lethe

lethe
@neraidas
• bibliophile •
Eğilip cesede baktı, içini çekti: - Ne ki insanoğlu dedi, balon şişiyor, şişiyor, sonunda puufff! patlayıveriyor şeytan götüresice!… Ya Hürriyet Ya Ölüm (Kazancakis) Sayfa 269
Reklam
Günler gelip geçiyor, Nisan ayı yarıyı buluyor, ağaçlar çiçek doluyor, bazıları ürün bağlıyor, Büyükkale ilkbahar güneşinin altında cıvıl cıvıl cıvıldıyor. Rıhtımda insanlar cehennemlik olmuş, birbirinin karşısında iki öfkeli bölük halinde bölünmüş, her bölüğün ayrı bir tanrısı, tanrılar ve insanlar birbirini öldürmek için hançerlerini bilemekte. Ne olgun şeftali gibi mis mis kokan serin denizi, ne her sabah çiçek açan güneşi, türlü renklere bürünüşünü, ne de gecenin yıldızlarını gözleri görüyordu. Ya Hürriyet Ya Ölüm (Kazancakis) Sayfa 209
Körfeze, köpüren, güneş ışınları altında parıldayan masmavi denize baktı, uzaklara Yunanistan’a doğru… İç geçirdi. - Derdim seninle Tanrım, diye mırıldandı. Kullarınla değil! Ya Hürriyet Ya Ölüm (Kazancakis) Sayfa 178
“Ama kim tutabilir ki onu? Ne Tanrı ne de şeytan. Ölümden korkmayandan Tanrı bile korkar.” Ya Hürriyet Ya Ölüm (Kazancakis) Sayfa 164
“Bana öyle gelir ki, diye söylendi, ben ancak atlarla bağdaşabilirim bundan böyle, varsın Girit’in kurtları, yaban domuzları da olsun. İnsanlarda iş yok bence, boş yaratıklar, soytarı tümü.” Ya Hürriyet Ya Ölüm (Kazancakis) Sayfa 158
Reklam