• Kaç kez "SEN" deyip,
    Sonunu getiremediğim cümleler kurdum.
    Hiçbir cümleye sığmayacak kadar uzun,
    Hiçbir kelimenin ifade edemeyeceği kadar Derinsin...
    Hiçbir sözcük içermiyor sendeki anlamı...
    Yada ne bileyim,
    Tek kelimelik binlerce anlam yüklüsün...
    İçimdeki bunca lisana rağmen
    Dile getiremiyorum seni...
    Ama şunu biliyorum ki;
    Bana dair ne varsa
    Hepsi SEN'sin...
    Alıntı
  • İnsan kimi zaman konuşur,konuşur ama anlayamazsın ne dediğini, ama ne zaman ki sade bir sözcük çıkar ağzından, o sözcük bir anda aydınlatır her şeyi.
    Maksim Gorki
    Sayfa 256
  • ".. Bir tanıma belirtisi gösterirlerdi mutlaka, şefkatli bir sözcük söylerlerdi, ne de olsa ailesiydiler. Ama Prometheus tek başına ve sessiz halde asılı kaldı."
    Madeline Miller
    Sayfa 23 - İthaki Yayınları
  • Aklımı oynatmak pahasına, kendime defalarca telkinde bulundum, insan bir kez olsun, bir an olsun aptalca davransa ne olur sanki diye. Ama fazlasıyla belirsiz bir sözcük olan Vicdan denen şeyden kaçamıyorsunuz.
  • Çok sevgili, pek sevgili üstadım;
    Doğrusunu söylemem gerekirse günün birinde size bir mektup yazacağım hiç aklıma gelmezdi. Lakin her şeyin müthiş bir sürat içinde değişim gördüğü bu evrende, bir zamanlar düşünmediğimiz tasarıların bugün aklımızın bir köşesine gelip sinmesini yalnızca bir bilinçaltı reaksiyonu olarak görebiliriz. Gerçi bunun bir önemi yok, mühim mesele, iki bin yirmi senesinin şu saatlerinde size hayranlık bağları ile bağlı olan bir okurunuzun hislerini ve düşüncelerini bir yazıya dökmesidir.
    Biliyorum, siz evrenin bir yaratıcı tarafından yaratıldığı çoğunluk düşüncesine bel bağlamayıp; öteki dünya inancının, tarihin binlerce yıllık mitos anlatımlarından çıktığına kanaat gerenlerdensiniz. Zihinsel tasavvurunuza göre; bu denli bir vaaz anlayışı, günümüz yoksul insanlarının öteki tarafta ödüllendireceği mukadderatına umut bağlayıp, yoksulluğu ve çaresizliği sineye çekmelerine zemin hazırlayan gelenekselci bir anlayıştır. Şayet düşüncelerinizin bilimsel yönü ağır basacak olursa, ruhun ölümsüzlüğü de ortadan kalkıyor ve sizin, size anlattığım bu dizeleri yine mitsel bir anlayış gereği okuyacağınız yönündeki beklentim zayıflamış oluyor.
    Yalnızca bu defalık ben de sizin gibi düşünmüyorum. Çünkü ruhunuzun üzerimde dolaşmasını ve size olan derin hayranlığımın mütevazı sözcüklerimde yeşeren haykırışını duymanızı istiyorum.
    Ortalama ömrünüzün en güzel yıllarını zulüm, sürgün, fişlenme ve davalar dörtgeninde geçirdiniz. En acı ve zor günlerin en güzel ve etkileyici şiirlerini yazdınız. Sözcükleriniz, size ülke içinde ve zamanla dışında imrenilecek bir tanınmışlık sağladığı gibi bitmek bilmez takipler ve ölümcül tehditler de getirdi. Hayatınızın bu güç dönemlerinde hiç karamsarlığa kapıldınız mı diye sormadan kedimi alamıyorum ve fakat sorumun absürt oluşu gerçeği hemen kendisini belli ettiriyor. Umuda, kavgaya ve herhal geleceğin en güzel günlerinin yarında saklı olduğuna inanan sizin gibi evrensel bir şaire böylesi bir soru sormak, sanırım lafazanlığı fazlasıyla size tebelleş etmeye benzer olacaktır. Bağışlayın beni…
    Bir şiirinizde şöyle diyorsunuz;
    ‘‘umut umut umut...
    umut insanda.’’
    Biliyor musunuz, günümüzde artık sizin kadar güzel şiirler yazan ve umut etme sanatını böylesine etkileyici kılan yazarlar ve şairler çok az. Günümüz dönemi zorba, acımasız ve adaletsiz. Şaşırmadınız elbette, çünkü biraz evvel tanımını yaptığım bu döneme yabancı değilsiniz. Zaman değişiyor belki, çok şeyler gördük ve yeni olan birçok keşfe tanık olduk. Artık akıllı telefonlarımız ve kullanışlı bilgisayarlarımız sayesinde bilgi ve haber daha hızlı ulaşıyor insanlara… Kısacası, insanlığın rahatını sağlayan şeyler hızla yaşam pratiğine dâhil ediliyor. Evet, gözlerimiz bu hızlı sürat ve değişim karşısında şaşıp kalıyor. Gelgelelim, yüzlerce yıl önce insana atfedilmiş sözler bugün de akıbetini koruyor. Bu mektubumda size en az sizin umut dolu sözcükleriniz gibi iyi şeyler anlatmak isterdim, ama maalesef günümüz yüzyılında bile insanlar güç, şöhret ve iktidar uğruna amansız bir canavarlıkla cinayetler işleyebiliyor, yaşamın tüm renklerini karatabiliyor ve dünyamızı yaşanmayacak raddede azılı bir cehenneme dönüştürebiliyor. Tıpkı sizin döneminizde olduğu gibi bugün de karanlığın bu iğreti suretlerine karşı direnen, haykıran ve kalemini onurluca kullanan insanlar var, iyi ki varlar. Ve onlar ki sizin uğradığınız akıbete uğrayarak, ömürlerinin en güzel ve verimli yıllarını dört duvar arasında tıpkı bir suçlu gibi geçirmeye mahkûm ediliyorlar. İstedikleri şey mi, çok ama çok basit. ‘Barış’
    Ah üstadım;
    ‘Onlar ümidin düşmanıdır sevgilim’ diyordunuz sevgili Piraye’nize yazdığınız bir mektubunuzda ve ekliyordunuz. ‘ akar suyun/ meyve çağında ağacın/ serpilip gelişen hayatın düşmanı’ Öyle haklıydınız ki, şimdi bile bu sözleriniz geçerliliğini fazlasıyla koruyor. Bir kedinin başını hiç okşamamış gibi kötüler. Bir şiir yazmamış, bir kadının elini tutmamış, sevgili dolu bir sözcük fısıldamamış kadar kötüler. Ama gelin görün ki onlarla aynı atmosferde yaşıyoruz ve biz ne kadar barıştan, özgürlükten, adaletten bahsetsek, payımıza bir o kadar mahpusluk, hainlik ve kötülük düşüyor. Değişen hiç bir şey yok, umut etmek dışında. Evet, en güzellerimizi, en yiğitlerimizi ve en cesurlarımızı birer birer toprağa versek de coşku ile çağıldayan bir ırmak gibi umudumuz da kabına sığmazcasına çağıldıyor. Tıpkı sizin güzel ve onurlu yüreğiniz gibi biz de biliyor ve inanıyoruz ki, ‘ dolaşacaktır elini kolunu sallaya sallaya / dolaşacaktır en şanlı
    elbisesiyle, işçi tulumuyla / bu güzelim memlekette hürriyet…’
    Şiirleriniz ve yaşamınız, bize rehber olmaya, yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor…
  • Bazen bir sezgi bilinçaltında, zihnin bilinmeyen ağları arasında dolaşır durur. Bilince çıkmaz, kendini açık etmez. Uzaklarda uçan ufacık bir sineğin duyulur duyulmaz vızıltısı gibi, kuruntu mu, takıntı mı, gerçek mi ayırdına varamazsınız. Bir sözcük, bir renk, bir koku, düşünceyi uyarır. O şey neyse, bilinçaltından çıkıp bilincin eşiğine geldiğini, o anda yakalayabileceğinizi, önce düşünceye sonra dile yansıyacağını sanırsınız ama birden kaybolur gider. Beyninizi belleğinizi ne kadar zorlarsanız zorlayın uyandığınızda hatırlayamadığınız rüyalar gibi...
  • The Power of Words
    You, because, free, instantly, and new, these are the most powerful words in the English language. “You,” is an important word, because people love hearing about themselves. Listen to a 1-3-year-old talk next time you’re around them. “Me,” and “mine,” are likely going to be a huge part of their vocabulary. It might even be the first word most people learn!
    “Because,” is an important word, because many people are looking for an explanation. In a word with so many curiosities and possibilities, we can feel overwhelmed with how little we know. Humans are obsessed with labels, and most people like to know the reason behind something. When they hear the word “because,” their brain kicks on and becomes more alert, waiting for the explanation they’re so desperately seeking.
    “Free” is a popular word, for many reasons in our society. On one hand, it means free stuff! People will spend three hundred dollars on something they don’t need if it means they get one small FREE gift to go along with that. You can really hypnotize someone by using the word “free.”
    “Free,” is also an important word because so many people desire freedom and independence in their lives. Even the most codependent people like to hear the word “free,” even if it’s just them getting an illusion of what freedom might mean.
    “Instantly,” is a great word because so many people are obsessed with time. We all have to face the dark truth: we’re going to die one day. Even those that are in their 20s still have to know that their days are numbered. We try to fight change as much as possible, but time is unbeatable, so when we can get more of it, we’re hooked, someone promising something instant is going to be popular.
    “New,” is the last of the five most popular words. As humans, our brains are wired to constantly look for new growth. Some people might be afraid of change, but we still look for new things. “New,” represents growth and life at the same time. Some people might want to wear the same shirt they’ve had for years versus a brand new one. Still, if offered a new or an old sandwich, they’re going to go for the new one.
    These five words are very important to include in everyone’s vocabulary, whether you’re trying to persuade someone or not.
    What you do with your body is important, but the words that you decide to share are crucial as well. It’s important to remember not only with what you’re saying, but with what others are speaking as well. Not everything that is said is exactly what is meant.

    Çeviri: Kelimelerin gücü
    Çünkü, özgür, anında ve yeni, bunlar İngilizce dilinde en güçlü kelimeler. “Siz” önemli bir kelimedir, çünkü insanlar kendilerini duymayı severler. Bir dahaki sefere etrafınızda olduğunuzda 1-3 yaşındaki bir konuşmayı dinleyin. “Ben” ve “benim” sözcük dağarcığının büyük bir parçası olacaklar. Hatta çoğu insanın öğrendiği ilk kelime bile olabilir!
    “Çünkü,” önemli bir kelimedir, çünkü birçok insan bir açıklama arıyor. Çok fazla merak ve olasılık olan bir kelimeyle, ne kadar az bildiğimize boğulmuş hissedebiliriz. İnsanlar etiketlere takıntılıdır ve çoğu insan bir şeyin arkasındaki nedeni bilmek ister. “Çünkü” kelimesini duyduklarında, beyinleri devreye girer ve daha uyanık hale gelir ve umutsuzca aradıkları açıklamayı bekler.
    “Özgür” toplumumuzda birçok nedenden dolayı popüler bir kelimedir. Bir yandan, ücretsiz şeyler demek! İnsanlar ihtiyaç duymadıkları bir şeye üç yüz dolar harcayacaklar, bununla birlikte gitmek için küçük bir ÜCRETSİZ hediye alıyorlar. Gerçekten "ücretsiz" kelimesini kullanarak birini hipnotize edebilirsiniz.
    “Özgür” de önemli bir kelimedir, çünkü birçok insan yaşamlarında özgürlük ve bağımsızlık ister. En bağlı insanlar bile, özgürlüğün ne anlama gelebileceğine dair bir yanılsama alıyor olsalar bile, “özgür” kelimesini duymayı severler.
    “Anında” harika bir kelime çünkü birçok insan zamana takıntılı. Hepimiz karanlık gerçekle yüzleşmek zorundayız: bir gün öleceğiz. 20'li yaşlarında olanlar bile günlerinin sayılı olduğunu bilmelidir. Değişimle mümkün olduğunca mücadele etmeye çalışıyoruz, ancak zaman rakipsizdir, bu yüzden daha fazlasını elde edebildiğimizde, bağlandık, anında bir şey vaat eden biri popüler olacak.
    “Yeni”, en popüler beş kelimenin sonuncusudur. İnsanlar olarak beynimiz sürekli yeni büyüme arayışındadır. Bazı insanlar değişimden korkuyor olabilir, ama yine de yeni şeyler arıyoruz. “Yeni”, aynı zamanda büyümeyi ve yaşamı temsil eder. Bazı insanlar yepyeni bir gömlekle yıllarca aynı gömleği giymek isteyebilirler. Yine de, yeni veya eski bir sandviç önerilirse, yenisini alacaklar.
    Birini ikna etmeye çalışsanız da çalışmasanız da, bu beş kelimenin herkesin kelime dağarcığına dahil edilmesi çok önemlidir.
    Vücudunuzla ne yaptığınız önemlidir, ancak paylaşmaya karar verdiğiniz kelimeler de çok önemlidir. Sadece söylediklerinizi değil, başkalarının da konuştuklarını hatırlamak önemlidir. Söylenen her şey tam olarak kastedilen şey değildir.