Körlük... Okurken insanı içine çekip düşündüren ve düşündürdüğü şeyler ile korkutan bir kitap. Ya birden göremeyecek olsaydım? Sevdiğim insanların yüzlerini, okumak istediğim kitapları...
Ne kadar değerli ve yeri doldurulamaz bir organ, gözlerimiz. İşte bu kurguda da, yalnızca tek bir kişi değil tüm insanların hızla yayılan bir salgın sonucu kör olması durumunda yaşanılanlar anlatılıyor. Okurken o dehşeti, kurgudaki karakterler ile birlikte siz de hissediyorsunuz; en azından benim hissettiğimi söyleyebilirim.
Peki, okuması nasıl bu kitabın? Kitaba başlarken diyalogların düzeni benim kafamı biraz karıştırmıştı, belki de daha önce bu tarzda bir yazım biçimi görmediğim için olabilir, alışmakta zorlandım: Diyalogların arası virgüller ile ayrılmıştı, virgülden sonra büyük harfle başlanan kısımlarda ise konuşmacı değişiyordu. Bunun dışında çabuk bitirebildiğim bir kitap olmadı, düşündüğüm kadar akıcı değildi. Okuyorum, okuyorum fakat kalan sayfa sayısı azalmak yerine sabit kalıyor gibiydi. Yine de okuduğum için pişman değilim, sonuçta merak ettiğim bir kitaptı ve beni yeterince tatmin ettiğini söyleyebilirim. Bir de, devamı niteliğinde olan bir kitap daha var: Görmek. Henüz okumadım fakat yakın bir zamanda okumayı umuyorum.
Okuyacak herkese keyifli okumalar dilerim ^ ^