyu yenmek gerekir.
    Karanlık ve kör ışığın egemenliği boğmasın artık nesilleri.
    Ve işte bir kez daha aşk!
    Şiir kadar iktidar atında rüzgâra ve ateşe doğru yol alan iki hükümdar.
    Şah ve Sultan...
    Dünya incisi zarif ve asil kadınlar. Yeminlerine bağlı erkekler.
    Masal kadar gerçek.
    Büyüleyici olduğu kadar umut verici.
    Şah&Sultan her cümlesi aşkla okunacak bir kitap.
    İskender Pala'dan...
    .
    .
    İnsanlar birbirlerine gülüyorlarsa aralarında nefret, birbirleriyle gülüyorsa aralarında sevgi çoğalıyormuş.
    .
    Göklerde, yerlerde ve ikisi arasında ne varsa sevgiyle vardır.
    .
    Her şafak, elinde fenerle gelen bir hırsız gibidir, ömürleri çalıp götürür..
    .
    İnsan sevgiye hükmeder; ama aşk insana hükmeder!
    . .
  • 187 syf.
    ·5 günde·10/10
    Kitapta Kumar tutkusunun aşk tutkusunun öne geçtiğini ve kumar tutkusunun mükemmel şekilde anlatarak insanları acınacak durumlara sokan, sürükleyici ve ders çıkarılması gereken bir romandır.Kitapta Rus halkıyla mukayese ederek İngiliz,Fransız ve Alman halkının karakterlerini olay örgüsünde yazar ustalıkla açıklar.Ve son paragrafta ise , ya bu defa kazanırsam cümlesi kumarbazın kumara karşı nasıl bir tutku duyduğunu anlatan ve insanda korku uyandıran etkileyici kısmıdır.
  • 80 syf.
    ·Beğendi·10/10
    “Ama ben her bir detayı büyük bir tutkuyla hatırlıyorum. Sesini ilk duyduğum, seni ilk gördüğüm saati, o günü sanki dünmüş gibi hatırlıyorum. Yaşadığımı hissettiğim o günü başka türlü nasıl hatırlayabilirdim ? Şu kısacık anda beni dinlemekten yorulup bıkma lütfen, çünkü ben seni bir ömür boyu sevmekten asla bıkmadım.”
  • 208 syf.
    ·4 günde·Beğendi·10/10
    Miraç Çağrı Aktaş sevenlerine "sevgi, kadın ve aşk" temalarıyla okurların yanlarından ayırmayacakları bir başucu kitabıyla ulaşıyor. Samimi ve farklı duygulara hitap eden kitap her bölümde başka pencereleri aralamanıza fırsat veriyor.

    Deneme yer yer tartışmalarla iç içe geçmiş bir tarzda kaleme alınmış bir eser. Aşkın gücü ve ıstırabı konularında bir varış noktası olabilecek düzeyde didaktik ve betimleyici bir üslup kullanılmış. Metafor düzeyinde "kadının yeri" ve "erkeğin soyadı" üzerine sembolik bir anlatıma sahip bir anlatı okuyoruz.

    Diğer popüler kitaplarda rastlayabileceğimiz kurgu yerine belirli temalar üzerinden yazar her bölümde farklı bir dünyayı okurlarına sunuyor. Pek çok bağımsız bölüm temaların bir parçasından büyük resmi görmelerini sağlıyor. Bu da okurların her an yanlarından ayırmayacakları her sayfasıyla insana hitap eden samimi bir tarz ile okuyucunun tenini sarıyor.

    Sevdiği kişiyle var olan ve onun yokluğun derin bir hüzne sarılan genel bir çizgi çekiyor ve yazıyor. Ağırlıklı olarak bölümlerde kadının yüceltilmesi ve "Özgecan Aslan" ile ilgili toplumun hassasiyetine uygun olarak kaleme aldığı yazısıyla okuyucudan tam not aldığını söyleyebiliriz. Bu da sosyal ve bireysel aşkın insan noktasında ortak noktada buluştuğunun üzerine durduğunu gösteriyor.

    Genel olarak tamamlanmamış cümleler ile tamamlanmamış aşkların kitabı olduğunu her mısrada öne çıkan bir gerçek... Denemenin tür olarak barındırdığı içsel bir tartışma ortamına ağırlıklı bir ulaşılamamış, anlaşılamamış yoğun bir sevgi ve bağlanma ihtiyacı yansıyor.

    Mükemmel olmadığına inandığı zaman zaman karşılıksızlığa varan aşk, kitapta sevgi ile iç içe geçmiş bir sözcükle sevgiliye sitemle yer alıyor… Anlatıcının anne, kadın ve aile üçlüsünün içerisinde ağır basan insanın soluduğu bir atmosferde konumlanmış. Aşk acısı zamanla karşıdakinden başka anlatıcının kendisini saran bir tutku ve saplantıya dönüşüyor, pek çok yer de defalarca haykırış bazen okuyucuyu bile etkiliyor. Tekrar eden kör aşk karanlık bir kara deliğe okuyucuyu sürüklerken sayfalar arasında kaybolmanız içten bile değil.

    Fazla bölümlerden oluşması duygu akışının sürekli acı çeken bir ruh haliyle yazılması okurken insanın yorulmasına neden oluyor. Bu nokta da yazarın diğer kitaplarında enerjisi yüksek kitaplar ve daha keyifli okunabilirlik sunacağını umut ediyorum ve sabırsızlıkla bekliyorum. Kurgu olmayışı anlatı, deneme hatta tartışmaya varan bir akış içerisinde yazar bazı düşüncelerini defalarca altını çizmesi yazarın bir çember etrafında insanlara mesajını daha yoğun verdiğini gözlemliyoruz. Bu da okuyucunun kitabı aralıklarla düşünceleri anlamak için zaman ayırmasına neden oluyor.

    Miraç Çağrı Aktaş pek çok okurunu bu kitabıyla akşam okuyabilecekleri bir dost edindirmişe benziyor. İnsanların aşk ve sevgili konularında gelenekten beslenen bir tarzda aydınlatabilecek yeri gelecek dinleyecek bir dost… İnsanlara aşk üzerine soyut bir deneme sunarken sevgilinin ve kadının nasıl davranılması gerektiği konusunda da ütopik bir çalışma sunduğunu söyleyebiliriz.

    Kitap bir tatlı sözcüğe veya hak eden bir sevgiliye dünyaları verebilecek bir kör aşığın saplantılara kadar gidebilecek içten ve samimi bir haykırışını anlama ve yaşadığı içsel buhranı ele alan ağırlıklı olarak duygu hali sürekli daha iyi olabileceğine inanan bir karamsarlık yaşıyor.

    İlişkiler ve aşk üzerine yer verdiği denemelerinde insanı sarsan gerektiğinde nasıl olması gerektiğiyle fikrini açıklamaktan çekinmeyen, bir öğretmen olarak topluma ve insanlara ders vermekten de geri kalmayan bir üslup… Okurken bazen çok yorulsanız da bazen kitabın kendini tekrarladığını düşünseniz de hayat kadar sürprizlerle dolu bir kitap ve pek çok yerinde gül bahçesinden çok dikenlerin sizi karşıladığını hissettiren bir kitap.
  • 96 syf.
    ·1 günde·Puan vermedi
    Tutku,takıntı,bağımlılık ve aşk arasındaki akrabalık..İnsanın , en mahremini yalnızca kendisini anlayacağına birine rastlayıncaya dek yüreğine yük edişi..Yargıların ve yargılayışın anlamsızlığı..
    Aradan geçen onca yıla rağmen unutmayış , anlatma arzusunun dinmeyişi..
    Bir zamanlar tutulduğumuz her şeyin zamanla yok oluşu..Ve bizim de tutkularımızla aynı akıbete yürüyüp, yitip gidiyor oluşumuz..Peki ama bu kadar anlamsızlığa bu kadar anlamı nasıl yüklüyor insan,burası hâlâ muamma..
  • 62 syf.
    ·Beğendi·10/10
    ‘’Edebi Bir Tutku’’ eserini okurken eser beni önce ‘’Uykusuzluk’’ eserine yönlendirdi. Tahmini 1 saatte bitti kitap fakat Henry Miller hakkında oldukça etkili bilgilere ulaştım. Esere gelecek olursak;
    69 sayfalık etkili bir kitap, Uykusuzluk. Aykırı bir yazar olan Miller’dan aykırı bir kitap aslında.
    Miller'ın Uykusuzluk'ta (Insomnia) sözünü ettiği Japon kadın, 1967'de yetmiş altı yaşındayken tanışıp âşık olduğu kabare sanatçısı Hoki Tokuda.
    Aslında kitabı yorumlamak biraz zor çünkü her okuyan farklı bir gözle bakacaktır kitaba. Ben birkaç alıntı ile biraz fikir vermek isterim sadece siz değerli okuyuculara
     ‘’Senin suskunluğunun hiçbir anlamı yok benim için;benim suskunluğum seninkini bastıracak.’’
     Nasıl da severim ulaşılmaz olanı!
     Aşk, kesinliğe varmak uğruna kendi yolunu bulma gücüne sahip olmalıdır. O zaman salt çekim kaynağı olmaktan çıkıp çekicileşmeye başlar.
     "Ben iyi tanırım Şeytan'ı; yollarımız çok sık keşişti onunla. Beceriksiz bir ip cambazı gibi ipte yürümeni keyifle izler. Ayağının kaymasına seyirci kalır ama asla düşmene izin vermez."
     Müzik, yüzü olmayan ruhun kahrolası kenar dikişidir. Aslında müzikten nefret ediyordu o. Boş bir insandı aslında.
     Gerçek şu ki, biz sıradan insanlar hep erişilmezi isteriz.
     Yüreğin kan ağlasa bile içinden gelen duygulara asla ihanet etme.
    Henry Miller edebiyat dünyasının en üstün yeteneklerinden. O nedenle bile okunmalı. Ne yazsa okunur dediklerimden Henry Miller.
    Herkese rahatsız edici okumalar dilerim edebiyat sever güzel insanlar.