• 400 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Şimdi kemerlerinizi takın çünkü daha önce hiç görmediğiniz bir yolculuğa çıkıyoruz.

    ×Bu yolculuğumuzda kararsızlığa, tembelliğe, mutsuzluğa yer yok!

    × Bu yolculuğumuzda nesnel ben olan EGOlarınıza yer yok!

    × Bu yolculuğumuzda ELALEM derdi yok!

    × Hatta bu yolculuğumuzda SİZ de yoksunuz! Çünkü yola çıkmamızdaki asıl amaç kendinizi bulmanız, tanımanız ve hayatınızı yeni baştan ele almanızdır.

    Dolayısıyla şu an içinde bulunduğunuz BEN kavramından tamamen soyunarak yolculuğumuza başlıyoruz.

    Okuduğunuz her söz, her cümle ve her paragraf sizi yeni baştan yaratacak, üzerinizdeki yıllanmış tozlardan arındıracak ve kendinizi bu süreçte görebilmeniz için de size bir ayna tutulacak.

    Süreç boyunca kendinizi yoklama ihtiyacı duyacaksınız. Yer yer patlayıcı sözlerle karşılaşıp sersemleyeceksiniz :)

    Bazı durumlarda geriye dönüşler yapıp tekrar tekrar okuyacaksınız. Yeni kavramlar öğreneceksiniz. Ve en önemlisi hayatınız boyunca MIŞ GİBİ BİR YAŞAM sürdüğünüzü göreceksiniz...
    **************************************

    Kitap sosyolojik, psikolojik ve felsefi temeller üzerinde Savaşçının kim olduğunu, nasıl Savaşçı olunacağı ve bir Savaşçının nasıl olması gerektiği üzerinde durmuş.

    On bölümden oluşan kitabımız her bölümde Savaşçının farklı bir tarafını ele almış.

    Okuma süreci boyunca Doğan Bey ve Arif öğretmen ile beraber Savaşçıyı irdeleyecek ve bu süreçte kendi hayatınızı da gözden geçirme imkanı bulacaksınız.

    Şimdi gelin sizlerle beraber Savaşçının nasıl bir insan olduğunu öğrenelim.

    1- Savaşçı karar vermeden önce düşünür, inceler, gözden geçirir, acele etmez, her şeyi hesaba katar ve ortama getirdiği bilinçten tümüyle sorumluluk alır.

    2- Savaşçı verdiği kararlardan pişmanlık duymaz.

    3- Savaşçı sabırla bekler; beklediğini bilir ve ne için beklediğini bilir.

    4- Savaşçı ölüm bilincine kendini kaptırmış olmayacak. Umursamaz bir tavır içinde olacak.

    6- Ölümünü umursamaz bir tavır içinde ve isteklerinden arınmış kişidir.

    7- Stratejik bir tavır içinde yaşar.

    8- Savaşçı hiçbir şeyin müptelası olmaz.

    9- Savaşçı her şeye saygıyla yaklaşır.

    10- Savaşçı vuruş menzili içinde kalır.

    11- Savaşçı seçimi yaparken, gönlünün sesini dinler.

    12- Savaşçı iç konuşmasını istediği zaman durdurabilir.

    13- Savaşçı içinde bulunduğu duygusal durumu kendisi belirler.

    14- Savaşçı alçak gönüllüdür.

    15- Savaşçı her şeyi üstesinden gelinmesi gereken bir öğrenme fırsatı olarak görür.

    16- Savaşçı sağlığına özen gösterir.

    17- Savaşçı, yaşamına katkıda bulunan her şeye ve herkese teşekkür duygusu besler.

    Bunlar Savaşçının özellikleri. Nasıl Savaşçı olunacağını size bırakıyorum. Cevabı yine kitabımızda var.

    Sakın unutma: "Bu dünyada en önemli şeyin SEN olduğunu düşündüğün sürece, çevrende seni kuşatmış olan dünyanın farkına vararak onları anlaman mümkün değil. "
  • Sen ihanete uğramış bir aşkın ne demek olduğunu bilmezsin henüz.

    Dinle beni !..

    Bu insanın midesini kazıyan açlıktan bile daha beter sayılır. Kızgın bir demirin yanığından bile beter, ölümden de beter…

    Aslında öldürülen bendim ve küreğe yollanan yine ben oldum.

    Bunu kafana iyice sok Adrien ve daha sonraları sakın unutma erkekler sevmesini ve yargılamasını bilmezler.
  • Dinle beni Adrien !...

    Sen ihanete uğramış bir aşkın ne demek olduğunu bilmezsin henüz.

    Dinle beni !..

    Bu insanın midesini kazıyan açlıktan bile daha beter sayılır. Kızgın bir demirin yanığından bile beter, ölümden de beter…

    Aslında öldürülen bendim ve küreğe yollanan yine ben oldum.

    Bunu kafana iyice sok Adrien ve daha sonraları sakın unutma erkekler sevmesini ve yargılamasını bilmezler.
  • Yüzümün tamamına indirilen kuvvetli bir tokat gibi, aşağılayan bir ifadeyle, "Ne cüretle 'ben' dersin?" dedi. "Benim dünyamda 'ben' bir küfürdür. 'Ben' içinde taşıdığım ayrılıktır; ben' senin yalanlar ordundur.
    Kendi" küçük ben "lerinden birini her söyleyişinde yalan söylüyorsun.
    Ancak kim olduğumu biliyorsan
    'ben' diyebilirsin; yaşamının
    efendisiysen ve bir iraden varsa.
    Bir suskunluk oldu. Yeniden konuşmaya başladığında, sözleri daha da
    göz korkutucuydu. "Bundan böyle sakın 'ben' deme, yoksa buraya bir
    daha asla dönemezsin!
    Kendini gözle. Kim olduğunu bul!
    Kalabalık içinde bir ben' olmak, gerçek dışı, kaçışı olmayan, kendi
    kendine yarattığın sahte inançlar ve yalanlar sisteminin tuzağına düşmek
    demektir.
    Lack of unity leaves man in the prison of ignorance, fear and self-
    destruction, and causes illness, degradation, violence, cruelty and wars in
    the outer world.
    Bir bütün içinde olmamanın eksikliği, insanı cehalet, korku ve kendi
    kendini imha etmeye mahküm eder ve
    saldırganlığa, acımasızlığa ve dış dünyada savaşmaya kadar götürür.
    Dünya, senin onu diişlediğin gibidir; o bir aynadır. Dışarıda kendi
    dünyanı bulursun, yarattığın, düşlediğin dünyayı.
    Dışarıda kendini bul! Git ve kim olduğunu gör..
    Diğerlerinin, senin içinde taşıdığın yalanın, uzlaşmanın, cehaletinin
    yansıyan görüntüleri olduğunu keşfedeceksin.. Değiş.. ki dünya değişsin.
    Beter bir dünya yaratıyorsun, sonra da kendi yarattığın şeyden, kendi
    eserinden dehşete düşüyorsun. Dünyanın nesnel olduğunu düşünüyorsun..
    oysa dünya senin onu düşlediğin gibidir. Git, dünyaya gir ve bunlart
    kabullen.
    onu hastalıklara, çöküşe,
    Kendi içindeki yoksullarla, zorbalarla, toplum dışına
    atılmışlarla tanış. Onları kabullen! Sakın onları görmezden gelme ve sakın
    suçlama. Dünyana teslim ol. Git ve yarattığın şeyi bilinçli olarak kabullen:
    bir dünya, müsamahasız, cahil ve... ölü.
    Bir kişinin gücü, kendine sahip olmasında ve aynı zamanda kendisine
    teslim olmasında yatar.
    Birdenbire sesi değişti ve sert bir buyruk halini aldı.
    Benimle iken kağıt ve kalemin yanında olacak!" dedi. "Bunu sakın unutma!"