• bize neler gerekliydi gülmek için biraz mutluluk gerekliydi biraz hayat belkide. Ölüm senden bile yakınken bana senin uzaklaşman kadar imkansızdı gülmek. İmkansızdı.. İçten bir nefes çekip sigaramın dumanında hayaller aramaktı ihtimallerim. Yandı sigaram, kül oldu ümitlerim ama sen damarlarımda gezen nikotin gibi, kalbimdeydin hep. Bu yüzden müptezeldim sana. Bu yüzden bırakamıyordum seni. Ne balığın yeri akvaryum, ne kuşun yeri kafes herkesin bir yeri vardı, benimki sendin.

    Veysel İnanç
  • 168 syf.
    ·3 günde·Beğendi·10/10
    Bu kitap Nihan Kaya’nın ” İyi Aile Yoktur “ kitabı ile birlikte benim kutsallarımdan biri oldu. Öyle sevdim ki eğer bir yazar olabilseydim bu kitapları ben yazmak isterdim… Aynı bu denli açık, yalın şekilde yıllardır bu topraklarda çocukların, kadınların yaşadıklarını insanlara aksettirebilmek… Kitapları okuduğumda istisnasıs her cümlede kendimi anlaşılmış hissettim ve uzun yıllardır hissetmediğim bir rahatlık duydum. Çünkü yalnız değildim. Hepimiz aynı yollardan geçmiş aynı badireleri atlatmıştık. Ama biz daha el kadar bir çocukken bile zihinlerimizi öyle bir felç etmişlerdi ki başka türlü bir hayatın mümkün olduğunu bilemedik. Hepimiz başlangıçta bize sunulanı gerçek olarak kabul ettik.Bu düşüncelerin hakiki olup olmadığı sorgulamadık.Bu düşünceler ve bize biçilen değerler şiddetle, kınamayla, alayla, sevilme ihtiyacımızın istismar edilmesiyle bize ezberletildiler. Ve aslında kadın kadına bakışımızla bile anlaşabilecekken bize o saf ortak dilimizi birbirimizi anlamayı unutturdular. Üstelik bir de birbirimize destek olmadığımız gibi ben çektim o da çeksin düşüncesiyle düşman kesildik. Kitabı okudukça kafamdaki sis perdesi aralandı; hayatımda ne istediğimi ve neden “bunu” istediğimi bir kez daha sorguladım.Aslında içinde yaşadığımız dünyanın ne kadarını biz inşa ettik,bizim için oluşturulan tercih sunulmayan bir hayatı yaşamadığımızı iddia edebilir miyiz?

    Türk edebiyatında böyle bir alanda bu konulara açıkça değinen, herkese hitap eden anlaşılır bir dili olan başka bir kitap ben görmedim. Kitap da toplumun tabu kabul ettiği birçok şeyi bize sorgulatıyor ve sünnet gibi Türk toplumunun son derece hassas olduğu konularda bile bildiğinden şaşmadan bizler gibi yargılanmaktan korkmadan bu törenlerin hangi zihniyetin sonucunda ortaya çıktığını tek tek anlatıyor. Üstelik Nihan KAYA kitaplarının içeriğinin doğru anlaşılabilmesi için her mecradan (instagram, youtube, twitter, podcast, radyo yayınlarından vs. benim bildiklerim takip ettiklerim) kendini anlatmaya bildiklerini aktarmaya çalışıyor. Ben kendisini tesadüfen bu şekilde tanıdıktan sonra okumaya başladım. Oldukça naif, içten, dürüst, farkındalığı çok yüksek biri ve bu konuda bize bu denli rehberliği takdire şayan.

    Ne yaparsanız yapın size hala yetmeyen bir şeyler olduğunu devamlı eksik olduğunuzu düşünüyorsanız bence bu kitabı okuyun. Bir kenara çekilin kendinizle yüzleşin. Kolay değil muhakkak ama siz bunları yadsıdıkça herşey aynı kalmaya devam edecek.Bir şeye alıştığımızda duyarsızlaşırız böyle olduğunda ise sesimizi ne kendimiz ne de başkaları için çıkarmayız. Bir de kendinize sorun ben çocuğumun "çocukluğumda hissettiğim gibi" hissetmesini ister miydim diye?
  • BAL ŞERBETİ

    Ebu Sa'idi'l-Hudri r.a. anlatıyor: "Bir adam Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'a gelerek: "Kardeşim ishal oldu (ne yapayım?)" diye sordu. Aleyhissalatu vesselam: "Ona bal (şerbeti) içir!" ferman buyurdu.


    Adam içirdi. Bilahare aynı şahıs tekrar gelip: "Ben bal (şerbeti) içirdim. Ancak, bu onun ishalini artırmadan başka bir şeye yaramadı" dedi. (Adam bu gidip gelmeleri) üç kere tekrar etti. Sonunda Aleyhissalatu vesselam: "Allah doğru söyledi. Kardeşinin karnı yalan söyledi (hata etti)" buyurdu. Sonra bir kere daha içirdi. Bu sefer kardeşi iyileşti." 
    Buhari, Tıbb 4, 24; Müslim, Selam 91, (2217); Tirmizi, Tıbb 31, (2083).

    ÇÖREK OTU
    Ebu Hüreyre r.a. anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Ölüm dışında hiçbir hastalık yoktur ki çörek otunda onun için bir deva bulunmasın."

    Buhari, Tıbb 7; Müslim, Selam 89, (2215); Tirmizi, Tıbb 5, (2042); 22, (2071).
     
    ACVE HURMASI
    Sa'd İbnu Ebi Vakkas r.a. anlatıyor: "Resülullah s.a.v. buyurdular ki: "Kim her sabah acve hurmasından yedi tane yerse o gün geceye kadar ona ne zehir ne de sihir zarar verir."

    Buhari, Tıbb 52, 56, Et'ime 43; Müslim, Eşribe 154, (2047); Ebu Davud, Tıbb 12, (3875, 3876).

    Hz. Aişe r.a. anlatıyor: "Resülullah s.a.v. buyurdular ki: "(Medine'nin Necd cihetinde yer alan) Aliye acvesinde şifa vardır. O sabahın ilk vaktinde (yenirse) panzehirdir."

    Müslim, Eşribe 156, (2048).
     
    MANTAR
    Said İbnu Zeyd r.a. anlatıyor: "Resülullah s.a.v. buyurdular ki: "Mantar kudret helvası cinsindendir. Suyu göze şifalıdır."

    Buhari, Tıbb 20, Tefsir, Bakara 3; Müslim, Eşribe 157, (2049); Tirmizi, Tıbb 22, (2068).

    Tirmizi'de Ebu Hüreyre radıyallahu anh'tan gelen bir rivayete göre, Halk: "Mantar toprağın çiçek hastalığıdır" demiştir. Resülullah aleyhissalâtu vesselâm şöyle söylediler: "Mantar (Allah'ın Beni İsrail'e in'am ettiği kudret helvası denen) menn'dendir. Suyu göz için şifadır. Acve (denen hurma cinsi) cennettendir ve zehire karşı şifadır." Ebu Hüreyre ilave eder: "Ben üç veya beş veya yedi mantar aldım, onları sıkıp suyunu bir şişeye koydum. Gözü hasta olan bir cariyeme tatbik ettim. İyileşti."

    Tirmizi, Tıbb 22, (2068, 2069, 2070).

    KUST-U HİNDİ
    Ümmü Kays Bintu Mihsan radıyallahu anha anlatıyor: "Ben küçük bir oğlumla birlikte Resülullah s.a.v.’ın huzuruna girdim. (O sırada boğazındaki hastalığı sebebiyle çocuğa (i’lâk denen) tedavi uygulamıştım.

    “Çocuklarınızın boğaz hastalığını niye i’lak usulüyle (elle sıkarak) tedavi ediyorsunuz? Size şu ûd-u Hindi’yi (Kust-u Hindi) tavsiye ederim. Zira onda yedi türlü şifa vardır. Zatü’l-cenb’in ilacı ondadır. Boğaz hastalığına karşı burna damlatılır. Zatü’l-cenb’e karşı ağızdan verilir.”

    Zühri merhum der ki: “(Resulullah) bize (ilacın fayda vereceği) iki şeyi açıkladı, ama beşini açıklamadı.”

    Buhari, Tıbb 10, 21, 26; Müslim, Selam 139, (1214); Ebu Davud, Tıbb 13, (3877).

    SÜTLÜ ÇORBA 
    Hz. Aişe radıyallahü anha anlatıyor: "Resülullah s.a.v. buyurdular ki: "Telbine (denen sütlü çorba) hastanın kalbini dinlendirir, hüznün bir kısmını götürür."

    Buhari, Tıbb 8, Et'ime 24; Müslim, Selam 90, (2216).

    BAL – KAN ALDIRMA - DAĞLAMA
    İbn-i Abbas r.a. anlatıyor: "Resülullah s.a.v. buyurdular ki: "Şifa üç şeydedir:

    - Bal şerbeti.

    - Kan aldırma.

    - Ateşle dağlama.

    Ancak ümmetimi dağlamaktan menediyorum."

    Bir rivayette: "Balda, hacamat olmada şifa vardır." denmiştir."

    Buhari, Tıbb 3.

    ALKOL
    Vail İbnu Hucr radıyallahu anh anlatıyor: "Târık İbnu Süveyd el-Cu'fi radıyallahu anh, Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'a hamr (alkollüler) ile tedavi hususunda sordu. Aleyhissalatu vesselam onu bundan men etti ve:

    "Hayır! O, deva değil, derttir!" buyurdu."

    Müslim, Eşribe 12, (1984); Ebu Davud, Tıbb 11, (3873); Tirmizi, Tıbb 8, (2047).

    HARAM İLAÇ VE ZEHİR

    Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah s.a.v., zehir ve benzeri her çeşit habis ilaçtan yasakladı."

    Ebu Davud, Tıbb 11, (3870); Tirmizi, Tıbb 7, (2046).

     HAYVANLARI İLAÇ YAPMAK
    Abdurrahman İbnu Osman et-Teymi r.a. anlatıyor: "Bir tabib gelerek Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'a ilaç yapımında kurbağayı kullanmaktan sordu. Resülullah adamı kurbağayı öldürmekten nehyetti."

    Ebu Davud, Tıbb 11, (3871); Nesai, Sayd 36, (7, 210).

    HACAMAT
    Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Mirac sırasında yanlarından geçtiğim her cemaat bana mutlaka "Ey Muhammed! Ümmetine hacamat olmalarını emret!" demiştir."

    Hz. Ali radıyallahu anh anlatıyor: "(Bir gün) Cebrail Resülullah aleyhissalatu vesselam'a, Ahdaayn (boynun iki tarafındaki damar) hizasından ve kâhilden (iki omuzun arası) hacamat olma emrini getirdi."

    http://www.gidahareketi.org/...fler-67-sayfasi.aspx
  • 224 syf.
    ·4 günde·Puan vermedi
    Kitabı okuduğunda gelişen olaylara razı gelmen gerektiğini anlıyorsun. Eyvallah diyorsun gelene de gidene de. Kitabın teması da bu zaten her şeye eyvallah diyebilmek... "Bundan sonra biri canını mı sıktı boş ver. 'Men lem yezuk, bilmez yazık' de geç sevgili derttaş." diyor.
    Bu kitabı uzun zaman önce sevdiğim bir arkadaşımdan duymuştum, kitabın zamanı gelmiş okumak nasip oldu. Farklı hikayelerle anlatmak istediği düşünceyi bize aktarması dilini akıcı hale getirmiş. Bölüm bölüm olması, her yazının en fazla birkaç sayfadan oluşması okumayı kolaylaştırıyor. Dile getirmek istediği bütün duygu ve düşüncelerini Fesleğeni'ne aktarıyor. Yazar da kavuşamamış, kavuşamayanlar şiir de yazıyor dağları da deliyor demek ki :)) Kavuşamadı diye onun için kötü şeyler dilemiyor, onu kötü diye nitelendirmiyor. Bu dünyadaki amacını da unutma diye belirtiyor. Yazarın da dediği gibi özetle biz kalbimize bakalım, olacak olanlar oluyor zaten. Yol arkadaşımızla hayırlı şekilde yaşayabilmek dileğiyle... İyi okumalar.
  • 272 syf.
    ·3 günde·7/10
    Nihan Kaya'nın dünyaya yaklaşma şeklini ve bizleri de buna dahil etmesini seviyorum. Çoğu zaman rahatsız olduğumuz fakat nedenini açıklayamadığımız, nedeni bilip de susmak gerektiğine inandırıldığımız birçok problemi karakterleri üzerinden haykırabiliyor. Bu mühim bir sesleniş. Kitabı bitirdikten sonra durup da düşünmeden edemiyorsunuz. Düzenleme notuyla alakalı kısımsa benim ekstra hoşuma gitti. İlerde tanışmayı çok istediğim bir insan kendisi. Romana dair tesadüfi yaklaşımları biraz fazla bulsam da anlatılanı aşıp geçen bir iş yoktu. Anlatılanlar çocukların dünyasını bize aktarmaktan öteye geçip adeta yaşatıyordu. Çocukken önemsemediğim fakat şimdi baktığımda ne zorbalıklara maruz kalmışım dediğim birçok an oldu. Elbette Bihter'in başına gelenler çok üst bir noktadaydı fakat o anlaşılmama halini yalın bir şekilde anlatmak adına bence başarılı işlenmişti. Son olarak içten içe kendime çıkardığım bir not oldu. Kimseyi yargılamadan yaşamaya gayret etmek benim en büyük başarım.