• 256 syf.
    ·3 günde·Puan vermedi
    Başlangıçta sıradan bir gençlik kitabı okuyormuş gibi hissettiren, sonrasında her şeyin tepetaklak olduğu, Esther adlı karakterimizin ruh halini, düşüncelerini, hissettiklerini uzun uzun okuduğumuz bir eser. Yazarımız bu kitapta kendi hayatından esinlenmiş. Esther’in mükemmel parlak yaşamının arkasında bambaşka bir hayatın yattığı, günümüz dünyasının sorunlarıyla boğuşurken hayatın bambaşka bir hal alabileceğini gördüğüm bir eser oldu. Sonu bize bırakılmış, Esther’in bundan sonra nasıl olacağı sanki bizim kararımızla şekillenecek gibiydi. Karakterin ruh halinin yer yer bana yansımasından ötürü biraz bunalımda gibi hissettiren bir kitap oldu.
  • Tefekkür ayetleri
    Tefekkür ile ilgili Kur'an-ı Kerim'de bir çok ayet bulunmaktadır. Kur’an ayetlerinde tam olarak tefekkür kelimesi geçmesede, muhtelif ifadelerle müminleri ilahî hikmet ve hakikatler ile tefekküre davet etmektedir.

    "Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken (her vakit) Allah'ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler (ve şöyle derler:) Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Seni tesbih ederiz. Bizi cehennem azabından koru!" (Al-i İmran suresi, 191. ayet)

    "(Allah) su sayesinde sizin için ekinler, zeytinler, hurmalar, üzümler ve diğer meyvelerin hepsinden bitirir. İşte bunlarda düşünen bir toplum için büyük bir ibret vardır." (Nahl Suresi, 11. ayet)

    "Kendi kendilerine, Allah'ın, gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları ancak hak olarak ve muayyen bir süre için yarattığını hiç düşünmediler mi? İnsanların birçoğu, Rablerine kavuşmayı gerçekten inkâr etmektedirler." (Rum suresi, 8. ayet)

    "De ki: Ben size, Allah'ın hazineleri benim yanımdadır, demiyorum. Ben gaybı da bilmem. Size, ben bir meleğim de demiyorum. Ben, sadece bana vahyolunana uyarım. De ki: Kör ile gören hiç bir olur mu? Hiç düşünmez misiniz?" (En'am suresi, 50. ayet)

    Tefekkür ile ilgili hadisler
    Tefekkür ile ilgili Kur'an'da bir çok ayet ile beraber, tefekkürün önemini, faziletlerini bizlere öğreten bir çok hadisi şerifte bulunmaktadır. Müslümanlar bu yaratılış hikmetlerini, kendisini düşünerek, zihnini yorarak ciddiyetle tefekkür etmelidir. Nitekim Tefekkür etmek, kalbin en faziletli amellerinden sayılır. Tefekkür nedir sorusunun cevabını bizlere hadislerde vermektedir;

    "Allah'n azameti, Cennet ve Cehennem hakkında bir an tefekkür, bir geceyi ihya etmekten iyidir." (Ebuşşeyh)

    "Tefekkür, ibadetin yarısıdır." (İ. Gazali)

    "Allahü teâlânın yarattıkları üzerinde düşünün, zatı hakkında düşünmeyin!" (Beyheki)

    Hadislerle birlikte Hz. Ömer'in (ra) ve İslam alimlerinden İmam Şafii'nin şu sözleri de tefekkürün önemini bizlere göstermektedir.

    Hz. Ömer (ra);

    "Hesaba çekilmeden evvel kendinizi hesaba çekin!.. Şüphesiz dünyada iken nefsini hesaba çeken kimse için kıyâmet günündeki hesap hafif olacaktır."

    İmam Şafii;

    "Tefekkür zekayı açar."

    Tefekkür nasıl yapılır, örnekler
    Yazımızın başında yazdığımız gibi tefekkür bir ibadettir ama bir düşünce ibadetedir. Tefekkür yapmak değişik şekillerde olabilmektedir.

    İnsan kendi yaratılışına bakarak Allah'ı düşünmesi O'na şükretmesi tefekkürdür.
    Allah'ın mahlûklarındaki güzellik ve faydaları düşünmek bir tefekkürdür.
    Bitkilerin, meyvelerin yaratılışını düşünmek ve şükretmek tefekkürdür.
    Kainatın, dünyanın, yıldızların, gezegenlerin bir ahenk içinde oluşunu düşünmek tefekkürdür.
    Allah'ın vaat ettiği sevapları düşünmek hem ibadet yapmaya sebep olur hem de bir tefekkürdür.
    Allah'ın bildirdiği azapları düşünmek, Allah'tan korkmaya ve günahtan kaçmaya sebep olurken aynı zamanda bir tefekkürdür.
    Allah'ın nimetlerine ve ihsanlarını düşünmek tefekkürdür.
    İşte bu gibi tefekkür örnekleri üzerinde düşünmeli, bunları ne kadar mükemmel yarattığı için Allah'a hamd etmeliyiz. Böylece insanın hem imanı kuvvetlenir hem de bir ibadet sevabı almış oluruz.
  • İnsanoğlu hem niyet eder, hem elde eder.
    Tamamıyla kendisinin efendisi olup olmadığını,
    diğer deyişle her geçen gün daha korkunç bir
    hal alan, tutkularından oluşan kütleyi bir kargaşa
    içinde tutup tutmadığını yalnızca ve yalnızca
    kendisi belirleyebilir.
    Şiir, insana bunu nasıl yapacağını ona öğretir. Kendi içinde
    katlandığımız acıların mükemmel bir telafisini
    barındırır.
  • 256 syf.
    ·4 günde·Beğendi·8/10
    Kitabı nasıl anlatacağımı, hangi noktadan ele alacağımı bilmiyorum.
    Nitekim anlatması da okuması kadar zor bir kitap diye düşünüyorum Woolf'ün bu eseri için.
    Daha önce hiç Woolf okumayanlar bu eserinden başlamamalılar, nacizâne önerim "Kendine Ait Bir Oda" eserini okuyabilirler yazar ile tanışmak için..


    Sahil şehirlerinde yaşayanlar bilirler gün batmaya yakın denizde ki dalgalar şiddetlenir ve kayaya çarpan dalgaların sesi ahenkli bir müzikale dönüşür.

    Bu kitabı her elime aldığımda Izmir'de o sahil kasabasında okuyormuş gibi hissettim bu sebeple kitap ruhâniyetim ile bütünleşti diyebilirim.


    Altını çizdiğim o kadar satıra rağmen, kaçırdığım binlerce satır olduğuna eminim bu kitapta.
    Virginia Woolf bu kitabını oyun & şiir, düzyazı karışımı bir konseptte..

    O kadar dolu dolu bir kitaptı, o kadar
    "Beni oku, her satırımı, tüm dikkatinle, üstünden geçe geçe oku" diyen bir kitaptı ki.
    Bir satırı okurken dikkatinizi veremezseniz, bir sonraki paragrafta dizinin başını kaçırmışsınız da ne oldu ne bitti anlamaya çalışıyor gibi oluyorsunuz.

    Yazar her karakterin uzun monologlarına yer veriyor ve her bir karakter konuşmaya başladığında yeni bir paragrafa geçiyor, bize hangi karakterin sözü aldığını söylüyor.

    Diyalog diyemiyorum çünkü ortada ikili bir iletişim gerçekten de yok. Bir araya geldiklerine şahit oluyoruz, birinin ağzından diğerleri hakkındaki görüşlerini, iç dünyasını dinliyoruz ve bu farklı bakış açıları, kitaptaki karakterler arasında sürekli elden ele dönüyor.

    Eleştirilerde sıklıkla gördüğüm, bu karakterlerden 6'sının bir bilinci ifade ettiği, Percival karakterinin ise tüm bu karakterleri bağlayan, bir algı, başka bir bilinç olduğu yönündeydi.


    Kitapta her bölüm başında, oyunlarda olan betimlemeler gibi, italik yazıyla yazılmış birkaç sayfa mevcut.
    "Güneş daha doğmamıştı." diye başlayıp "Dalgalar kıyıda kırılda." diye biten bir kitaptan bahsediyoruz burada.
    Yazar, kitapta ilk betimlemesinde günün doğumuyla başlıyor ve karakterlerin de her bölümde yaş adlığını okuyoruz.
    Günün ilerleyen saatleriyle, insan hayatı belli bir doğrultuda ilerliyor sanki ve spoiler olacağını düşündüğüm bir nokta değil ama, okurken dikkatinizden kaçmamasını dilediğim için yazıyorum.
    Percival'ın ölümüyle, Bernard'ın bebeğinin doğuşu, güneşin o süre zarfında en yukarıdaki konumundan batmaya başlaması.
    Mükemmel bir ahenk, mükemmel bir ritim var bu kitapta.
    İsminin hakkını o kadar veriyor ki. İşte hayatımız tam olarak böyle değil mi, dalgalar gibi, bir ileri bir geri, belli bir süreçte ve her bir günün doğup batması gibi üstümüzde. Harikulade bir düzen.

    Kitabı kapattığımda yazar hakkında "Ne kadar naif bir ruh," diye düşündüm tekrar. Kesinlikle bu dünyanın çalkantıları için çok derin, fazlasıyla düşünceli, düşünceleri içinde boğulan bir yazar olduğunu düşünüyorum ve ne yaparsanız yapın elinizi uzatamayacağınız kadar derin bir kuyudaymış gibi sanki. İntiharı da sanki bunu onaylarmış gibi zaten.


    İyi okumalar efendim..
  • Heratlı eski üstadların mükemmel ve değişmez kıldığı İslam nakşının portre merakıyla sona erecegini hemen anlayıp isteğinden korkmuş. "Ama herkesten ayrı olduğumu, değişik olduğumu, benzersiz olduğumu hissetmek de istiyordum sanki," dedi. Böylece Şeytan'ın bizi günaha sürükleyeceği zamanlarda olacağı gibi korktuğu şeye doğru güçlü bir isteğin çekimiyle sürüklendiğini hissetmiş. “Nasıl desem, sanki günahkārca bir istekti bu, sanki Allah'a karşı büyüklenmek, kendini önemli bir şey sanmak, dünyanın merkezine kendini yerleştirmek gibiydi."
  • 416 syf.
    ·Puan vermedi
    Merhametli Ölüm #starkyorumluyor
    Eagle’s Nest adlı bir kasabada kıyamet hazırlıkçılarını hedef alan “Mağara Adamı” lakaplı bir katil vardır. Mercy Kilpatrick ise 15 yıl önce bir aile trajedisi sonucunda ayrıldığı bu kasabadaki olayları araştırmak için gönderilen FBI özel ajanıdır. Katilin öldürdüğü insanların sadece silahlarını çaldığını öğrenen ve geçmişindeki bir olaya benzeten Mercy, uzun yıllardır konuşmadığı ailesi için çok endişelenir. Kurbanlardan birinin yeğeni polis şefi Truman Daly ile birlikte soruşturmayı yönetirken Mercy’nin hayatı bambaşka bir yöne gitmektedir.
    Polisiyenin romantizm ile harmanlandığı serinin ilk kitabı Merhametli Ölüm, benim uzun zamandır olan polisiye açlığımı muhteşem bir şekilde doyurdu. Sürekli ipuçlarıyla olayların sonucuna ulaşmaya çalışsamda yazarın katili çok iyi saklaması sayesinde tahminlerim hep yanlış çıktı. Zaten polisiye kitaptan beklentim tam olarak bu. Sonunu tahmin ettiğim bir kitabı bitirene kadar canım çok sıkılırken bu kitabı heyecanım sürekli dorukta bir şekilde okudum. Sayfaları o kadar hızlı çevirdim ki bu kadar çabuk bitmesine de ayrı üzüldüm. Ne olur bana hemen ikinci kitabı fırlatın! Kitabı okurken keşke dizi olsa da izlesem diyorsunuz ve bu noktada müjdeyi yayınevi zaten verdi. Umarım film değil dizi olur ve sürekli izleriz. Gerçekten Mercy ve Truman ikilisini çok sevdim. İzlemekten muazzam bir keyif alırım. Ve Truman sen nasıl bir adamsın! Bütün mükemmel özellikler sende mi toplandı? Ne kadar düşünceli, ne kadar mükemmel bir detaysın sen! Mercy’nin zor zamanlarında hep yanında olan ve çok güzel seven adam! Bir partnerden beklenen her şeyin Everest’i. Yazar o kadar iyi ve kararında yazmış ki romantizm, polisiyenin önüne geçmemiş. Ama devam kitaplarında bu ikiliyi daha çok görmek için sabırsızlanıyorum!
    Mutlaka ama mutlaka bu seriye başlayın derim. Okumayanlar o kadar çok şey kaybediyorki bunu kelimelerle ifade edemem. O yüzden kesinlikle tavsiyemdir. Okuyun, okutturun.
  • 469 syf.
    O nasıl bir sondu öyle :)
    Yarattığı harika kurgu ve yerli Dan Brown olma yolunda ilerleyişiyle Şengül Boybaş'a sevgilerimi sunuyorum.
    Tarih,insanlık,doğaüstü mistik olaylar mükemmel bir şekilde harmanlanmış.
    Tavsiyedir!...