-Bunlar nece konuşuyor?mart kedileri bile dişilerine karşı bunlardan daha manalı sesler çıkarır.Vazgeçtik şu yeni dil denilen hırıltılar zurnasından,bu insan karalamalarının bu zurnayla çıkabildikleri en basit düşünce ahenginden bile eser yok!..Fikir adına (do) ve (re) seslerinden bile bir nisbet kuramıyorlar...
Sayfa 43
sen düşünmeyi sevmezsin,değil mi? -Tanımam ki seveyim... -Ölümden korkmaz mısın? -Düşünmem ki korkayım... -Çocukların oyuncaklarını kırıp bağırsaklarını dökmesi gibi şekilleri nisbet ve ahenklerinden ayıklaya ayıklaya ne aradığını izah edebilir misin? -Aradığım yok ki izahım olsun...
Sayfa 42
Reklam
O hep güler,ne söylense dinler ve hiçbir sözü ne doğrular,ne tersler...Kaplumbağa gibi başı dışarıdayken de kabuğunun içindedir.kendisini belirttiği zamanlarda da asıl maksadı içinde kalarak kim ne tarafı gösterirse ona uymakta hususi bir ustalık gösterir.Ruhunu asla vermez.Arayanı da buldurmaz.Herkesin suyuna giderken,yer altında hususi bir akış yolu tutturduğu da inkar edilemez.
Sayfa 42
senin sanatın,hasta kedilerin kırda buldukları şifalı otlar gibi bir içten geliş eseri...Sen,sanatı üstünde düşünce tasası çeken bir mizaç taşımıyorsun!
Sayfa 41
Bütün ruhu parmaklarımda... -Yalvaran eller...Boğazlamayınca yalvarmaya geçmiş eller...
Sayfa 41
Eller... Türlü bükülüşler,süzülüşler,açılışlar,uzanışlarla insan ruhunun en zengin ifadecisi eller...Okşayan,tırmalayan,kavrayan,koyuveren,yalvaran,yumruklayan,dilenen, sadaka veren,bıçağa sarılan,duaya açılan eller...
Sayfa 41
Reklam
Geri199
1.000 öğeden 991 ile 1.000 arasındakiler gösteriliyor.