Günaydın. İnsan her şeyi hatırlamakla övünür de bazen unutmanın ne büyük nimet olduğunu ıskalar. Aman, aksi hâlde ne güç olurdu yaşamak. Nâzım Hikmet, "Çiçekli badem ağaçlarını unut," der ve ekler: "Geri gelmesi mümkün olmayan hatırlanmamalı." İnsan şu kısacık ömrüne bir de her şeyi hatırlamayı yük etmemeli. Güzel, güneşli bir gün dileğiyle, var olun.
Günaydın. Hani olur ya, falanca birden acayip bir şey başarır, filanca bilmem ne kadar para kazanır, garip ilişkiler, tuhaf işler. Her şey ortaya çıkar da, utanan sıkılan kimsecikler bulunmaz. Milletin de hakkı yenir; işçinin, köylünün, yetimin de. Sonuçta ne olacaktır? Hep bir ağızdan aynı söz: Bu dünyanın düzeni böyle. Harp Baladı'nda geçer: "Vicdan insanı terk etmez, insan vicdanı terk eder." Vicdanımıza sımsıkı sarılalım. Bu çağda bu düzende inadına insan kalarak, kimsenin hakkına göz dikmeden...
vakit geldi kunâla
dünyayı göreli çok oldu
tam kırk yılda seni buldum kunâla
bu can tenden geçmeden
bu dünyadan göçmeden
bir kerecik sevmek çok değil
simsiyah saçların var kunâla
kemiklerine yapışık etlerin var
bir gün dökülecek
kunâla kuşu gibi gözlerin var
bir gün sönecek
kunâla
bu etlerin arkasında güzelliklerin var
benden başka kimse bilmeyecek
bu can içimde kuştur kunâla
seni görünce titrer
bu can gözümde muhabbettir kunâla
seni görünce yanar
bu can burnumda soluk olur kunâla
uçar gider
bu can benden geçmeden
bu dünyadan göçmeden
bir tek seni sevmek çok değil