• DİKKAT DİKKAT!
    Bu bir kitap incelemesinden ziyade kitabın içindeki bir şiirin incelemesidir. Çünkü bence sadece o şiiri kitabın tamamına bedeldi :)
    Başlamadan önce bu etkinliği (#31053074) düzenlediği için Nausicaä'ya teşekkür ediyor ve bu incelememi de ona armağan ediyorum. Ayrıca bu kitabı okumak henüz aklımda olmadığı halde bunu okumamı sağlayan Hakan'a da teşekkür ediyorum.
    NOT: Şiirin SPOİLER'e olur mu? Herkesin bir şiirden aldığı his farklıdır, o yüzden olmaz diye düşünüyorum...
    Yalnız bir operaya başlarken ben bilmiyordum hiç, sevgilin kim? Yorgun ve kirli bulduğun geçmişinin sevdiğinle aranda olduğunu söyledin? Ve her şeyi yine onunla temize çektiğini. Kelimelerin acıyordu sanki. Belli çok fena canını yakmış birisi, hayır hayır sanırım yetim bırakmış kalbini. Varlığını ele geçirmiş senin dediğine göre. Sahi neden korumasını bilmemiş? Terk ettin beni tüm kazananlar gibi diyorsun sen oysa tam aksine kendisini bu kadar seven birini kaybetmiş o her kimse... Onun yokluğu kimsesiz hissettirmiş ya seni, bilemezsin tüm varlığıyla yanında olsun istedim o an senin, bir mevsim beklediğine değsin diye, yüzünün ayrıntılarından bahsettiğini, liriği ne denli ona benzettiğini bilsin diye düşledim. Onu düşündüğünde şiire olanları bilseydi eğer yaz başıydı gittiğinde diyordun ya hani eminim en geç yaz sonuna kadar gelirdi. Zamanı ikinize düşman ettin. Tam şu dizelerini
    "Daha o gün anlamalıydım
    Benim sana erken
    Senin bana geç kaldığını" okuduğumda nasıl içerledim?

    Hani koca bir yazdan sonra dönmüştü sonra. Hiçbir şey eskisi gibi değildi söylediğine göre. Biraz eksik, biraz yarım. Söyler misin, ne olmuştu size? Gerçekten zaman mıydı bu olanların sorumlusu, uzaklık yaramamış mıydı ikinize?
    Biliyorum ne sen dönebilirsin artık ne de ben kapıyı açabilirim sana dediğinde. Bilmiyorum olur muydu, gidip onu dönmesi için ikna etmek ve sana da kapıyı açtırmak? Tüm kalbimle mümkün olsun istedim, ikinize bunu yaptırmak...
    İki yorgun ve yalnız yıldızdınız belki. Düşündüm yıldızlar yorulmazlar ki, tek sorun uzak olmanızdı birbirinizden takım yıldızı olsaydınız dedim keşke.
    İkimizden ne kalacak geriye diye sordun ona. Bu şiirler belki ve sana bunu yazdıran o anılar. Bir soru daha gelmişti sonra senden ona
    " Şimdi biz neyiz biliyor musun?
    Yıkıntılar arasında yakınlarını arayan öksüz savaş çocukları gibiyiz. Umut ve korkunun hiçbir anlam taşımadığı bir dünyada bir şey bulduğunda neyi, ne yapacağını bilemeyen çocuklar gibi." O an koşup bir çocuğun başını okşamak belki, depremin içinden, yıkıntıların arasından çekip çıkarmak o yaralı bedenleri ve en çok da yıkıntıların üzerinde kalmış olanlar için bulamadıkları bir türlü, belki de bulamayacakları yakınlarına ağlamasınlar diye daha fazla kalplerine içimdeki tüm umudu son zerresine kadar aşılamak istedim. Kış başlıyor dedin, hoşnutsuzdun. Bahar gelsin istedim, onu getirmek, hoşnut ederdi belki seni, ama beceremedim. İyi bak kendine demenle, her veda cümlesinde olduğu gibi mahzun bir hüzün sardı yüreğimi. Aynalara bakamamak dedin, sessizlikten korktuğunu da söyledin. Neden korkuyorsun ki sanki sessizliğinde bile içindeki sesin yok mu sana eşlik eden? Hem bilmez misin aynalara korkmadan bakmak ne güzeldir. Saatin tik takları ve duvarlar, koca yalnızlığı anlatan imgeler kullanıp sonra da "denemeseniz de, bilirsiniz hiç yakın olmamışsınızdır intihara bu kadar" dedin ya inan bana ne kadar çok kızdım sana. Yaşamak varken hâlâ niye öyle dedin bir anlam veremedim. Yüreğinin bir şeyleri unuttuğundan bahsettin ve bir gün bununla yüzleşmenin ne kadar zor olduğundan, zamanın bir şeye çare olmadığından. Zordur ne diyebilirim ki sana ama güzel dizelerine rağmen böyle umutsuzca konuşman yakıştıramadım pek kusruma bakma. Bu şiire başladığında nerdesin, şimdi nerde? Bu defa ben soruyorum sana. Yarandan bahsettin, iyileşmesini diledim. Şiirlerin solmuş, aşk bitmiş. Hayır olamaz, diye söylendim. Aşk seni bulsun, ve açsın o şiirler diye devam ettim. Aşk YALNIZ BİR OPERA dedin. Şiirin adını söyledin. Sorguladım iki kişilik olanı daha hoş değil miydi? Uyuyup uyanmadığını söylediğinde, bir kez daha anladım. Uyumak zordu, uyanmak daha beter. Gökyüzünde yıldız arayan o gözlerin, gördü mü peki geceyi güzel yapan hilali... Bitmemiş bir şiirde yoluna devam ederken sen izledim ve ben de hiç bitmesin istedim sonu mutlu bile olsa son olmamasını diledim. Senin dönüp ardına baktığında bulamadığın sanatı, yanıbaşıma koydum ben şimdi.
    Sevgili dostlarım kısacası okuyun mutlaka bu şiiri...
    YALNIZ BİR OPERA şiirini dilerseniz sesli olarak da dinleyebilirsin.
    Buraya kadar sabırla okuduğunuz için çok teşekkür ederim.
    Sevgiyle ve tebessümle kalın :)
  • Dünya, Dünya olalı böyle bir yazar görmedi...

    Dostoyevski'yi tanıyorum diyenler gerçekte ne kadar tanıyor? Onun kitaplarını okudum diyenler gerçekte nasıl okuyor? Onun gibi muhteşem bir yazarı anlayabilmek için ömrünüz yetmeyebilir. Bendeki Dostoyevski sevgisi yavaş yavaş oturmaya başladı. Eskiden sıkılarak okuduğum, yarım bıraktığım Dosto'yu şimdi kucaklayarak okumak istiyorum. İyi ki de bu kitabı okumuşum. (Sitede ilk okuyan kişi olmanın gururuyla söylüyorum) Dosto'yu anlamak istiyorsanız şiddetle tavsiye ederim. Tabii bir de şu var ki;

    Sevgili RA sana öncelikle çoook teşekkür ediyorum. Bana bu güzel kitap(lar)ı gönderdiğin için müteşekkirim. Ve... Senden tekrar özür diliyorum. Sana biraz kötü davrandım. Hak etmediğin şeyler söyledim. Biliyorum özür diledim ama şimdi herkesin içinde tekrardan özür dilemek istedim. Hiçbir kitap; bir arkadaş, bir İnsan kadar değerli değildir. Umarım bir daha seni kırmam dostum...


    Kitaba gelirsek; Dostoyevski'nin çocukluk yılları, (buradan babasının ne kadar tutucu ve sinirli; annesinin de bir o kadar sakin ve yumuşak olduğunu, kardeşleriyle beraber annelerini ne kadar sevdiğini ve babalarından da bir o kadar korktuğunu okuyoruz) Küçükken annesini kaybettiğini, mühendislik okulundayken (18 yaşında) babasından borç istediğini, sonraki yıllarda babasını kaybettiğini okuyoruz. Her ne kadar mühendislik okuluna gitmiş olsa da aslında bilimden çok sanata yatkın olduğunu okuyoruz.

    Bu kitabında da idam ânına tanık oluyoruz. Onun ne kadar korktuğunu, sırasını beklerken ne düşündüğünü, çevresine nasıl baktığını okuyoruz. İdama giden arkadaşları bir türlü ölmeyince gariplik olduğunu anlayan Dosto, af fermanıyla nasıl da sevindiğini anlatıyor kitap. Tabii daha sonra arkadaşı (İsmini hatırlayamadım) ona "Az kalsın boşuna idam edilecektin." deyince o hayır deyip karşı çıkıyor. Aslında affedilecek biri olmadığını belirtiyor. (Bu kısmı hiç bilmiyordum. Açıkcası şaşırmıştım)


    Kitabımız eserlerinden de bahsediyor. İnsancıkları neden yazdığını (para ihtiyacından) ölmeden önceki son eserinin ne olduğunu (Karamazov Kardeşler) Kumarbaz'ı yazarken ne düşündüğünü vs. Hepsini okuyoruz kitapta. Ama bir şeyi daha belirtmeden olmaz. Dosto, her kitabını bitirdikten sonra iki sene ara verirmiş. Kafasını toplarmış. Eserlerini bitirince de yaşam kısa dermiş. Son eseri Karamazov Kardeşler'i bitirdiğinde; Önümde daha yaşamak için çook uzun bir zaman var. Dediğini de belirtiyor kitap...

    Ölüm günü apayrı bir gün. Çok kalabalık bir cenazesi oluyor Üstâdın. Üniversiteli gençler okullarını bırakıp geliyorlar. (Gerçi o gün okullar tatil ediliyor) Kısacası böyle geçiyor Üstâdın yaşamı...

    Kitabı okumanızı tavsiye ediyorum. Yazarıyla ilgili bilgim yok. Bu kitap okuduğum ilk kitabı. Kütüphanemde ayrı bir yerde duracağından eminim ama:) İncelemeyi kısa tutup bir an önce Yeraltından Notlar'ı okumak istiyorum:) keyifli okumalar.
  • "Beni uzak tutabileceklerini sanıyorlar ama kapıya kaç tane kilit astıklarının hiçbir önemi yok. Her zaman bir başka kapı bulunur."
    .
    .
    On yıl önce Dünya´yı ölümcül bir salgın hastalık olan kanlı humma kasıp kavurmuştur. Bu hastalığı atlatmayı başaran çocukların vücutlarında bazı izler kalmıştır ama bazılarında ise doğaüstü güçler ortaya çıkmıştır. İşte bu bazılarının onlardan korkmasını, bazılarının onlara iblis demesini bazılarının da onları taparcasına sevmesini sağlayan güçlere sahip gizemli kişiler Genç Elitlerdir... Adelina da kanlı hummadan izler ile kurtulmayı başaran bir malfettodur, içinde güçlü, kontrol edilemeyen ve son derecede karanlık bir güç vardır; bu güç ortaya çıkınca yolu ülkesini Genç Elitlerden temizlemek isteyen Engizisyon Mihveri´nin lideri Teren, kendileri gibi olan Genç Elitleri bulmak amacıyla hareket eden Hançer Cemiyeti ve bu Hançerlerin lideri olan ve kendine ait olanı geri almaya çalışan Enzo ile kesişir...
    .
    Öhöm öhöm, bu kitap ile ilgili düşüncelerimi alfabe çorbasına rahatlıkla benzetebilirim. Duygularım ve düşüncelerim ayaklanma başlatıp beynimde isyan sloganları atıyor gibi hissediyorum ki kitabın son sayfasını da okuyup kitap ile bakışmaya başladığım o andan itibaren haklı bir isyan olduğunun da bilincindeyim. Kitap kesinlikle daha önceden okuduğum bütün kitaplardan farklı mıydı? Evet, kesinlikle. Kitabı hem ilk hem ikinci okuyuşumda da kitabı elimden bırakamayıp, kendimi olaylar arasında kaybettiğim ve olanlara ağzımın açık kaldığı doğru mudur? Binlerce kez evet... Bu kadar çok güzelse neden zihnim karmaşık diye düşünen olabilir ki normaldir. Durum şu ki yazarın kurgusuna, kitabın akıcılığına ve özgünlüğüne harikadan başka diyecek bir sözüm yokken Adelina benim sinir kat seviyelerimi olağanüstü bir şekilde zorladı. Kitabın içine girip Adelina´nın yerine geçerek olayları tekrardan yazmak istedim. Kitap bitince de içimdeki sinir, öfke ve üzüntü yüzünden karakteri baya suçladım bence Adelina ilk önce her şeye atılmadan önce kendisini kontrol edebilse o kadar iyi olacaktı ki... Adelina, biliyorum, hiç kolay bir yaşantın yoktu ama içimde Enzo gibi bir umudum vardı senin için. Ama yok sen git her şeyi altüst et sonra gel oldu mu?? Her neyse, Adelina bugüne kadar görülen en güçlü ve en tehlikeli Elit. Karanlıktan gelen intikam ve öfke dolu güçlü bir yetenekten bahsediyoruz ya bu yetenek seni kontrol eder ya da sen onu... Başka bir seçenek yok. Bu güç kaosa ve kana aç tabii kalbinin siyah değil de kırmızı olduğunu, taştan değil de sevgiden oluştuğunu unutursan... Bu kitabın bir kahramanlık hakkında olduğunu düşünüyorsanız diye söylüyorum ben... Adelina ve Teren bana göre iki zayıf karakterdi. Belki yetenekleri bakımından güçlü olabilirler ama ben ondan bahsetmiyorum bana göre intikam ve nefrete kendini kaptıran herkes zayıftır. Sevgiyi ve sadakati kaybeden herkes... Burada Ölüm Meleğini anmazsam kesinlikle deliririm. Enzo Valenciano kitaptaki tek sevdiğim karakter kendisidir. Sevgisinden de, sadakatinden de, güveninden de emin olduğum güçlü bir karakterdi. Kitabı okurken en çok onun olduğu bölümleri sevdim yalan yok. (spoilerlı bir yorum oldu mu olmadı mı emin değilim ama yine de ben uyarı yapayım bundan sonrası spoilerlı olacaktır. Okumayan sevgili insancıklar direk son paragrafa atlarsa daha iyi olacaktır.) Enzo gitti ya hem de o Adelina ve Teren yüzünden... Hala sinir küpüyüm! Seriyi okumaya devam etmemeyi dahi ciddi ciddi düşündüm çünkü Enzo öldü! Enzo ya Enzo! Bu nasıl olabilir ki?! Offf, ciddi ciddi öldü çocuk sırf yanlış kişiye güvendiği için... Keşke diyorum Adelina´yı başta öldürseydi ya da Dante (bence en zeki karakterdi) onlara ihanet ettiğini sanınca Adelina´yı öldürseydi de Enzo hala yaşasaydı... İlk defa bir kitapta böyle bir şey diyorum, nefret ettiğim bir çok karakter oldu ama hiç böyle bir şey istememiştim. Enzo´nun geleceği demek ülkedeki bütün Elitlerin ve malfettoların iyi bir geleceği demekti. Enzo ile belki de birden fazla yaşam söndü... Onun ölümünü okumak o kadar ağırdı ki. Kitabı fırlatmak istedim, o sahneyi geri almak, silmek, sanki bir rüya gibi yazmak istedim. Ama olmadı tabii ki. Kitabın sonunda Meaven´in Tristan´ı hayata döndürünce neler olduğunu okuduğumda Enzo´yu tekrardan görme ihtimalinin olmadığını anladım bu da bir hançer gibi kalbimdeki umuda saplandı. Ölümüne düello edeceği günden önceki gün Enzo korktuğunu itiraf etmişti bence o an ölümünün geldiğini anlamıştı ama bunun içinde Adelina´nın da istemsizce de parmağı olacağını tahmin edemedi. Korkmasına rağmen, ölümü hissetmesine rağmen son saniyeye kadar cesur, kendinden en çok da arkadaşlarından emindi. Ölümü hak etmiyordu, yaşaması gerekiyordu ama sonunda Ölüm Meleği ölümle tanıştı... Ben de bir kez daha sevdiğim bir karakterin ölümü ile yıkıldım. Tek sevdiğim karakter öldüğü için seriye devam etmeyi düşünmedim ama sonra Adelina´nın sonunun gücü gibi karanlık olacağını düşünmeme rağmen bunu tam anlamıyla bilmek istediğimi fark ettim. Kısacası evet Marie Lu´nun güzel kurgusu ve merakım sayesinde serinin devamını da okuyacağım.
    .
    Kitabı okumanızı tavsiye ederim ama yazarın Warcross kitabı ile karşılaştırılınca daha az sevdiğimi söylemeden geçemem. Bununla beraber olayları farklı bir güç sahibi bir karakterin ağzından okumak kitabı çekici hale getirmişti zaten Marie Lu´nun kalemine hayranım o konuda bir söz dahi edemem.
  • Son 20-30 sayfadaki ters köşenin hatrına 4 yıldız veriyorum. Kitabın geri kalanı, ilk kitaptan bildiğimiz gibi bol aksiyonlu macera üzerine. İçinde polis olmayan polisiyelerden. Oraya koş buraya koş, silahlar, kan revan. Ama şöyle de bir tespitim var ki, insan okumaya devam ettikçe eskiden çok sevdiği kitaplar ya da türler tat vermemeye başlayabiliyor. Oldum olası polisiye kitaplara bayılırım ama son zamanlarda 'budur' diyebileceğim çok az polisiye kitaba denk geldim. Bu kitap da maalesef 'budur' dediklerimden biri değil. Yine de kitapsız kalırsanız okunabilir. =)
  • " Acı sadece bir habercidir. Bize canımızın niçin yandığını hatırlatır. "
  • Sabah Yetmisbesinci sokagi coktan kontrolu altina almisti.
    Kucuk cocuklarin savas esirleri gibi evlerinin ön kapilarindan disari cikartilip onlari bekleyen okuk otobusu konvoyuna dogru adim adim yurutuldugunu izlemisti .
    Farkli renklerdeki kadinlar gevezelik eden üclu ekipler halinde temizlik yapacaklari evlere dogru yil almaktaydilar .
    Takim elbiselerini ve eteklerini giyinip kusanmis savascilar , kravatlarini ve esarplarini sıkılaştırarak ,celikten yapilmis sari renkli kuheylanlarini bekliyor ,onlari durdurmak icin el salliyorlardi .
  • Her kalbin bir gardiyani ve birde mahkumu vardir .icinde hem kacmaya calisan gaddar ve korkunc bir mahkumu ,hemde onu kilit altinda tutmakla gorevli olan gardiyani barindirir .......