İrem, bir alıntı ekledi.
 21 May 19:44

" 1933 yılında, Hitler' in Almanya' da iktidar olmasıyla yükselen faşizm dalgasından Türkiye de etkilenip, “Ne mutlu Türk yaratılana” sloganları atılırken, Atatürk, cumhuriyet'in 10. yıl söylevinin sonunda, Tanrı tarafından seçilen bir ırkın olamayacağını vurgulayan şu anlamlı ve güzel sözü söylemiştir:
"Ne mutlu Türküm diyene!" "

Bir Çift Ayakkabı, Sunay Akın (undefined)Bir Çift Ayakkabı, Sunay Akın (undefined)

Ne mutlu Türküm diyene....
Ne zaman dinlesem, milli damarlarımda deli dalgalanma oluşur....
https://youtu.be/0RkbkRXtqWc
19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramımız Kutlu Olsun

Çağdaş medeniyetler seviyesine getirdiğin bu ülkeyi bugün yobaz, gerici ve kendi çıkarları için kullanan insanlara karşı senin ilkelerini koruyacağımıza, ölünceye dek senin izinden gideceğimize ant içeriz. Biz gençlere armağan ettiğin 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı kutlu olsun.
Ne mutlu Türküm diyene!

türk olmak tuvalette olan kişinin ışığını kapatıp ordan uzaklaşmaktı
türk olmak: ağlayan çocuğu döverek susturmaya çalışmaktır
türk olmak: arkadaşın telefonda annesi yada babası ile konuşurken sigara içme lan demektir
TÜRK OLMAK:sinemadan çıkıp izlediğin film i arkadaşına anlatmaktır
TÜRK OLMAK:türk olmak yolda tanıdığın birini görüp arabayı üstüne sürmektir
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE

Mihemedê NOJDAR, Mem u Zin (Arapça)'ı inceledi.
15 May 19:08 · Kitabı okudu · 42 günde · Beğendi · 10/10 puan

Ben kimim, ben neydim? Nereden geliyor, nereye gidiyordum? Gençlik yıllarının kimlik arayışının temel soruları.

Hiç kolay değildir bir Kürt genci için. Okulda "Ne mutlu Türküm diyene" evde o yürekler yakan Şivan Perwer'in sesi. Okulda "Türkiye'de Herkes Türktür" evde gönüllere sen Kürtoğlu Kürt'sün diye yaraları açan o melodiler..
Yürek parça parça Yaralı zihin yalanlarla zehirlenendirilmiş işkence çekiyor. İşte böyle sancılıdır bir Kürt gencinin kimlik bunalımı..

Ya aslını İnkar edecek kimliksiz karaktersiz olacaksın, ya da... Ya da Kürdüm deyip ötekileştirilmiş olacaksın. İşte böyle çetrefillidir bir Kürt gencinin kimlik seçimi..

Amin maalouf der ya "Ölümcül Kimlikler" işte Kürt kimliği tam da böyle ölümcül bir kimliktir..

Ben böyle bir ölümcül kimliği tercih ederken iki isim çok etkileyici oldu.
1. Şivan Perwer
2. Ehmedê Xanî

Şivan Perwer hem hemşehrim olması hem de çocukluğumda nenemin evinde o yanık sesi ile "Mala bavê min mala mêran e" derken nasıl gönüllere nakşetmişti. Onca asimilasyon, inkar, yalan ve zehire nasıl panzehir olmuştu o ses..

Ya Ehmedê Xanî'ye ne demeli? İsmin yetiyordu be gönlümün azizi! Mem û Zîn adında Kürdçe bir aşk destanı yazmışsın deniyordu ya.

Ya şu beyitlerine ne demeli?

Da xelq nebêjitin ku Ekrad
Bê merifet in, bi esl û bunyad

Enwaê milel xwudankitêb in
Kurmancî tenê di bê hisêb in

Bunu yaptı ki eloğlu demesin "Zaten Kürtler
Köken ve yapı itibari ile kültürsüzdürler

Türlü türlü milletler kitap sahibi olmuşlar
Yalnız Kürtler bu konuda paysız kalmışlar

..........................

Safî şemirand vexwarî durdî
Manendê durrê lîsanê Kurdî

Saf şarabı bir yana bırakarak tortuyu içti
İnci gibi dizmek için Kürt dilini seçti

İşte Ey gönlümün Azizi, bu beyitlerinin ve Mem û Zîn kitabının bahsi, kitabını okumamış olsak dahi öyle bir kuvve-i maneviye veriyordu ki 300 yıl öncesinden zehirlere panzehir dertlere derman oluyordun.

Gençlik yıllarımda ne Kürtçe konuşabiliyor neden anlayabiliyordum. Bu anne ve babamızın ayıbı değil, Allah'ın bir ayeti olan Kürt dilini inkar eden, yok sayan ve onu konuşanları cezalandıran korkutan ve terörist sayan rejimin ayıbı zülmüdür.

Artık bu ölümcül kimliği seçmiştim ve bir kimliği kimlik yapan dildir. Bir devrimi başlatabilmek için önce onu içinde yaşamak lazım derdi, Tolstoy.
Nefsini ıslah edemeyen başkasının nefsini ıslah edemez diyordu, Bediüzzaman.
Rabbime en yakın olduğum secde vakitlerinde seccadem ıslak bir şekilde yalvarıyordum. "Sensin her şeyi bilen ve hikmetle yaratan, beni bir Kürt olarak yarattın ve bana Kürtçe'yi öğret dilimi geliştir diye dua ediyordum.

Lise 3'te öğrenmeye başlamıştım. Allah'ın izni ile 2 yılda makale yazı ve kitapları okuyacak seviyeye gelmiştim.
Hakkınızı helal edin biliyorum biraz uzunca oldu, kalem gönlümün lisanına yetişemiyor ki durdursun.

Sonra kimliğimi kimlik yapan O mübarek zatın kitabını okumaya sıra gelmişti. Kürtçem kifayet etmiyordu. Kadrî Yıldırım ın çevirisi ile Kürtçem daha iyi gelişti ve divan şiirinin betimleme ve özelliklerini kavramıştım.

Ve o zaman anlamıştım, Ehmedê Xanî hazretlerini ne kadar da az tanıyormuşuz. Mem û Zîn i okuyunca kendime gönül rahatlığı ile Kürd'üm diyebildim. Ve bu kitabı okumayan bir Kürdün kendisine Kürdüm demesin diyorum. Bunlar size faşizanlık gibi gelebilir ama Ehmedê Xanî hazretleri gibi evliya bir zat kendi milletinin ve Allah ın ayeti olan dili için neler yapmış ne kadar emek harcamış. Ve Kürtlere en temel ve halen geçerliliğini koruyan nasihatlerde bulunuyor. Sosyolojik tespitlerde bulunuyor. Bu yüzden Kürd'ü Kürd yapan bir eserdir. Ve muazzam bir edebi inceliğe sahiptir. Allah ve Resulüne olan övgü ne senaları o kadar latif ki dilime pelesenk oluyor.

Şükürlerin en güzeli dilleri ve güzelliği yaratan Allah'a dır.


Etkinlik vesilesi ile okuduğum kitaba gelince, 1000K da Arapça olarak eklemişler. Kitap Arapça değil, İslam harfleri ile yazılmış. Neden İslam harfleri diyorum. Çünkü Araplar İslam'dan önce yazıyı çok bilmezlerdi. Peygamber sav harflerin üzerine nokta koyarak harf sayısını 15-16 dan 28-29 a çıkarıyor. Ve bütün Müslüman milletler dillerini bu alfabeye göre şekillendiriyor. O yüzden bu harfler bir milletin değil İslam'ın harfleridir. Başöğretmeni Hz. Muhamed sav dir. Îslam harfleri ile Kürtçe okumak Kürtçe'nin ses ahengine o kadar güzel yakışıyordu ki okurken muazzam lezzet alıyorum.

Kitabın hikaye içeriğine girmeyeceğim. Çünkü etkinliğe katılan değerli dostlar o güzel incelemeleri ile bende bir mecal bırakmadı. Dostların o güzel incelemelerine havale ediyorum.

Son Bir Tavsiye
1994 yapımı Musa Anter in emekleri ile çekilmiş Mem û Zîn filmi ve Mazlûm Çimen in harika kavalından film müzikleri.

https://m.youtube.com/watch?v=RwlaxbsXuNc

5 yıl önce izlemeye çalıştım. Ancak yarım saat izleyebildim. Gözlerim ıslak gönlüm çıplak soğukta titrer gibi kalmıştım ayazda. Devam edemedim o kadar etkilenmiştim. İnşallah bir gün sonuna kadar izleyebilirim.

Gülseven Çakır, Bir Cesur Kadın Halide'yi inceledi.
07 May 00:52 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

#kitapyorumu
#BirCesurKadınHalide

Kurtuluş Savaşı ve Milli Mücadelenin yaşandığı dönemlerde tarihin derinliklerinde kaybolarak “Bir Cesur Kadın Halide “ romanımı büyük bir keyifle okuyarak bitirdim. Öncelikle değerli yazarlarımız Fatih Özcan ve Yeşim Demir’e harika ve büyüleyici bir roman yazdıkları için çok teşekkür ederim.

1939 yılında Trenlerin Madonnası olarak anılan Şark Ekspresi ile Halide için İstanbul’a dönüş yolculuğu başlamıştı. 1924’te rahatsızlığı nedeniyle vatanını terketmişti Halide. 1935 yılında torunu için bir kez ülkesine gitmiş şimdi ise memleket hasretiyle vatanına geri dönüyordu. 3 güne yakın bir yolculuk vardı önünde ve geçmişte yaşadığı birçok anı gözlerinin önüne sırayla gelmişti.

Osmanlı döneminde ilk kez roman yazan Fatma Aliye hanım’dan sonra ikinci kadın Türk yazardı Halide. İlk romanı Heyula’yı yazdığında 19 yaşındaydı.

⭐️Tarihler 1919 un bahar aylarını gösterdiğinde Halide Fatih, Üsküdar , Kadıköy ve Sultanahmet Meydanları’nda milli uyanışa vesile olabilmek için birçok miting düzenlemişti. Her miting bir öncekine göre daha kalabalık hınca hınç doluydu. İşgal altındaki İstanbul’u kurtarmak için halkın birlik olması şarttı. Milli mücadele adına hep bir ağızdan yeminler edilerek tekbir sesleri ile halkın uyanışının coşkusu sarmıştı alanları.

⭐️2 evlat sahibi anne olmasına rağmen Halide işgal altındaki İstanbul’dan vatan haini ilan edileceğini bilmesine rağmen Ankara’ya gitmişti. Mustafa Kemal Paşa ve silah arkadaşlarına ile milli mücadelenin birçok cephesinde elinden gelen tüm yardımları yapacağını belirtmişti.

⭐️ İlk iş iletişim adına Mustafa Kemal’in de onayı ile halkı içlerinde bulundukları durumdan haberdar etmek için Anadolu Ajansı kurmak oldu. Hilal-i Ahmer hastanesinde Halide hastabakıcı olarak çalışmaya başladı. Birçok yaralı askerin hayata tutunmasını amaç edinmişti.

⭐️ Artık Halide İsmet Paşa’nın ordusunda bir erdi. Devamında tüm cephelerde bulunmuş er olarak başladığı askeri hayatı İzmir’in kurtuluşu sonrasında İzmir’e girmeden başçavuş olmuştu.

⭐️ 58 saat süren yolculuğun ardından 3 Mart 1939 da Halide İstanbul’daydı. Geceyi İstanbul’da geçirdikten sonra vakit kaybetmeden Ankara’ya geçti.

⭐️⭐️⭐️ Etnografya müzesinde Atatürk’ün geçici kabrine gelmişti. Soğuk mermere dokunarak mavi gözlü dev ile konuşmaya başladı. Yıllarca içimde kanayan bir sızı oldunuz. Düşüncelerimde yaşattığım, kalbimden söküp atamadığım..
Buluşacağımız güne kadar...
Huzurla uyu!...

Şimdi kulaklarımda çınlayan ses;
“Geçmişi bilmeyen geleceğine yön veremez.”
M.Kemal Atatürk

Ne Mutlu Türk’üm Diyene