• Yeşilçam filmlerini aratmayacak bir Dostoyevski öyküsü.

    Çağımız aşklarını gölgede bırakacak denli hızlı yaşanan bir aşk hikayesi yazmış Dostoyevski. Tanışma, kaynaşma, aşık olma, ayrılma hepsi 4 gecede gelişen olaylar sonucu böyle bir öykü çıkmış meydana.

    Buradan sonrası biraz SPOILER olabilir.

    Yeşilçam filmlerini aratmaz dedim ya hani, öykünün baş kahramanı olan yazarımız çok yalnız bir adamdır, doğru düzgün arkadaşı bile yoktur; bir gece rıhtımda ağlayan bir kıza rastlar, sonra gece vakti kız kimsesi yalnız gezer mi düşüncesiyle adamın birisi kızın peşine takılır, kahramanımız kızı kötü adamlardan korur. Sonra ertesi gün buluşmak için sözleşirler ve buluştuklarında birbirlerine hayat hikayelerini anlatmaya başlarlar günden güne. Adam içini döktükçe yalnızlığını giderdiğini hisseder.

    Olaylar yeşilçam kıvamını korumaya devam eder ve birden adam kıza aşık oluverir, ama kızın gönlü başkasındadır. Zaten adı Nastenka olan bu kız da beni bitirdi, bitirdi. Böyle bir kezbanlık olamaz. Hatta tarihteki ilk kezban Nastenka bile olabilir. Sürekli ben çok güzelim her gören bana aşık olur, sen bana sakın aşık olma... Ben senin bildiğin kızlardan değilim... Beni basit kız sanma... Kızım bu ne özgüven ya anlat biraz!! Çıldırdım arkadaşlar çıldırdım!! #28734929

    Neyse kahramanımız "Bir tek dileğim var Nastenka, mutlu ol yeter!" diyerek, kızı aşık olduğu adamla tekrar bir araya getirmek için uğraşır da uğraşır. Mektuplar yazılır, ortak tanıdıklara haberler salınır... Kız da baktı çıkarı var, kardeşimsin, dostumsun diye gazlaya gazlaya işini halletmeye bakar. Sonra adam bağrına taş basmaya razı olup kızla birlikte, kızın sevdalısını beklemeye başlar buluşmak için sözleştikleri yerde. Adam gelmeyince bizim adamın birden aşkını itiraf edesi tutar. ( Allaaamm sana geliyorum.) Hüngür şapırt ağlaya zırlaya gelen itiraf sonucu bizim kezban bir durum değerlendirmesi yapar. Eskisi dönmüyor, bu adam da saf aşık beni seviyor, e ninemden de başka kurtuluş yok en iyisi bu salağa varayım ben der ve ben de seni seviyorum, şuan çok mes'ud'um bla bla zırvalar.

    Durun finali daha da beyin yakıyor, tam bunlar oturdukları banktan kalkıp kolkola kırlara doğru koşacaklarken karşıdan kızın sevdiği adamın geldiğini görürler. Kız bizim adamın kolundan çıkıp eski sevgilisine koşar ve beraber el-ele uzaklaşırlar, bizim adam da öööylee arkalarından bakar kalır. Yemin ediyorum Yeşilçam böyle final görmemiştir, böyle ihanet de olmaz. Bir de yüzsüz kezban kalkıp adama mektup yazıyor, bize gelirsin ziyarete, ikinizi birden sevebilirim göğe bakalım falan diye. #28736299
    Hem ikiyüzlü hem arsız!!

    Şimdi erkek karakterin yaptığı şey özveri mi, yüce gönüllülük mü, aşk mı adını siz koyun ama çok saçma değil mi?

    Gerçekten çok sinirlendim, bu saçma aşk hikayesini bir kenara bırakıp kitabın hakkını teslim etme kısmına geçersem yalnızlık ve hayalperestlik üzerine yazarın kurduğu cümleler çok etkileyiciydi.

    Dostoyevski kitabı yazarken Rossini'nin "Sevil Berberi" operasından epey esinlenmiş olsa gerek ki bazı yerlerinde onun bazı kısımlarını kastettiğini söyleyen çeviri notları vardı.
    Şöyle bir üvertür buldum kendisiyle ilgili :
    https://youtu.be/dhL1nLuXN4o

    Bir de Ilya Glazunov isimli Rus ressamın kitapla ilgili çizimlerini ekleyip incelemeyi bitireyim.

    Anlattığım final sahnesi : http://glazunov.ru/...stenka-is-going-away

    Nastenka'nın gönderdiği mektubu okurken : http://glazunov.ru/...ng-nastenka-s-letter

    Finalden bir önceki sahne : http://glazunov.ru/...orks/173-rendez-vous

    Hayalperest : http://glazunov.ru/...orks/153-the-dreamer

    Kezban şey pardon Nastenka : http://glazunov.ru/...e/works/160-nastenka
  • " Size önce ben yazıyorum. Sabırsızlığımı bağışlayın. Bütün bir yıl umut içinde bekledikten sonra bir günlük daha kararsızlığa dayanamayışım, bilmem ne derece yanlış! Evet, siz buraya geldiniz, ama niyetinizi değiştirmiş olamaz mısınız? Öyleyse mektubumdan, sitem ettiğim ya da sizi suçladığım anlamını çıkarmayın. Kalbinize hükmedemedim diye sizi suçlayacak değilim. Ne yapalım, yazgım böyleymiş! "
    Dostoyevski
    Sayfa 79 - İletişim yayınları
  • " Sevgili Nastenka, benim iyi yürekli kızım, dinleyin beni. Size yemin ederim, bir gün evlenecek duruma gelirsem, yaşamımın biricik mutluluğu siz olacaksınız. Şimdi Moskova'ya gidiyorum, orada bir yıl kadar kalacağım. İşlerimi düzene koyacağımı umuyorum. Döndüğüm zaman beni unutmamışsanız evlenir mutlu oluruz. Ama şimdi olmaz, şimdiden söz vermeye hakkım yok. İşte, tekrar söylüyorum, bir yıl sonra değilse bile bir gün mutlaka olacak. Doğaldır ki, siz başkasını bana yeğlemezseniz. Onun için sizi sözümle bağlamak istemiyorum."
    Dostoyevski
    Sayfa 76 - İletişim yayınları
  • Hepimiz biraz Nastenka,biraz da delikanlıyız sanırım.Ikisini de hem haklı bulup,hem tenkit edebiliriz.

    Duygular insanoğluna verilmiş bir bıçak.Nasıl kullanacağımız tamamen bizim duygusal zeka yönetimimize kalmış.

    Dostoyevski'nin 27 yaşında,dev eserlerinden önce kaleme aldığı bu eserde; en bariz duygu durumu "yalnızlık."
    Yalnız insan,hayalperest,aşk beklentisi içinde,bir çift kelama hasret,öznel yaşam çerçevesinden sıkılmış,diğer insanların,elbette özellikle karşı cinsle muaşeret isteğinde olma gibi insani duygularla örülüdür.
    Bu duygularda iki cins insanın karşılaşmasının,kalben birbirlerini yakın bulmalarının,birinin aşkı diğerinde bulmaya çalışmasının,diğerinin beklediği bir sevdiğinin olması gibi hüzünlü bir aşk üçgeni öyküsü "Beyaz Geceler"