Ölümden söz ederken aslında neden söz ederiz? Aramızdan ayrılan kişiden mi, yoksa kendimizden mi? Yoksa yokluğu kendisinden mi? O denli yok ki, her boş anı yokluğuyla dolduruyor. Onu bugüne kadarki varlığı, benim kendi varlığımı, çocukluğumun varlığını doğruluyordu. Öte yandan yokluğu hafızanın tüm mekanizmasını harekete geçiriyor. Uzun zamandır aklıma gelmeyen şeyler şimdi uyanıyor onları ben uyandırıyorum tüm bunların gerçekten olup bittiğinden emin olabilmek için istemli istemsiz bellek birlikte çalışıyor ve anıların paslanmış çarkın harekete geçiriyor, net görünmeyen yerleri temizliyor veya uyduruyor. Kabul etmeliyiz ki bu, vefat edene yönelik bir belli çalışması olduğu kadar, kendimize de yöneliktir. Benmerkezci bir anlamda kendimizi kurtarmaya her benim gidişinden sonra hayatta kalışımımızı anlamlandırma yönelik bir uğraştır. Bizi çocuk olarak hatırlayan son kişi de gittiğinde hala var olduğumuzu söylenebilir mi?
.
Kendi başına düşünen kişi her zaman teşekkürü hak eder; doğru ya da yanlış olması önemli değil, yeter ki açık ve net olsun. Doğruysa, yol gösterici bir rehber görevi görür; yanlışsa, uyarıcı bir işaret feneri olur.
.
Zamanın faydası olmuyor.Unutuyor insan, bazen yıllarca, ama hâlâ orada.Bir his kuşağı.Soğuk bir gölge.Artık nadiren içiyorum ama içtiğimde bazen hiçbir şeyin değişmediğini öyle net görüyorum ki.Tek bir şeyin bile.Kim olduğum ve ne olduğum hakkında.Sarhoş olmama gerek yok.En beklemediğim anda iç güdülerim iğrenç, tepkilerim iğrenç, kindar.
Sayfa 107 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu