Çikolata.
Minik kız abisine sordu:
-Sevgi ne demektir?
Abisi:
-Her gün çantamadan çikolata yürütmene rağmen o çikolatayı aynı yere koymaya devam etmemdir...

Benim kalemim'den
‘KONUŞANLAR’
Biliyorum bu başlık size yabancı gelmedi. İlkokul, ortaokul ve lisede çok konuşanların adın tahtaya yazılırdı. Benim adım hep o listede vardı. Sınıfın en çok konuşanı bendim . Ben sınıfın en yaramaz öğrencisiydim . Hocalarım beni severdi ama çok konuşmamdan şikâyetçi olurdu. Daha o yaşlarda bile haklıysam susmamam gerektiğinin farkındaydım . Konuşmaktan kastım , sınıfın huzuru bozmak değil, sınıfın huzuru sağlamaktır .İlk konuştuğum şeylerden biri hocam siz dersi doğru işlemiyorsunuz, bu dersi böyle işleyerek maaş alamazsınız ? Ya da eğitim bu değil .
*
Zilin çalmasını bizden daha çok istiyorsunuz, bu doğru değil dediğimde karşılığın da ‘Seni bir kaşık suda boğarım' cevabı oldu . Madem bize ders anlatmaktan zorlanıyorsunuz , yapmayın bu işi diyerek hocalara karşı, küçük harflerle sitem ederdim .En güzel dersin , ne boş ders ne de beden eğitimi dersidir diye , hocalarımla ayaküstü ağız dalaşına girerdim. Öğrenci , çalışkan olsun ya da olmasın bir öğretmen, öğrenciyi tahtada tek ayakla bekleterek ceza veremez diye hep söylenip dururdum . Daha o, yaşım da bile öğrenciyi dayakla terbiye edilmemesi gerektiğinin farkındaydım ve saygımı bozmadan bu duruma karşı çıkardım.
*
Lisede de durum değişmedi, tahta da yine adım vardı .O zamanda da yine çok konuşurdum . Hocanın ismini vermeyeceğim ama tanıyan bilir, birkaç defa da tartıştım . Hocam , öğrencileri kuytu köşe evlerde toplayıp inanç dersleri vermeye hakkınız yok , bu yaptığınız doğru değil diye hep söylenirdim . Ya da özel kurumunuz için okul içinde yüksek dozda etkileyici sözlerle öğrenci toplamanız doğru değil, demekten asla çekinmezdim. Öğretmenler odasında gereksiz yere vakit öldürüyorsunuz dememden çok rahatsız oluyordunuz biliyordum .
*
Şimdi üniversiteye geldim , hala adım çok konuşanlar listesinde , notla öğrenciyi tahdit etmek bir eğitimciye yakışmaz, dediğime kulak tıkayabilirsiniz. Kız öğrencileri odanızda misafir edip , onları etkilemek için söylediğiniz hikayelerin modası geçti deme cesaretini kendimde buluyorum.
*
Farkındayım çok konuştum . Beni sevmediniz, ilgilenmediniz çünkü siz hep susanları sevdiniz. Aslında susanlar , size saygısından değil , sizden korktukları için susmak zorunda kalanlardı. İnsanı dilsizleştiren ,korkuları ve kaybettiklerinin kazandıklarına değmemesidir. Ben yıllardır , kaybeden taraf oldum ama yanlışı doğru yerde söylemekten asla çekinmedim . Kimin kara listesinde adım var, bilmiyorum ama benim listem hep boş .
*
Öğrenciyi , konuştu diye listeye alma gibi bir fikrim asla olmadı. Benim yaptığım, ne boyumdan büyük işlere kalkışmak ne de burnumu her şeye sokmaktı. Ben, gerekli yerde lafı sokmadım, sadece lafımı esirgemedim. Bugün de kara listeye girdim , CHP’ye cumhurbaşkanı aday adayı , olmak için havaalanına gidiyorum denilmez, havalimanına gidiyorsun, dediğim için yine bana kızdı . Bari seçmene kızma.
Merxas Ayda

Winchester, bir alıntı ekledi.
40 dk.

Acıyor
Mutsuzluktan söz etmek istiyorum
Dikey ve yatay mutsuzluktan
Mükemmel mutsuzluğundan insansoyunun
Sevgim acıyor

Biz giz dolu bir şey yaşadık
Onlar da orada yaşadılar
Bir dağın çarpıklığını
Bir sevinç sanarak

En başta mutsuzluk elbet
Kasaba meyhanesi gibi
Kahkahası gün ışığına vurup da
Mtede beride yansımayan
Yani birinin solgun bir gülden kaptığı bir firengi
Öbürünğn bir kadından aldığı verem
Bütün işhanlarının tarihçesi
Bütün söz vermelerin tarihçesi
Sevgim acıyor

Yazık diyor birisi
Güzel gözlü bir çocuğun bile
O kadar korunmuş bir yazı yoktu
Ne denmelidir bilemiyorum
Sevgim acıyor
Gemiler gene gelip gidiyor
Dağlar kararıp aydınlanacaklar
Ve o kadar

Tavrım bir şeyi bulup coşmaktır
Sonbagar geldi hüzün
Kış geldi kara hüzün
Ey en akıllı kişisi dünyanın
Bazan yaz ortasında gündüzün
Sevgim acıyor
Kimi sevsem
Kim beni sevse

Eylül toparlandı gitti işte
Ekim filan da gider bu gidişle
Tarihe gömülen koca koca atlar
Tarihe gömülür o kadar

Göğe Bakma Durağı, Turgut Uyar (Sayfa 86)Göğe Bakma Durağı, Turgut Uyar (Sayfa 86)
Volkan Uzunyurt, bir alıntı ekledi.
46 dk. · Kitabı okuyor

Bir insan ne kadar yürekliyse, o kadar korkaktır.Ya da bir insan ne kadar korkaksa o kadar yüreklidir.Bunun böyle olduğunu bir insan ancak seksenine gelince anlar.

İnce Memed 2, Yaşar Kemalİnce Memed 2, Yaşar Kemal
Elif Peksöz, bir alıntı ekledi.
52 dk. · Kitabı okuyor

Her ne kadar tedbir alırsan al,ilahi takdir ne ise o olacaktı... istikbalinden neden endişe edecekti ki?..

Uçurumun Çağrısı, Sadettin Kaplan (Sayfa 132)Uçurumun Çağrısı, Sadettin Kaplan (Sayfa 132)
Esther. Sema, bir alıntı ekledi.
53 dk. · Kitabı okuyor · Beğendi

İşin aslı, din adamları Tanrı’nın düşmanlarıdır, çünkü ne kadar çok insan Tanrı’dan korkarsa, Tanrı’yı tanıma olasılıkları o kadar azdır, çünkü korku bir duvardır, bir köprü değil. Sevgi bir köprüdür, bir duvar değil. Elbette korku din adamlarının seni sömürmelerine yardımcı olur ama seni Tanrı’dan mahrum eder. Din adamları şeytanın hizmetindedir. Eğer şeytan gibi bir şey varsa o zaman din adamları kesinlikle onun hizmetindedirler, Tanrı’nın değil.

Sevginin Gücü, Osho (Sayfa 128)Sevginin Gücü, Osho (Sayfa 128)

Unutamıyorum mu,
Unutmak istemiyorum mu,
Hafızam mı çok güçlü, eh işte,
Bellekte çok mu iz'i var,
O' mu, bu' mu, şu' mu, ne..

birkul

Bir Minik Kitap Sevdalısı, bir alıntı ekledi.
1 saat önce · Kitabı okuyor

"Zira bir insan kendini ne ölçüde sınırlarsa, o denli sonsuza yaklaşmış olur."

Satranç, Stefan Zweig (Sayfa 14 - Venedik yayınevi)Satranç, Stefan Zweig (Sayfa 14 - Venedik yayınevi)

Yüzük Kimdeyse Süleyman Odur
Hazreti Süleyman a.s.’ın mührü bir yüzüktü ki dört köşeli bir kaşı vardı. Bu yüzüğü Cebrail a.s. Cennetten çıkarıp Allah cc.’nin emri ile Davut a.s’a getirdi. Bir köşesinde “El mülkü lillah” (Mülk Allahındır) yazıyordu. Cebrail a.s bu yüzüğü Davut a.s’a verip dedi ki :
-“Ey Davut! Hak Tealadan sana bir yüzük ve on soru getirdim. Allahu Tealanın buyruğu odur ki: Evlatlarını toplayıp bu on soruyu onlara sor. Kim doğru cevap verirse senin yerine o geçsin. Devleri, Perileri, Ademoğullarını, yelleri, kuşları, canavarları, dünyada ne ki varsa hepsini buyruğuna başeğdirsin, itaatli kılsın. Ve bütün dünyaya padişah olsun” dedi.
Hz. Davut a.s Ekabirlerden, yüce insanlardan oluşan bir meclis kurup evlatlarını çağırdı ve bu meclis huzurunda tek-tek hepsine bu on soruyu sordu. Hiç biri cevap veremedi.
En son Hz. Süleyman a.s. ayağa kalktı:

-“Eğer izin verirseniz bu sorulara ben cevap vereyim!” Dedi. Davut a.s.’ın gönlü hoş oldu Ve:
-“Ya Süleyman söyle bana” dedi:
1-Dünyanın en kem kötü şeyi nedir ki ondan daha kötüsü yoktur?
2-En güzel, en üstün şey nedir ki ondan daha güzeli, daha üstünü yoktur?
3-Dünyada en acı şey nedir?
4-Dünyada en tatlı şey nedir?
5-O nedir ki ondan daha çirkini yoktur?
6-Nedir o ki ondan daha kabası yoktur?
7-Yine o şey nedir ki ondan daha yakını olmasın?
8-Nedir o şey ki ondan daha ırağı yoktur?
9-Yine nedir o şey ki onda daha gussalı, daha kaygı verici şey olmasın?
10-Nedir o şey ki ondan daha sevinçli şey yoktur?
Süleyman a.s. dedi ki:
–“Ey baba bu sorduğun sorular çok kolay şeylerdir?”
1-Dünyada en kötü şey insanoğlunun nefsidir ki ondan daha kötüsü yoktur.
2-Ondan daha güzel daha üstünü olmayan şey akıldır.
3-En acı şey yoksulluktur
4- Çok tatlı olan şey varlıklı, zengin olmaktır.
5-İnsanoğlu’nda süğmekten, küfürden daha çirkin şey yoktur.
6-Kaba (katı yürekli) kadından daha kabası yoktur.
7-İnsanoğlu’na ahiret’ten yakın şey yoktur. Ve bütün kişiler ona gitmektedir.
8-Sonra dünyadan ırak başka bir şey yoktur ki, insanoğullarından ıraklaşmaktadır.
9-Gayet gussalı, kaygılı şey; ruhun bedenden ayrılmasıdır.
10-Gayet şad, sevinçli olan şey yine ruhtur ki, insanoğlunda bulununca bu sevinci duyar!
Diye cevap verdi. Yalnız her soruya cevap vermeden önce gülümsedi sona cevap verdi
O zaman Davut a.s. oğlu Süleyman a.s.’a:
-“Gerçek söyledin, öyledir! Ama Bu yüce insanların huzurunda neden her soruya adaba aykırı olarak gülerek cevap verdin”: Süleyman a.s:
-“Bu soruların cevabını bende bilmiyordum ama siz her soruyu sordukça cevabı bir karınca bana söylüyordu bende size cevap veriyordum” dedi.
O zaman Davut a.s. dedi ki: Amaç Allah’a (cc) ulaşmak olduktan sonra vasıta isterse bir karınca olsun, önemli değil.

(Kaynak:Tarih-Taberi cilt 1 sayfa 70-71)

Artık dökülmüyor kimselere içim...
Oldum olası sevemedim ki nasihatleri,
Nasıl dökerim içimi...

Ne almayı sevdim, ne de vermeyi...
Seviyesiz bir ticaret zannımca.

Söyle! Nasıl dökerim içimi ben; bu halde...
Nasihati sevememişim bir kere...
Demem o ki; kimselerin nasihati kimselerde kalsın mümkünse...