• "Ne hoş, sessiz burası!" dedim ben.
    Knulp, " Evet öyle," diye cevapladı. "Sessizlik biraz daha fazla olsa, altta yatanların konuşmalarını da işitebilirdik."
    "Sanmam. Onlar konuşacakları kadar konuştular."
    "Kim bilebilir? Hep derler ki, ölüm bir uykudur, uykuda ise sık sık konuşur insan, hatta şarkı bile söyler bazen."
    Hermann Hesse
    Sayfa 45 - Yapı Kredi Yayınları
  • "Tam o sırada gök gürledi..."

    - - -
    Baharın güzelim havasında, ne güzel bir karşılama gibi gelmişti... Aylardan nisandı, güzel bir baharın eşsiz lezzeti, yüzüme vuruyordu o sıralar, hani çicekler açacaktı, rengarenk çiçekler... içimde de bir bahar daha açarmış gibi olacaktı.

    Sevmeler de kavuşmalarda bazen baharın değilde güze de düşerdi. İnsanlar sevmeyi o sıralar mı unuttu, yoksa sona gelinen bir duygumuydu, hiç bilemedim.

    Yine bir sabah olmuştu, penceremin ardında kuşlar şarkı söylerken, birisi de tepemde zır zır ötmeye görsün...

    Yüzüme serin suyun öpüşü o kadar hoşuma gitmişti ki, bir kaç defa daha öpmesine müsade ettin. Havlunun yüzümü sarması, mecburiyettendi, gıdıklayıp güldurüyordu su beni.. silmeliydim, ne yapalım, bir sabah daha beklerdi yüzümü öpmeyi, beklemesin mi?

    Kelebeklerin peşinde koştururken, taşa takılıp yere düşmem ta bir komedi gibiydi. Başımı kaldırdığımda, kelebeğin bana gülmesi ilgimi çekmiş, sevgilimi kovalar gibi kovalamaya başlamıştım. Tam yakalayacak olduğum sırada, tarlanın çitinin, bana engel olması, kelebeğin "oohh yakalayamadın işte." demesi kadar garipsenmiş gibi geldi bana... boyun eğerek hanimelililerin yanına vardım, yüzü asık...

    "Çok çirkinsin biliyormusun, bir o kadar da tatlı.."

    "Sence gerçekten öylemi hanimeli? Surat aşınca çirkin mi oluyorum..?"

    "Tabii ki!"

    "Neden böyle düşünüyorsun?"

    "Yüz asan insanları hiç sevmem! İnsanlr tebessüm etmeliler. Sen yüzü asık bir insandan mutluluk alabilirmisin?"

    "Keder, hüzün de lazım değil mi?"

    "İllaki olacaktır, hüznü içinde yaşamak gerekmez mi?"

    "Peki derdim kocaman, kaldırmıyorsam, ya da zor geliyorsa ne yapmalıyım?"

    "Allah kimseye kaldıramayacak yük vermez ki! Derdini aranızda paylşabilirsiniz?"

    "Siz paylaşabiliyormusunuz ki hanımeli?"

    "Tabii ki! bu gayet doğal.."
    "Bak sana bir hikaye anlatayım istermisin?"

    "İsterim."

    Güzden bir akşamdı, bahara çok vardı... ellerim üşüyordu, yapraklarım tek tek düşmeye başlamıştı. Bir kaç aylık uyku zamanım gelmişti...
    Uyumak istemiyordum ama, doğa/düzen bunu gerektiriyordu.

    - - -

    - Tam o sırada gök gürledi! - -

    "Sakin ol güzelim, sadece gök gürültüsü, belki yağmur yağar."

    "Ama o kadar bulut yok ki!"

    "İlla ki üzerimize yağmasına gerek yok.."

    "Hımm."

    "Ben iyisimi sana güzel bir hikaye anlatayım, eminim begeneceksin."

    "Dinliyorum hanımeli."

    - - -
    "Böyle bir nisandı, hava çok güzel ve açıktı. Bir tane bulut yoktu, bahar olmasına rağmen, hava her zaman ki, nisan ayından farklıydı. Güneşleniyordum, yüzüme bir şeyler döküldü, bir an içimi cektim, tenime soğuk bir kaç damla su dökülmüştü. Üşür gibi oldum, gözlerim kapalıydı, bir an açıp etrafıma baktım, etrafımda kimseler yoktu, gökyüzüne baktım, güneş var, yağmur düşürecek bulut yoktu ama, biraz toplanmışlardı...

    O arada, bir damla daha düştü, tam da alnıma, şaşırdım, yağmur mu yağacak derken, bulutlar çoğaldı... hava kararır gibi oldu, bir anda şiddetli yağmur yağdı, birkaç yapraģımı düşürdü, üzüldüm, hüzünlendim... bir kaç dakika sonra yağmur hafiflerken, cisilemeye başladı, ben o zaman hüznümü içimden atamadım.. üzülmüştüm yani...

    Yağmur yavaşladı iyiden iyiye ve fazla zaman geçmeden, durdu. Bulutlar dağıldı...

    Güneş, üzerime o kadar sıcak bırakmıştı ki, boğulacak oldum, bir saat öncesi neşem yok olup gitti...

    Sonra gökyüzünde rengarenk öyle hoş bir görüntü olmuştu ki, uzaktan konuşan çocukların çığlıklarını, heyecanlı konuşmalarını duyuyordum. "Gökkuşağı gökkuşağı" diye çığlık atıyorlardı... böylelikle ismini daha önce duyduğum, yağmurun hüznü, gökkuşağı ile alıveriyormuş içimizden...

    "Ne güzel anlattın hanımeli.."

    - Tam o sırada gök gürledi - -

    "Ben bir şemsiye bulup geleyim tamam mı? Sonra içeri geçmem lazım, annem yağmurda ıslanma hasta olursun diyor.."
    "Annem çiçekle konuştuğumu görse bana "deli" derdi herhalde..

    "Hoşcakal.."

    "Sende Hanımeli.."
    Kadim TATAROĞLU


    Bu hikayeyi Esir kalp 'in #36200480
    yazısından yola çıkılarak kaleme alınmıştır...
    Kendilerine verdikleri ilha için teşekkür ederim..
  • Ben nasıl olsa sarhoş olurum
    Başımda,gözlerimde iliklerimde sevda.
    Ne şarap,ne rakı bu başka
    Hiçbir şey benzemiyor aşka,
    Her zaman bir şarkı dinlesem sevdalı,
    Bir hoş olurum...
  • Önümü göremiyorum, yönümü bulamıyorum
    Aşağıya tırmanıyorum, yukarıya düşüyorum...

    https://youtu.be/c7vrFwsjdys

    (Kahraman Deniz-Doğal afetim)
  • Şu şarkı sözleri Bana hep çok naif ve çok hoş geliyor. Birgün birine söylermiyim bilmiyorum

    Kim Bilir Sen, 
    Benim Halimde. 
    Sakinliğimde Ne Buldun..