İslam, adını kanunlarından, emir ve yasaklarından, talep ettiği bedensel ve ruhsal çabadan değil, tüm bunları kapsayan ve aynı zamanda aşan, bir marifet anından, ruhun zaman ile ölçüşme kuvvetinden, bir mevcudiyetin sunabileceği her şeye tahammül etme dirayetinden, tek kelime ile teslimiyet hakikatinden almıştır.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Teslimiyet, isyan, umutsuzluk, nihilizm ve intihar olmaksızın hayatın çözülmezliği ve anlamsızlığından insani ve onurlu tek çıkış yoludur. Bu, hayatın kaçınılmaz musibetleri içinde bir kahramanın değil sıradan bir insanın hissettiği kahramanlık duygusudur, vazifesini yerine getiren ve kaderine razı olan bir şehidin trajik hissidir.
Gayretimizi ve mücadelemizi insani ve anlaşılır kalan şey, ona ölçülülük ve dinginlik katan şey, nihai sonucun elimizde olmadığı inancıdır. Bize düşen çaba göstermek ve eyleme geçmektir, netice Allah'in elindedir.
Allah'ın iradesine teslimiyet, insan iradesine teslim olmamak demektir. Allah'a itaat etmek, insana itaat etmeyi bertaraf eder. Bu, insan ile Tanrı arasında, dolayısıyla insan ile insan arasında yeni bir ilişkidir.
İnsan ''dünyaya atılmıştır'' ve üzerinde hiçbir hükmünün olmadığı sayısız gerçeğe bağımlı durumdadır. En uzak gerçekler de en yakındakiler gibi insanın hayatına etki etmektedir.