Necip, tanrılardan ateşi çalıp, insanlara verdiği için cezalandırılan Prometheus gibi hissetti kendini. Zeus'un Kafkas Dağları'na zincirleyip her gün kartallara ciğerini yedirdiği, ciğeri her gün yeniden oluşan, mitolojik moto-kurye Prometheus...
Böyle yenileniyordu demek ki Prometheus'un ciğeri. İnsan defaatle ölüyor, fakat umudu tam manasıyla ölmüyordu.
Zaman mefhumunun böyle trajikomik bir tarafı vardı işte. İnsan geçmişinde yaptığı hatalardan ders çıkarana kadar, hataların izdüşümü geleceğinin içine etmiş oluyordu. İnsanın ne yapıp ne yapamayacağına başarıları değil, hataları karar veriyordu bir anlamda.
Herkesin başarılı olduğu, tutkulu olduğu ve mecbur kaldığı şeyler vardı. İnsanlar başarılı oldukları işleri otomatikman, tutkulu oldukları işleri vakit buldukça ve mecbur kaldıkları işleri daima, sevmeden ve gönülsüzce yaparlardı.