Naibe, bir alıntı ekledi.
11 saat önce · Kitabı okuyor

BATI TEFEKKÜRÜ
Tasavvuf mevzusunda dıştan ve satıh üstü beş türlü anlayış ve görüş tespit edebiliriz:
Birincisi, bu işe akıl ermez bir keyfiyet, "evliyalık" diye bakanların basit anlayışı... Bu anlayış bir "merveyyö-fevkalâdelik" tepsitinden ileriye geçemez ve hiçbir tarif ve izaha yaklaşamaz. Avam görüşü... Giderler; türbe kapılarına ve mezar parmaklıklarına çaput bağlarlar... Evliya bildikleri şahsın da önünde diz çökerler ve başka bir şey bilmezler... Halbuki bu hareketlerin çoğu Şeriat ölçüsüyle yasaktır. Bağlandığı şahsın harikalar yaptığını kabul eden, fakat bu mevzuda hiçbir şey bilmeyen kaba bir teslimiyet...
İkinci görüş, İslam'da yarı aydınların anlayışı... Bu zümre "Ledün ilmi-İç alem bilgisi,ilahi marifet anlayışı" ve daha bir sürü yafta, klişe ve lûgat... Sadece, içinden incisi düşmüş istiridye kabukları gibi kelimeler... Çilesi çekilmemiş ıstılahlar...
Üçüncü görüş, İslami ruha yanaşmayanların tavrı... Bunlar tasavvufun dine sonradan ekleme bir müessise olduğu ve akıllarınca şeriat'ın haşin ölçülerini yumuşatmak ve tadlandırmak için getirildiği iddiasındadırlar.
Dördüncü anlayış, Batı kültürüne birazcık ulaşmış nasipsiz tiplere göre... Tasavvufun, İskenderiyye mektebi (Neo-plâtonizm)den devşirme olduğu ve yine, kuru gördükleri İslamiyet'e renk ve hava getirmek için benimsediği hayali... Küfür görüşlerinin gûya daha kültürlüsü...
Beşinci ise, din içinden tasavvufu red davranışı... İslamiyet ve şeriatı gûya müdafaa... Tamamiyle şeytani bir teselli içinde, tasavvufu şeriat dışı, hatta şeriate aykırı kabul edenler bunlar, "Ibn Teymiyye" çırakları olarak tasavvufu belirtirler... Onu kanun ve ölçü dışı bir "bidat", yani uydurma yenilik sayarlar...

Batı Tefekkürü ve İslam Tasavvufu, Necip Fazıl Kısakürek (Sayfa 10)Batı Tefekkürü ve İslam Tasavvufu, Necip Fazıl Kısakürek (Sayfa 10)

"Follow the White Rabbit" Matrix gibi daha bir çok hikayenin başlangıcı da bu değil mi zaten? Tavşanı takip et ve tavşan deliğini bul. Alice, psikolojik unsurlarla doludur. Şizofreni diyebileceğimiz Alice, Dipsiz bir kuyuya düşer ve Wonderland'ini bulur. Şizofreninin aslında eğlenceli olabileceğinin kanıtıdır Alice. Ama tavşan uyarır sürekli. Şizofreni halinde dahi bir amacı olmalı insanın diye. Sonsuz hayal gücü, sorgulama ve özgünlük kitabin en kuvvetli yönleridir. Tavsan deligi, burada risk almayi temsil eder, bazen birseyler kazanmak, ogrenmek, kesfetmek icin risk almak gerekir. Alice, risk alip o tavsan deliginden hic gecmeseydi, harikalarla dolu bu dunyayi asla kesfedemezdi. Tavsan deligi, aslinda tek yonlu bir seyahati de temsil eder. Alice, o delikten gecerken gercek dunyaya donusunun oradan olamayacagini tahmin etmistir. Tipki Neo'nun merakina (meraka yenilmek kotu bir sey degildir!) yenilip kirmizi hapi secmesi gibi, kitapta da Alice birseyler yemekte ve icmektedir. Neo, kirmizi hapi yutarak Matrix'e girebilmistir, Alice de sihirli mantardan bir parca yiyerek macerasina baslamistir.

Ata Biricik, bir alıntı ekledi.
11 Oca 15:52 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

"Diyalektikçiler, Plehanov'un otoritesine başvurarak, Marksizmin bir "20. yüzyıl Neo-Spinozacılığı" olduğunu ilan ederler."

Marx'tan Spinoza'ya, Spinoza'dan Marx'a, Cemal Bâli AkalMarx'tan Spinoza'ya, Spinoza'dan Marx'a, Cemal Bâli Akal

Ders kitabı olarak gösterilen ve batı edebiyatında gelmiş geçmiş en büyük hiciv(taşlama) sanatçılarından kabul edilen neo-klasik yazarı Alexander Pope'a aittir. Söylediğim gibi kitap bir hicivdir daha doğrusu alay söz konusudur. Kitabın türü mock-epic diye geçer yani epik öğelerle alay etme durumu vardır. Özet olarak Clarissa adındaki genç bir kızın küçük bir buklesinin kesilmesini destansı biçimde, özellikle sanki tanrılar savaşıyormuş gibi anlatarak göstermesi ve tanrısal özellikleri sanki önemsiz bir detay gibi göstermesi bir kaç özelliklerden birkaçıdır.

Film tavsiyesi
The Believer (2001) İnançlı

Öz be öz yahudi ve bir nevi de karizmatik bir dahi olan Danny Balint, çocuk yaşta Hazreti İbrahim'in oğlunu kurban etme meselesine kafayı takıp okulunu terkeder; anti semitistlikle yetinmez, dazlak bir neo naziye dönüşür. aslında çok iyi bir fikir adamı olabilecekken, "zaten bu yahudiler ancak soyutlamaktan anlıyor, felsefe yapıyor, fikriyattan başka bir şey üretmeyip dünyayı yarattıkları bu acaip sistemlerle mahvediyor" vesaire diyerek, kendi cevherini de reddeder ve takıntısının doğrultusunda battıkça batar... Henry Bean yazmış, yönetmiş; bol bol da ödül almış. 21. İstanbul film festivali'ni film festivali yapan filmlerden; en iyilerinden.

selim koç, bir alıntı ekledi.
23 Ara 2017

Üçüncü Dünya ülkelerinin aşırı borç yükü altına girmeleri,
büyük sermayenin saldırısına uygun bir zemin yarattı. Gerçekten
borçlar ödenmezse dünya finans sistemi çökecekti. IMF ve
Dünya Bankası 'klasik ve asli’ işlevlerinin dışına çıkarak, bir
bakıma çokuluslu ticari bankaların ve bir bütün olarak emperyalist
sermayenin 'icra memuru' niteliği kazandılar. Ve
borçlu ülkelere mevcut büyüme modelinin terkedip, dışa dönük
bir model benimsemeleri için baskı yaptılar. Bu ülkelerin dışa
dönük büyüme modeli benimsemeleri hem borçların düzenli
ödemesini sağladı hem de Üçüncü Dünya ülkelerinin ihracat
fiyatlarını çökertti. Bu ülkelere liberalleşme, deregülasyon
(ekonomiyi devlet müdahelelerinden ve bürokratik denetimlerden
kurtarma anlamında) ve özelleştirmeyi dayattılar.
Böylece söz konusu ülkeleri yeniden kompradorlaşma tercihine
zorladılar. Bütün bunlar sayıları ve etkinlikleri giderek artan
çokuluslu şirketlerin, büyük sermayenin ve büyük çokuluslu
özel ticari bankaların önünü açmak, yüksek kâr oranlarını güvence
altına almak anlamına geliyordu. Böylece, Batıda refah
devletini çökertmeyi amaçlayan neo-liberal saldırı, Üçüncü
Dünyada da "kalkınmacı devleti" tasfiye etmeyi başarmış oluyordu...
Zira transnasyonal denilen dev şirketler, dünyanın her
yerinde hareketini sınırlayan -kısıtlayan tüm düzenlemelere
savaş ilân etmişti.

Sömürgecilik, Emperyalizm, Küreselleşme, Fikret BaşkayaSömürgecilik, Emperyalizm, Küreselleşme, Fikret Başkaya

kitap okurken zihinsel dinginlik arayanlar için listem:
https://open.spotify.com/...Div88MpA33MTfsYSgy2u
(tür: ambient, experimental, idm, neo klasik, drone-dark ambient..)

Emin Ç., Cesur Yeni Dünya'yı inceledi.
 14 Ara 2017 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Orwell'in "Büyük Birader"i ile Huxley'in" Mustafa Mond"u arasındaki gerçekleşme mücadelesini ikisini de okuduktan sonra incelediğimde 1991 yılında "Büyük Birader"in yıkılmasının ardından tek kutuplu dünyanın "Mustafa Mond"u ne kadar gerçek kıldığını fark ediyorum. Geleceğe dair kehanetleri gerçekleşmeye daha yakın olan "Cesur Yeni Dünya" "1984"ün bir adım önünde duruyor. Ancak gelir adaleti problemini bir türlü çözmeyi başaramayan kapitalist sistem, toplumun radikalleşmesine ülkelerin totaliterleşmeye yönelmesine sebep oluyor. Amerika'da Trump, Rusya'da Putin, Almanya'da oyunu sürekli arttıran Neo Naziler ilerleyen zamanda hiç beklenmedik bir şekilde "1984"ün kehanetlerini tekrar gerçek kılabilir. Kitapsız kalmayın, iyi okumalar...

Gamby, 4N1K inceledi.
22 Kas 2017 · Kitabı okudu · 1/10 puan

Az önce meçhul bir kitapçının meçhul bir bölümünde azıcık göz attığım kitabımsı. Okudum diye işaretliyorum, çünkü buna bu kadar yeter. Allah diye bir şey eğer varsa bunu seven insanlara akıl fikir versin. Zira ihtiyaçları var. Tamam, bağırmayın... Edebi anlayış sonuçta bir zevktir, herkes dilediğini okumakta özgürdür falan ama bu kitaplar bana kalırsa Recep İvedik serisinin edebiyat alanına yansımış versiyonudur.

Birkaç sene önce bir arkadaşımla Wattpad konusunda tartışmış ve ben "Ya bırak veletleri, Instagram'da beğeni kasacaklarına kitap işiyle uğraşsınlar. Ne güzel işte." demiştim. Arkadaşım ise "Bu edebiyat değil. Bununla götümü bile silmem, sen de biliyorsun haklı olduğumu, hadi söyle!" demiş ve akabinde ühü ühü şeklinde göz yaşlarına boğulmuştu. Arkadaşım haklıymış. Argo kelimelerle bezeli, edebi anlamda hiçbir şey ifade etmeyen bu çöplerin peşinden koşan ergenlere acımaya başladım. Kırmızı hapı yutmuş Neo gibiyim, yeni bir evrene uyandım, gerçekleri görür oldum. Umarım bir gün bu ergen kardeşlerimiz de bunu görür. Sanmıyorum ama umut etmekten hiçbir zaman vazgeçmeyeceğim.

Biz çocukken Tolstoy'lar, Dosto'lar okurduk şeklinde ahkam kesmek istemiyorum ama biz çocukken Tolstoy'lar, Dosto'lar okurduk keh keh keh.