Evet, gözlerimiz başımızla orantılı ve ölçülü yaratıldığı gibi kirpiklerimiz, kaşlarımız dahi ölçü içinde yaratılmıştır. Kaşlarımızın ve kirpiklerimizin saçlarımız gibi sürekli uzadığını hayal edip, gözlerimizi koruma işlevi görürken hem görmemize mani olacaklarını hem de göze zararlı bir hâle geleceklerini düşündüğümüzde bu ölçünün mükemmelliği ortaya çıkacaktır.
Evet, insanın kolları birbiriyle ölçülü ve dengeli bir şekilde yaratılmış. Hem elleri ve parmakları da birbiriyle simetrik ve ölçülü yaratılmış. Öte yandan kollarının uzunluğu ile boyu birbiriyle orantılı ve ölçü içinde yaratılmış. Ayaklarımız ve bacaklarımız dahi tüm vücudumuzla orantılı ve ölçülü yaratılmış.
Evet, Güneş ile gezegenlerin dengelerini tefekkür ettiğimizde kesinlikle anlarız ki bu kâinatın yaratıcısı her işini son derece hassas bir ölçü ile yapar. O gezegenlerden bir tek gezegen olan dünyamız Güneş’e biraz daha yakın ya da biraz daha uzak olsa ne olurdu? Hem dünyamızın müthiş hızıyla birlikte hiçbir yolcusunu sarsmaması nazara alındığında o hız biraz azaltılsa veya arttırılırsa yolcularını bir anda fırlatıp dağıtmaz mıydı? Yahut birkaç dakikalığına yörüngesinden çıksa hayat son bulmaz ve ani bir kıyamet kopmaz mıydı?
Besin zinciri diye isimlendirilen, canlıların birbirine rızık kılındığı sistemde Adl ismi tecelli eder. Buğdayın çekirgeye, çekirgenin kurbağaya, kurbağanın yılana, yılanın kartala rızık olduğu bir besin zincirini hayal edelim. Şayet beşer bulaşık elini karıştırıp da kurbağaları öldürürse ne olur? Çekirgelerin sayısı aşırı artar, buğday hızla azalır ve denge bozulur. Demek ki bu düzeni kuran ve bu dengeyi ve ölçüyü koyan Adl Allah Azze ve Celle'den başkası olmaz ve olamaz!