"Pek konuşmazmış ve diğerleri de gerekenden fazla "sohbet" etmezlermiş onunla. Kimse bilmezmiş ne yaptığını, ya da ne aradığını."
Bütün hikaye; yolda şiir kitabı okurken bir arabanın çarpması sonucu ölen Profesör Bluma'nın, ölümünden sonra üniversitedeki görevini devralan yardımcısının, Bluma adına gönderilmiş kapağı kirli ve çimento kaplı olan “Gölge Hattı” isimli kitabı, gönderildiği yere geri götürme yolculuğu ve bu yolculukta kitap okuma ile ilgili ilginç bir hikaye aktarılır.
Brauer, kitap okuma ve biriktirme sevdalısıdır. Öyle ki, biriktirdiği kitaplar on binleri bulmuştur. Ancak, bu kütüphanenin tasnifi ve sınıflandırmasını nasıl yapacağı hep zihnini meşgul etmektedir. Ve kitapları kendi kurduğu sınıflandırıma sistemine göre incelemeye, notlar almaya ve buna göre kitaplarını kütüphanesine yerleştirmeyi planlar.
Bu konuda çalışmaya başlayıp tuttuğu listenin sonuna geldiği bir gün, odasında yangın çıkar ve bütün aldığı notlar yanar. Bunun üzerine, tabiri caizse “kafayı yer” ve Uruguay'ın alakasız bir sahil kasabasında, kendine tuğlası kitaplarından olan bir ev yaptırır.
“Kağıt Ev” ismi buradan gelmektedir. Söz konusu çimento kaplı kitap ile ilgili ise, bu kağıt evin herhangi bir duvarında bulunurken, Bluma'nin bu kitaba tezinde ihtiyacının olduğunu öğrenmesiyle Bauer'in kitabı bulmak için bütün evin duvarlarını yıktığını ve bu şekilde kitabı gönderdiğini öğreniyoruz. Böylelikle kitap okuma alışkanlığının nasıl bir boyut alabileceği resmedilmektedir.