• Sırbistan'ın arkasında Rusya, Bulgaristan'ın arkasında Avusturya-Macaristan vardı. Yunanistan'ı ise hem Ingiltere, Fransa, hem de Almanya tutuyordu. İtalya, Yunanistan'a düşmandı. Avusturya-Macaristan'ın büyük düşmanları ise Sırbistan ve arkasındaki Rusya idi. Böyle bir dengeyle 30 yıl büyük başarı ile oynayan İkinci Abdülhamid'den sonra Meşrutiyet'te Osmanlı İmparatorluğu’nu yönetenler aynı başarıyı hiç gösteremedikten başka, beceriksizlikleri, uzak görüşten mahrumiyetleri ve içlerine hainlerin karışması yüzünden, üstelik dengeyi Türkiye aleyhine kendi elleriyle de bozmuşlardı. Yeni bir Balkan Harbi'nin ufukta iyice göründüğü haziranın ilk günlerinde siyasî manzara buydu.
  • Ne kadar çok sevmişsin sen koca
    Veysel, Ne kadar çok aşık olmuşsun
    ve Ne kadar büyükmüşsün…
  • 198 syf.
    ·109 günde·Puan vermedi
    J.D Salinger Çavdar Tarlasında Çocuklar Bu kitabın Türkiye'de Aslında iki tane çevirisi bulunuyor biri Yapı Kredi Yayınları'ndan çıkan Çavdar tarlasında çocuklar daha eski bir baskı olarakta Gönülçelen adıyla ilk yayınlanmaya başlamış Türkiye'de 1951 yılında Amerika'da ahlaka aykırı nitelikler içerdiği ve Kelimelerin çok ahlak dışı olmasından dolayı kaldırılıyor daha sonra 1978 yılında ise derslerde okutulmaya liselerde ders olarak okutulmaya başlanıyor Daha sonra da liselerde okunurken komünizm propagandası yaptığın neticesiyle tekrardan kaldırılıyor 1981 yılında da ülkenin en çok okunan ve en çok sansürleyen kitabı olarak tarihe geçiyor. Aslında kitaba baktığımızdan Holden adında bir karakterimiz var hayattan bıkmış her şeye karşı önyargılı hayata bakış açısı nefret dolu insanları sevmeyen bir insan hariç böyle sorumsuz be sürekli özgürlük arayışında olan ve 16 yaşında olmasından dolayı her şeyin kendine göre kısıtlandığını varsayan bir karakterimiz var 198 sayfalık bir kitap ve 198 sayfanın tamamını da da kendi hayatını anlatıyor kitap Normalde 3 gün olarak anlatılıyor ama okurken çok fazla bir zaman dilimi geçirdiğini hissediyorsunuz Okul Yılları okuldan sonraki ve okuldan atıldığını ailesini ulaştığı güne kadarki 3 gün olarak anlatılıyor kitabın sonunda şöyle bitirmiş salinger daha çok anlatacak şeyim var fakat canım istemiyor Size hiçbir şey anlatmaya gerekli görmüyorum gibi saçma sapan bir kapanış yapmış ya biraz ben EGO gördüm Aslında yazardan mı kaynaklı yoksa karakteri kendi gözünde öyle mi büyütmüş Tam olarak anlayamadım ve bu kadar baskı yapmasını çok satanlar listesinin en üst seviyelerinde olmasının sebebini daha anlamış değilim Belki bir kez daha okuyabilirim Bu kitabı bilmiyorum şu an ama kitabı ilk aldığımda önünde hiçbir resim yok arkasında kitabı alırken okumak için bir ön açıklayıcı söz vermemiş arka kapak yazısı yok o yüzden kitap bana çok tatmin edici gelmedi ve bu kadar baskı yapmasında hala anlamış değilim kitabın içerisindeki çocuğun 16 yaşında olması ve 16 yaşına göre çok saçma olayları kendince büyükmüşsün gibi yaşaması bana çok ahlak dışı geldi her kelime sansürleme den mi attığımız Aslında bazı yerlerinde sansür olduğunu düşünüyorum Çünkü daha müstehcen kelimelere girebilirdi çocuk 16 yaşında olmasına rağmen bu kadar birikmişlik dolmuşçuluk terbiye oranının düşüklüğü ahlaksal olarak kökür neden olduğunu tam olarak algılayamadım galiba çevresindeki insanlardan kaynaklandığını düşünüyorum. Kitap inceleme mı bu kadar Aslında bu kitap üzerine daha fazla konuşulabilir mi bilmiyorum Fakat yani 26 bölümü bu kadar bir hayatını yazması olaylarını sıradan bir şekilde devam etmesi kitabı çok sıkıcı buldum açıkçası dili basit ama çok sıkıcı geldi bana sürekli Çok samimi bir konuşma dönüyor ya seni arkadaşıymış gibi kabul ediyor Ben aslında kitaplarda karakterim kendine Bu kadar çekmesini algılayamıyorum anlamıyorum Bilmiyorum siz de okursanız ne yorum yaparsanız bekliyorum.
  • 288 syf.
    ·2 günde·10/10 puan·Ne Okusam'dan
    96 yılı Eylül ayında doğmuştum... Kısa bir süre geçti doğmamın üzerinden Talasemi majör olduğumu söylemişler... Ergenliğini göremez demişler... Ne çocuğu olur, ne insan gibi yaşar demişler...(duyduklarım bu idi sanırsam büyüklerimden...) ağır tedaviler sonucu şimdi 2 çocuğumla evimde bu kitaba bakıyorum...

    Canım kız... Gökyüzü gülüşlü Burçak... Hep Amerika hayali kuran mavi saçlı kız... Günlüğün okundu, hemde sayısız bir şekilde ve ünlü oldu... Peki sen neredesin, yattığın yerde rahat mısın güzel kız... Rabbim mekanını cennet eylesin...

    Keşke okumasaydım, kalbim, ah o beni ezen anne yüreği kaldırmıyor...

    Oysa ki benden büyükmüşsün, ama ölen yaşıyla kalmaz mı çocuklar?...

    "Büyümez ölü çocuklar..."

    Okuyun, yüreğinizle okuyun efendim...
  • 400 syf.
    ·4 günde·6/10 puan
    Ahh Aşk!
    Sen hiç mesafe nedir bilmedin hiç öğrenemedin de.
    Kalplere, ansızın kapıyı çalmadan girdiğin gibi ansızın da kalpten ardına bakmadan çıkmak istedin ama bilmez misin ki kalpte senin izin kalır, sesin kalır .
    Ahh Aşk!
    Bu seferki kurbanın Kafka olmuş demek..
    Ona da acımadın diğer tüm acımadıkların gibi, onu da amansız bir girdabın içine sürükledin ta ki girdabında kaybolana dek.
    Ahh Aşk!
    Sen öyle bir hastalıksın ki sana tutulan dünyanın zirvesine çıkmışçasına coşkulu, nefesi kesilircesine nefessiz...Düşünsene öyle bir hastalıksın ki dikenlerin ayağına battığından bihaber zirveye varıyorsun ama bir de bakmışsın ayakların kan revan içinde ve işte o an acıyı iliklerine kadar hissediyorsun.
    Ve sen Ey Aşk evet sen: Bakmayacaktın ayaklarına diye pis pis sırıtıp zirveden alaşağı ediyorsun.
    Ahh Aşk!
    Kafka'nın zirveden yuvarlanışına bizi seyirci ettin ya sen ne büyükmüşsün. Senin karşında kim durabilir dedirtmek seni mutlu etmiştir, artık kibrinle bir yastıkta kocarsın sevgili Aşk.
    Son bir sözüm sana, bak yolun yol değil Ey Aşk! Adımlarına dikkat et , varma bizim çağlara yok ederler seni bak, arkandan kimdi bile demezler bilesin.Hadi allahaısmarladık...
  • Edep had bilmek haddini bilmeyen olursa kalemde acı yazar umarım okursunuz!
    Ne büyüksün klavye sen insan denilen varlıktan büyüksün toplum icinde kendilerini ispat edemeyen toplumda kadını obje gören klavye başına geldim mi kendini insan sanan adam sanan delikanlı sanan bir sürü zihinsel sapığa büyükmüşsün hissini yaşattığın için ..Edepten dem vuruluyor ededsizliğin dibine banmışlar haberleri yok edep denildiğinde sadece kadın aklına gelen beyinler!
    Kadın ses ettiği zaman tacizlere edepsiz oluyor tacizde bulunmaya yeltenende adamım delikanlıyım diye dolanıyor vay anası sattığım dünyası diye haykırmak geliyor içimden … Kadınlar sucsuzmu diyorum kendi kendime sorular cevaplar halinde .Değil tabi ki bunca sosyal paylaşım sitelerinde gördüklerim al gülüm ver gülüm hesaplarına azmı şahit oldun diyorum …Herkes kendi ağırlığını tasısa bunlar olmaz elbet ki kurunun yanında yaşında yanması hesabı ..Zihniyet meselesi midenin genişliği ahlaksızlığın dibe vurması sonrada ahlaksızlığa bir kılıf uydurup haklı göstermeleri yokmu ..Bunun karsılığında empati kur demeleri ak kaşık gibi suyun üstüne cıkmaları yokmu kahroluyorum ….Edeb bir tac imiş nur-i Hüda’dan;
    Giy o tacı emin ol her beladan…Ne güzel söylemiş arifler. Edep yani ahlak olmadan bireyin insanlık davasında muzaffer olması imkânsızdır. Yaptıkları ve ettikleri çiğ yemek, olgunlaşmamış meyve tadında olacaktır. Ar duygusunun en mütevazı timsali olan Resul-u Ekrem’in yaşayışına bakacak olursak, O’nu dönemindeki insanlardan farklı kılan yegâne unsurun ahlak olduğu anlaşılacaktır. Öyle bir dönemde cihana gelmiştir ki; kız çocuklarının diri diri toprağa gömüldüğü, bir kadının dokuz eş alabildiği, şarap ve dansöz kültürünün hat safhaya ulaştığı ve buna benzer rezaletlerin sıradan hallermiş gibi yaşandığı bir dönemdi. Hz. Muhammed, bu ahlaksızlıkları bertaraf ederek âdem-i vasıfların ön plana çıkmasını sağladı. İşte, Resul bizlere ahlakın en güzel örneğidir. Naçizane olarak ben buna Muhammed-i vasıflar demekteyim. O nedenle kimdensin sorusunu şahsıma yönetenlere “Ben Muhammediyim” yanıtını vermekteyim.İlim meclisine vardım, kıldım talep
    İlim ta gerilerde kaldı, İlla edep, illa edep!”Edep nedir sizce? Birilerinin toplum içerisinde yapılmasını gerekli gördüğü kurallar silsilesi mi? Yoksa yapılmadığı zaman toplumun bireyi dışladığı dogmatik olgular toplamı mı? Edep, iyi tutum ve davranışlar bütünüdür. Baskıcı kurallar ile kişide oturtulmaya çalışılan bir edep, bir gün patlak vermeye mahkumdur. Buda şunu gösteriyor ki, ahlak kişinin özünden bir pınar misali kaynamalı ve çevresine hayat vermelidir. İlim edeple yıkanmamışsa, o ilmi sunmayı bilmemişse, insan fayda vereyim derken zarar vermeye başlar.Olmazsa edep, inan olmuşsun merkep.
    Haberin yok çabuk bağır ve deki illa edep illa edep!Alim olmadan önce edepli olmayı bilmek gerekir. Unutmamak lazımdır ki; edipler edepli olmalı der üstat. Zaten ilim edebide öğretir. İlim En başta yaratılana karşı olan adabı anlatır. Yaratılana karşı adabı olmayanın, yaratana karşı asla adabı olamaz. Yani, iyi bir ilmi eğitim Tanrı kavramından ziyade tanrının yeryüzündeki varisi olan insan üzerinde yoğunlaşmalıdır. Çünkü okunacak en büyük kitap insandır. Ama kitabında edep yazılı ise o kişi okunur. Şayet yazmıyorsa o kitap boş, sadece kara sayfalardan ibarettir diyorum …Kadın ınternete girince neden yollu belliyorsunuz ey edepsiz ahlaksızlığın kitabını yazanlar diyede haykırmak istiyorum .Neden kurunun yanında yasıda yakmaya calışıyorsunuz herkesi aynı gören kör zihniyetinizi bir sorgulayın edebiniz ne kadar ? 25/05/2019 Sonyemin