Kitabın her satırında Dazai'nin kendi hayatından parçalar hissediliyor. Yazarın, geçim sıkıntısı, yalnızlık, umut ve umutsuzluk arasında gidip gelen ruh hâlini anlatışı sahiciydi okurken sanki onunla aynı sokaklarda yürüyormuşsun gibi oluyor. Meteliksizliği sadece maddi bir yokluk olarak değil, hayattaki yerini bulamamanın, bir türlü "tutunamamanın" da simgesi gibi anlatıyor. Bu yüzden hikâye, hem çok tanıdık hem de derinden sarsıcı.