• 254 syf.
    Uzun zamandır beni bu kadar etkileyen bir kitap olmamıştı. Çok çok etkilendim eger hala okumadıysanız hemen alın ve okuyunn derim. Bir arkadaşım çok övmüştü bu kitabı ama yazarını tanımıyorum diye pek sıcak bakmamıstım. Sonra alıp okumaya karar verince hiçte pişman olmayacağımı ilk sayfalarda anladım. Resmen her sayfada sarsıldımm. Evet Aziz Mahmud Hüdayi Hz'ni birçok kez ziyaret ettim ama hayatı ve nefsi ile verdiği bu mücadeleden hiç haberim yoktu. Şu an mübareğe daha farklı bakıyorum ve yeniden ziyaret etmeyi çok istiyorum. Kitapta nefs ve nefsle verilen mücadele anlatılıyor. Insanin içinde bir ses olduğunu ve hiç susmadigini iyilk yapılacağı zaman engel olduğundan bahsediyor. Olayları da nefsin bölümlerini anlatarak ilerlemiş bu da nefsi ve aşamalarını tanımak açısından çok faydalı buldum. Farkli bir kitap çünkü nefsin konuşuyor yazar değil. Neyse çok uzatmıyım ama kendinize gelmek için, nefsinizi tanımak için guzel ve ideal bir kitap şiddetle tavsiyeee ediyorum.

    *Yoldaşın Allah olursa yolun da doğru olur.

    *İnsanların karnı doyunca nefsleri dünyaya meyleder.


    *Derdi olan insan Allah'ı hatırlardı ve Allah'ı hatırlayan insan unuturdu beni.《 yani nefsini》
  • Doğduğun günden beri Cenk meydanındasın, peki ya, düşmanının farkında mısın?
  • 224 syf.
    ·3 günde·10/10
    Bir Müslümanın her daim ensesinde olan iki düşmanı vardır. Bunlardan birisi iblis, diğeri ise nefsidir. İblis insanın dış düşmanı, nefis ise iç düşmanıdır. Aslında kişi iç düşmanı yani nefsi kontrol altına alabilirse, dış düşman yani şeytanı da fazlasıyla üzmüş olur. Kişi nefsini dizginlediği ölçüde Müslümandır. Bunun için ise çok çetin bir mücadele gereklidir.

    Bir röportajında Nurettin Yıldız hoca nefsi şöyle somutlaştırıyor; “Benzetmek gerekirse nefis Keban Barajı gibi sürekli enerji üretiyor. Bu enerjiyi trafoda kontrol edemeyen yanıp gidiyor. Yani Müslümanın vazifesi trafo olmak. Beynini trafo gibi kullanacak. Müslümanın vazifesi bu. Allah’ın bize verdiği irade de bunun için gerekli zaten. Dolayısıyla bir Müslümanın mücadelesinin adı, nefsini disiplin etme mücadelesi diye tanımlanabilir. Nefis her şeye yatkındır. Su, sel olduğu zaman afettir. Barajda tutulduğu zaman ise nimettir aslında. Allah Teala niçin cennetteki nimetlere karşı coşturmayı murad ediyor? Çünkü nefis bunlardan hoşlanıyor. Senin hoşuna gidiyor bunlar. Ancak eğer kontrol edemezsek o zaman da nefis çok büyük bir beladır. Şeytandan bile büyük bir bela. Çünkü bu senin bünyende. İki kaşının arasında. İki dudağının arasında. Sendenmiş gibi konuşuyor.”

    Tasavvuf, nefis terbiyesini ön planda tutan bir görüş olarak çıkıyor karşımıza. Tasavvuf ehli bugüne kadar nefis düşmanını mağlup etmek için her daim çetin bir savaşa girmiş hep onunla. Her daim diyorum çünkü namaza başlamakla, umreye-hacca gitmekle tam olarak mağlup edilemiyor maalesef. Hayatın her alanında mücadele şart onunla. Bunun için de haram olan her şey ama her şeyden kaçınmak gerekiyor.

    Her zaman nefsi terbiye cümlesini duyarız ancak nefsin ölümü cümlesini zikretmeyiz. Çünkü nefis insan yaşadığı sürece insanda yaşar ve öldürülemez. Örneğin sinirli bir yapınız var ise, nefsinize yada şeytana karşı sinirlenebilirsiniz. Çok konuşkan iseniz, Allah'ın hakikatlerini anlatmaya sarf edebilirsiniz enerjinizi. İnatçı iseniz, günahlara karşı inat edebilirsiniz. (Bu örnekleri çoğaltabiliriz) Bunun gibi bir takım özelliklerinizi hayırlı işlere yönlendirdiğiniz takdirde işte o zaman başarıyı yakalar ve nefsinizi dizginleyebilirsiniz.

    Muhyiddin İbn-i Arabi (k.s) (Allah ondan razı olsun) bu eserinde nefsi terbiye etme yollarını ve bu sayede ulaşılacak makamları sıralamış. Kitabın içeriğine geçmeden önce yazarı hakkında birkaç bilgiyi paylaşmak doğru olacaktır sanıyorum.

    1165 yılında Endülüs Mürsiye’de dünyaya gelen İbn Arabi, İslam Felsefesi’nin babası kabul edilen ünlü alim ve bilim adamı İbn Rüşd ile tanıştırılmıştır. İbn Rüşd’e hayran kalan İbn Arabi, kendisini tekrar ziyaret etmek istemiş ancak bir gece rüyasında İbn Rüşd ile aralarına bir perde çekildiğini görmüştür. Bunu aralarında ki meslek ve meşrep farklılığına yorarak, ilahi bir uyarı olduğu düşüncesiyle görüşmekten vazgeçmiştir. Bugün baktığımızda, İbn Arabi nasıl tasavvuf ve gönül ehlinin yıldızı ise, İbn Rüşd’de İslam Felsefesi olarak tanımlanan akılcı İslam akımının yıldızıdır. Bu bize, “ümmetimin ihtilafı rahmettir” diyen peygamberimizi hatırlatmaktadır. Bu nokta da Ibn Arabi’nin Ibn Rüşd’e yakınlık duymasının dışa vurumu olarak şu sözleri de akla gelmektedir : “Hakikat, ister filozof tarafından keşif ve ilham yoluyla ifade edilmiş olsun, isterse mukaddes kitaplar tarafından telkin edilmiş olsun, ikisi müsavidir. Yeter ki hâl ve makama uygun olsun.”

    Muhyiddin İbn-i Arabi’nin (k.s) yazmış olduğu ve Türkçe’ye çevrilen bir takım eserleri şunlardır;

    Füsûsü’l-Hikem
    El-Fütûhâtü’l-Mekkiyye
    Harflerin İlmi
    İlâhi Aşk
    Marifet ve Hikmet
    Haikat ve Tefekkür
    Fenâ Risâlesi
    Arzuların Tercümanı
    Nurlar Risâlesi
    Nurlar Hazinesi
    Tedbirât-ı İlâhiye
    Şeceretü’l-kevn
    Endülüs Sufileri
    Ehadiyet Risalesi
    Mevakiü’n-Nücûm

    İbnü’l-Arabî filozofların da isabetli görüşleri olabileceğini söyleyerek, “Hikmet müminin malıdır, onu gördüğü yerde alır” hükmünce bunları kabul etmenin gerekli olduğuna inanır. Özellikle filozofların hikmetli ve nefsi dizginlemeye dair beyanları faydalı sözlerdir. Hatta İbnü’l-Arabî, bazı filozofların dinsiz olduğu yolundaki iddialara karşı, “Bir kimsenin dininin olmaması onun her söylediğinin yanlış olmasını gerektirmez” cevabını verir (el-Fütûḥât [nşr.], I, 145-146).

    Bütün okumuş olduğum alimlerde tespit ettiğim ortak nokta hemen hemen hepsinin eserlerini kendi nefisleri için yazmalarıdır. Nitekim İbn Arabi de, RİSALETU RUHİ'L KUDS Fİ MUHASABETİ'N NEFS (NEFİS MUHASEBESİNDE KUTSAL RUH RİSALESİ) eserinde şu sözlere yer vermektedir; “Ey dostum! Sana hitap ediyorum, Allah'a yemin ederim ki, asıl maksadım benim nefsimdir. Senin dikkatini çekiyorum, hemcinslerimi kast ederken kinayeli olarak kendimi hedef alıyorum. Nefse sürekli hatırlatmada bulunmaya ara vermemek gerekir. Çünkü nefis zelildir. Bu erdemi bütünüyle içselleşfirerek ilahi payı elde etmeye kendiliğinden eğilim göstermez.”

    Sonuç itibariyle nefis ile mücadele etmek isteyen müminlerin başvuracağı temel kaynaklardan birisi olup, okunması şiddetle tavsiye edilir. İncelememizi bitirirken de yüce kitabımız Kur’an’ı Kerim’den nefis ile ilgili şu ayetleri ve Efendimiz 'in (sav) hadislerinden bazılarını paylaşalım.
    *************************************************************
    "O Allah ki, sizi bir tek nefisten inşa etti... " (En'âm, 6/98);

    "Gerçekten nefis kötülüğü emreder." (Yûsuf, 12/53);

    "Hayır, daima kendini kınayan nefse yemin ederim." (Kıyame, 75/2);

    "Ey huzura eren nefis!" (Fecr, 89/29);

    "Andolsun insanı biz yarattık ve nefsinin ona ne fısıldadığını biliriz..." (Kaf, 50/16

    ************************************************************
    Fedâle b. Ubeyd'in naklettiğine göre, Resûlullah (sav) Veda Haccı'nda şöyle buyurmuştur:

    “…Mücahid, Yüce Allah'a itaat yolunda nefsinin isteklerine karşı mücadele eden kimsedir.”

    (HM24465 İbn Hanbel, VI, 22; T1621 Tirmizî, Fedâilü'l-cihâd, 2)



    Şeddâd b. Evs'ten rivayet edildiğine göre, Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: “Akıllı kişi, nefsine hâkim olan ve ölüm sonrası için çalışandır. Zavallı (ahmak) kişi ise nefsinin arzu ve isteklerine uyan (ve buna rağmen hâlâ) Allah'tan (iyilik) temenni edendir.”
    (T2459 Tirmizî, Sıfatü'l-kıyâme, 25; İM4260 İbn Mâce, Zühd, 31)



    Hz. Âişe'den (ra) rivayet edildiğine göre, Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: “Sakın biriniz, 'Nefsim habis oldu (kirlendi).' demesin. Ancak 'Nefsim lâkis oldu (içim daraldı).' desin!”
    (B6179 Buhârî, Edeb, 100)



    Huzeyfe'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah (sav), “Mümin kişiye nefsini küçük düşürmesi yaraşmaz.” buyurdu. Bunun üzerine, “Kişinin nefsini küçük düşürmesi nasıl olur?” diye sordular. Resûlullah (sav) şöyle buyurdu: “Gücünün yetmediği işlere kalkıştığı için birçok belaya duçar olur.”
    (İM4016 İbn Mâce, Fiten, 21)

    ************************************************************

    Cenab-ı Hakk bizleri ve sizleri şeytanın ve nefsin, kötülük ve azgınlıklarından muhafaza eylesin, bizlere dünya ve ahirette güzellikler ihsan eylesin.

    Saygılarımla…
  • 254 syf.
    ·10 günde·Puan vermedi
    "Ene"... Anlamının "ben" demek olduğunu kitabı okurken öğreniyorum. Kitap da nefs konuşuyor.iyi işler yapmanı istemeyenin aslında sen değilde nefsin olduğunu söylüyor Nefsi Aziz Mahmud hüdayi nin hayatı üzerinden anlatıyo. İnsana kendini, nefsini, içindeki sesleri sorgulatıyor . Kitap kesinlikle okunmaya değer .
  • 399 syf.
    ·10/10
    Nefsin Terbiyesi,
    Benim dini anlamda okuduğum ve en etkilendiğim kitaptır. Kitabın uhreviyati ağırdır içindeki yazanlar okuyanı bazen sanki tokatlar...

    Kısaca nefsin 7 mertebesi var ve en aşağı mertebe nefs-i emmâre. “Bu mertebede nefis olabildiğince zalimdir; insanı yoldan çıkarmaya çalışan olumsuz güçlerin hepsinin bir araya gelmesinden oluşur. Gerek kendimiz gerekse başkaları için en büyük tehlike kaynağıdır.”

    Nefsin mertebelerini ve bu mertebede olan insanların ne durumda olduğunu, nefsimizi nasıl yenebileceğimizi anlatan benim kılavuzum gibi benimsediğim şahane eser.

    Nefsi yenmenin kısaca formülü ise; “nefsin ruh karşısında zayıflatılarak dönüştürülmesinin ilk ve en etkili aracı günahları tanıyıp onlardan uzaklaşmaktır.” diyor değerli Mehmet Zahid Kotku hocam.

    Kitabın dili diğer dini eserlere kıyasla ağır değildir, yalındır. Sanki sizinle konuşuyor gibi yazılmış ve etkileyici bir eserdir. Bu tarz bir eser okumak isteyenlere kesinlikle tavsiye ediyorum. Bir de kitabı ilk elinize aldığınızda açıp bir sayfasını okuyun, ben bunu ilk yaptığımda kalbimden geçenlere cevap niteliğinde bir sayfayla karşılaşmıştım.
  • Demem o ki bir kişi diğerine dua ettiğinde dua edileni benden koruyordu Allah. Lakin insanlar bunu bilmiyordu. Bilselerdi şayet bir an olsun bile birbirlerine dua etmekten vazgeçmezlerdi.