• Yollar uzun, yollar ince
    Yol kısalır aşk gelince
    Yat kurban ol ismail'ce
    Bıçak senden incinmesin.

    Hakikat aşkın aramak nasip olsun hepimize

    Aramak diyorum, bulmak değil. Zira şu cevval asırda, hakikati aramak ve o yolda olmak dahi kafidir bize.

    Hayırlı geceler

    Verâ
  • 192 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Insanlara saf mutluluk nasip olmaz.
    Her tatlı mutlaka az çok bir acılıkla karışır.
    .
    .
    Edebiyatımızın köy romanının ilk örneği olan Karabibik'ten sonra kaleme alınmış en kapsamlı ve gerçekci köy romanı Küçük Paşa imiş.
    .
    .
    Istanbul'un bir paşa konağında doğacak bebek için sütanne aranıyor. Selime bunun için en iyi adaydır. Hem köyde yaşıyor hem de 40 günlük bebeği vardır. Köyde yaşayan kadınların eli yüzü açık olmaz yani her şeye maydanoz olmaz gibisinden onu alıyorlar konağa. Buraya kadar her şey güzel lâkin şu konuda Selime'ye çok kızdım. Kendi oğlu daha 40 günlük ve onu memeden kesip yeni doğan bebeği emziriyor. Insan kendi canından olana bunu nasıl yapar aklım almıyor doğrusu.
    .
    .
    Salih yani Selime'nin oğlu yedi yaşına kadar konakta Büyük Paşa'nın oğlu gibi yaşıyor. Ona da Küçük Paşa diyorlar. Tabii ömürlük olmuyor bu durum. Büyük Paşa ölünce Küçük Paşa da hooooop diye şutlanıyor kapı önüne. Ve asıl eziyet bundan sonra başlıyor işte. Öyle şeyler yaşıyor ki insanın okurken yüreği dayanmıyor. El kadar çocuğa nasıl yapılır onca eziyet cidden bilemiyorum. Aklım almıyor, kabullenemiyorum.
    .
    .
    Yazar bu kitabı ile eğitimsizlik ve yoksulluğa atıfta bulunuyor. Köy ve kentte yaşayan insanlar arasında ne derece bir uçurum olduğunun örneği desem yeridir. Kitaptaki karakterlerin konuşması özgün bırakılmış, yani normal anlaşılan dile uyarlanmamış şive olduğu gibi bırakılmış. Bazı yerlerde takıldım ama çoğu yeri anladım çünkü bizim oralarının diline aşırı benziyordu.
    .
    .
    Şu ana kadar okuduğum klasiklerden Refet ilk sırada idi ama Küçük Paşa ilk sıraya bomba gibi düştü. O yüzden kesinlikle okumanız gerek diyorum.

    #parlakmeltemkitapligi
  • ''Rabbim diyor ki:
    Yalnız Rabbine yönel ötesi can sıkıntısı ötesi kalp daraltısı.İşlerine tam teslimiyet ve tevekkülle Allah'a bırak.Bırak ki göğsüne genişlik ve inşirah gelsin. ''


    ''Ve diyorum ki;
    Alemlerin Rabb'ine, Her yaralı yüreğe bir'' İnşirah '' ferahlığı nasip eyle. ''
  • 149 syf.
    Her gönle nasip olmayan bir incelik ve hassasiyetle "Yağmur" adıyla taşıyor satırlara, Peygamberi;

    Yağmur'un ölü tabiatı yeniden dirilttiği gibi Muhammed'in (sav) de ölü kalpleri dirilteceği umudunu taşıyor dizelerinde...

    Yağmur'u yazmaya bir yolculuk sırasında başlıyordu Nurullah Genç ve yıllar sonra şu sözlerle dile getiriyordu hâlini:

    Yolculuk dört beş saat sürdü. Bileti çıkardım arkasına;

    ''Sensiz ufuklarıma, yalancı bir tan düştü
    Sensiz kıtalar boyu uzayan vatan düştü
    Bir kölelik ruhuna mahkum olunca gönül
    Yüzyıllardır dorukta bekleyen sultan düştü.'' diye yazdım.

    Sonra dedim ki; Allah’ım ben herhalde bir şey yazmaya başladım… Bir halin içerisine girdim. Bu bir naat mı acaba diye. Onu böyle sıkıştırdım göğsüme. Otobüs hareket etti gidiyoruz. Ben unutmuyorum. Arada bir bakıyorum, okuyorum.

    "Oh ya Rabbim diyorum ben bir şey yazmaya başladım”.

    Çünkü mısralar zorluyor beni artık. Eve gittim kapıyı çaldım, eşim açtı kapıyı. İki çocuğum var. Eşime dedim ki, ''Ben bir şey yazmaya başladım ama ne olduğunu da tam bilmiyorum. Biraz sıkıntılı bir haldeyim, içim çok dolu. Bu süre içerisinde, bu bitene kadar bana tahammül eder misin?'' ''Tabi ki sen yaz yeter ki'' dedi.
    ....
    Anlatacak çok şey var aslında ama herşeyi de anlatmak olmazdı . Tek nefeste okuyacağınız bir kitap tavsiye ederim. emeği geçen NURULLAH GENÇ'e teşekkürler
    1K ..
  • Evlat annenin eseri… Toplumumuzda, geleneğimizde, erkeğin rolü şu; Bunu kendimden bilerek söylüyorum. 20’sine kadar annesinin eline bakan, 20’sinden sonra eşinin eline bakandır. Onlar himmetini eksik etse, onlar dik durmasa, bu cefayı çekmeseler hiçbir şeyi konuşamayız bile. Bugün karşınızda bulunuyorsam, birtakım hizmetler nasip olduysa bu iki kadının eseridir. Annem ve Eşim.

    Annemin okuma yazması yoktur, Eşim ilkokul mezunudur. Ben okula gidiyorum Annem benimle beraber okuyor. Okuma yazma bilmediğini 3. sınıfa geldiğimde fark ettim. Bana hiç hissettirmeden aynen benimle beraber ders çalışıyor. Beni götürüyor öğretmenim gibi ilgileniyor.

    10-11 yaşında yatılı okula gidiyorum. Ağlıyorum… Uzak geliyor bana. Anne ben vazgeçeceğim gelip burada okuyacağım diyorum. Rezil olmadan Vezir olunmaz oğlum diyor. Annemin okuma yazma bilmemesine rağmen bu medeniyetten tahsil ettiği bir hikmettir. Rezil olmadan Vezir olunmaz ve ben çileye katlanıyorum.

    Rahim insanın doğduğu yer. Allahüteala’nın bir ismidir bu kelime değil mi? Kime ne vesileyle veriliyor? Lütfen dikkat! Yani Bismillahirrahmanirrahim ve sen orada dünyaya geliyorsun. Orada gördüğün muameleye bak. Devamlı çile Anne için. Senin için ise sıfır risk, ekmek elden su gölden.

    Ben bugüne kadar Annelikten daha zor bir iş yapan insan görmedim. Gören varsa söylesin. İnsafsız alacaklı gibidir çocuk… Ana rahmine düştüğü andan itibaren başlar Annesini kusturmaya ömrü boyunca kusturur. Onun o kahrını çeken kim? Anne… Şimdi yerine ne koyuyorsun? Onu başka bir yere sevk edince… Anaokulu… Anaokulunda ana yok, huzur evinde huzur yok…

    Eğer insanoğlunda Meleğin bir timsalini görmek istiyorsanız Anneden başka örnek gösteremezsiniz… Merhametin ne olduğunu, şefkatin ne olduğunu, insan burada tanıyor görüyor… Nasıl bir şey Anne?

    Çocuklar üçer beşer yaşındayken birer elinden tutuyor. Benim Annem, benim Annem diye çekiştiriyor. Onlar (çocuklar) 30’ar yaşına gelip Anne 60-70 yaşına gelince de, senin Annen, senin Annen diye itiyor, o baksın diye… Bunu da Anne biliyor. Bilir yani. Evlat o şefkati gösterecek değil. Ama tamamen karşılıksız hiçbir şey beklemeden, sadece Cenab’ı Hakk’ın Rahmet sıfatının insandaki muhteşem tecelligahı Anne. Bize, Allah’ın Rahmetini de hatırlatmak bakımından muazzam bir muallimdir aslında. Yerine hiçbir şey koyamazsınız…

    Hiçbir profesyonel yardım O’nu tarif edemez… Yanına bile yaklaşamaz… Annelik gözden düşüyor sanki… Evde olmak sanki pek övünülecek bir şey değilmiş gibi… Hayır hayır bu büyük hata olur… Allah göstermesin, yapabileceği hiçbir iş bundan (Anne olmaktan) daha önemli değil… Beşiği sallayan dünyayı sallar…

    Genç bir Kaymakam dostum Vali bey’in yanında bizim hanım çalışmıyor dedi… Vali beyin yanında bozmak doğru olmazdı ama niyetim de bozmak değil zaten. Hanımı ev hanımı, onu demek istiyor anladım ben… Üç çocuğu da var… Bu gömleği kim ütüledi? dedim. Hanım dedi… Kahvaltıyı kim hazırladı? Hanım… Çocuklara kim baktı? Hanım… Çamaşırları kim yıkadı? Hanım… Ve çalışmıyor öyle mi? Allah taş eder adamı… Ne diyeyim hocam dedi ev hanımı… Annelik yapıyor diyeceksin! Ve diyeceksin ki dünyadaki en ağır işi yapıyor…

    Ayağının altında Cennet olan insan hakkında ileri geri konuşulmaz… Karşısında el pençe divan durulur. O’nun duası istenir, O’nun rızası kazanılmaya çalışılır. Gönlü okşanır öyle olmalıdır… Şunu söylemek lazım Cennet Annelerin ayağı altındadır. Kadınların değil, Erkeklerin değil, Babaların değil, Annelerin ayağı altındadır.

    Babanın rolü nedir? Problem olmasın yeter. Bu bir… İkincisi; Bir babanın evladına yapabileceği en büyük iyilik Anasına iyi davranmaktır. Onu el üstünde tut, baş tacı olduğunu bildir, hissettir… O Anne o moralle Allah’ın izniyle dağları yüklenir hiç de yüksünmez götürür. Zerreden küreye, molekülden galaksiye her yer ibret dolu amma bakmadan geçersin. Kaybeden de sen olursun. İbretle bak… Bir tohumdan neler zuhura geliyor… Bir damla su neyi ifade ediyor… Allahüteala’nın kudretini seyret. Çünkü;

    ‘Cihan ara cihan içindedir arayı bilmezler, O mahiler (balıklar) ki derya içredir deryayı bilmezler.’

    Cenab’ı Hakk’ın kudretini bütün eserlerinde görebilirsin, fakat insan genellikle balık gibidir. Denize girer de denizi bilmez.”

    Üstat Hayati İnanç’ın Anne’yi tarifi muazzam..🌹

    Anne Merhametin Cisim bulmuş halidir..🌹

    https://youtu.be/fZlviAF2wHU

    Hayati İnanç..🌹
  • 160 syf.
    ·2 günde·10/10
    Hayatını düzene soktuğunu düşünmeye başladığında birden bir şeyler ters gitmeye başlar. Her şey bitti dediğin anda Rabbin sana sınırsız rızık kapıları açar.
    Bu kapılara ulaşmak için belki de önce musibetler göreceksindir. Her anahtara ulaşmak öyle kolay değildir. Kitabı okurken hayatımda buna benzer olayların ne kadar çok olduğunu gördüm. Sadece kendi hayatımda da değil sevdiklerimin hayatında  da olmuş. Ben düşmüşüm Rabbim kaldırmış, ben bitti demişim Rabbim yeniden başlatmış.
    Ey Rabbim! Sen nelere kadirsin. Bu hikaye ile geçmişteki düşüp kalkmalarımı  hatırlayıp sürekli şükrettim. Kişisel olarak her şerde bir hayır olduğuna inanan biriyimdir. Bu kitabı okuduktan sonra artık hiç tereddütüm kalmadı. Her şerde de , her şeyde de bir hayır var. İsyan etmeden, küfre girmeden sadece Rabbimize sığınarak bu imtihanlardan geçebiliriz.
    Öyle isyan etmelerle, ben ne günah işledim de başıma bu geldi demelerle imtihan kazanılmıyor dost! Sabırla, şükürle, duayla, sığınmayla imtihan kazanılıyor. Hep aklında şu olsun bu benim imtihanım ve bu derdin,sıkıntının sonunda var bir hikmet. Bu kitaptan sonra hikmeti gören biriysen şükredeceksin, şükrün artacak. Sıkıntı ile karşılaşınca sitem eden biriysen geçmişine dönüp demek bu yüzdenmiş tüm bu sıkıntılar diyeceksin. Sabırla, duayla ve Rabbine sığınma ile tüm sıkıntıların atlatılışı ve her sıkıntının ardındaki ferahlığa kavuşmanın hikayesi. Şimdi diyorum belki Rabbim benden şükrümü artırmamı istiyordu ve bana bu kitabı okumamı nasip etti. Senin niyetin iyilik olsun, güzellik olsun işte o zaman nasibinde güzel olur. Unutma "Nasip niyete vurgundur."