Simurg Atlantis ELF (ϜϓſϞ), bir alıntı ekledi.
13 saat önce · Kitabı okudu

Bulutlar geçiyor : haberlerle yüklü, ağır.
Buruşuyor hâlâ gelmeyen mektup avucumda.
Yürek kirpiklerin ucunda
uzayıp giden toprak uğurlanır.
Benim bağırasım gelir :
P î r â y e P î r â y e !.. diye...

Bütün Şiirleri, Nazım Hikmet RanBütün Şiirleri, Nazım Hikmet Ran
Tolga Can, bir alıntı ekledi.
20 May 04:02

Sen
Ne ben Sezarım,
Ne de sen Brütüssün...
Ne ben sana kızarım
ne de zatın zahmet edip bana küssün..
Artık seninle biz,
düşman bile değiliz..

Bütün Şiirleri, Nazım Hikmet RanBütün Şiirleri, Nazım Hikmet Ran
Osman İnce, bir alıntı ekledi.
20 May 01:35

Bugün bana nefesim deyip, yarın başka birinin yanında soluk alacaksan;
Dilerim, nefessiz kal...

Bütün Şiirleri, Nazım Hikmet RanBütün Şiirleri, Nazım Hikmet Ran
Murat Çiçek, bir alıntı ekledi.
18 May 23:57 · 9/10 puan

Bir kurşun kalemim vardı, ben içeri düştüğüm sene.
Bir haftada yaza yaza tükeniverdi.
Ona sorarsanız: “Bütün bir hayat.”
Bana sorarsanız: “Adam sen de, bir iki hafta.”
..
Şimdi on yaşına bastı, ben içeri düştüğüm sene ana rahmine düşen çocuklar.
Ve o yılın titrek, ince, uzun bacaklı tayları,
Rahat, geniş sağrılı birer kısrak oldular çoktan.
Fakat zeytin fidanları hâlâ fidan, hâlâ çocuktur.

Yeni meydanlar açılmış uzaktaki şehrimde, ben içeri düştüğümden beri.
Ve bizim hane halkı bilmediğim bir sokakta, görmediğim bir evde oturuyor.
..
Fakat gün ışıdı her şeye rağmen, ben içeri düştüğümden beri.
Ve “Karanlığın kenarından onlar ağır ellerini toprağa basıp doğruldular” yarı yarıya.

Ben içeri düştüğümden beri, güneşin etrafında on kere döndü dünya.
Ve aynı ihtirasla tekrar ediyorum yine, ben içeri düştüğüm sene onlar için yazdığımı: “Onlar ki toprakta karınca, suda balık, havada kuş kadar çokturlar, korkak, cesur, cahil, hakîm ve çocukturlar. Ve kahreden yaratan ki onlardır, şarkılarımda yalnız onların mâceraları vardır.”
Ve gayrısı, meselâ benim on sene yatmam, lâfü güzaf!

Bütün Şiirleri, Nazım Hikmet RanBütün Şiirleri, Nazım Hikmet Ran
Tuğçe, Bütün Şiirleri'ni inceledi.
18 May 23:28 · Kitabı okudu · 19 günde · Beğendi · 10/10 puan

Nitekim Nazım bir şekilde girdi hayatıma. Pişmanlık mı? İnsan hiç ölümcül bir hastalığa yakalandığına şükreder mi? Eder. Bir şekilde üç adım önden giden, ellerini arkadan kavuşturmuş öğütler veren bir adam düşünün. Öğretmen gibi. Ayaklarıyla çamurda bıraktığı izleri bir düşünün, belki beş adım sonra üzerine basacağınız. O kadar net, o kadar temiz izler ki bunlar o çamurun içinde, o izlerin üzerine basacaksınız. Ki zaten basacaksınız. Hayatı Nazım çizmiş gibi. Başka çareniz yok. Nazım bu kadar net işte. Ayak izlerine basmaktan başka çareniz olmayan bir dev adeta. “Bunları benden öğren.“ diyen tarzda bir dev. Bu bir geçiş evresi gibi. Nazım’la tanıştığınızda geçtiğiniz bir tünel var. İnsan sevmeyi öğreten, umut saçan bir tünel bu. Ve hayır, buna rağmen tünel beyaz değil. Sarmaşıklarla, renklerle ve birden fazla çeşit çiçeklerle dolu bir tünel. Kuşkusuz herkesin, farkında olmadan bir dönem geçtiği bir yer.

Karanlık, bir alıntı ekledi.
18 May 23:06

Biz nasıl bilirsek hep bir ağızdan gülmesini,biliriz öylesine yaşamasını ölmesini.

Bütün Şiirleri, Nazım Hikmet RanBütün Şiirleri, Nazım Hikmet Ran