Onun iyiliklerinden, övgülerinden daha kuru, daha bereketsiz bir şey olamaz ; vermenin lafından bile öyle tüyleri ürperir ki, "selam verdim demez, selam aldım" der.
Bazen diğer ufaklıklar büyüyünce yapacaklarından bahsediyor. Benjamin'in küçük yüzüne bir gölge düşüyordu. Sanki çocuk aklıyla, belli belirsiz bir şekilde, bu tür şeyleri asla onlar gibi yaşayamayacağını fark ediyordu.