Newyzci

Newyzci
@nevin3453
~~DUA~<
Ey Rabbim, Ey kalplerin sahibi,Ey dertlerin dermanı! Ben geldim, Bütün acizliğimle, bütün yorgunluğumla, bütün kırgınlığımla kapına geldim. Başka gidecek yerim yok. Başka sığınacak kimsem yok.Bugüne kadar hep ben yaptım ben ettim dedim. Yoruldum! Bugün şu saatte şu dakika da , elimdeki, gönlümdeki, zihnimdeki bütün yükleri, senin o sonsuz Rahmet Okyanusuna bırakıyorum. Hakkımda hayırlı bildiğini gönlüme razı eyle, Gönlümdekini hakkımda hayırlı eyle. Beni nefsimin eline, insanların eline, korkularımın eline bırakma. Ben Vekil olarak seni seçtim, ben kefil olarak Seni Seçtim. Sen ne güzel vekilsin, Sen ne güzel dostun. Geçmişimi tövbe ile temizle, geleceğimi tevekkül ile aydınlat.Korktuklarımdan emin, umduklarıma nail eyle… Allah’ım! "Allah de ötesini bırak" sırrına ermeyi bana nasip eyle… ~~~~AMİN~~~~
Reklam
Taif Duası
“Allah’ım, Güçsüz kaldığımı, çaremin tükendiğini, insanların beni hor gördüğünü sana şikâyet ediyorum. Ey merhametlilerin en merhametlisi! Sen gerçekten merhamet edensin. Beni kime bıraktın? Beni bir yabancının eline mi ittin? Yoksa bana zulmedecek bir düşmanın eline mi saldın beni Allah’ım? Allah’ım, senden bana bir gazab gelmesin de Ben bu başıma gelenlere râzıyım. Yine de sen bana afiyet verir, bu dertlerden beni kurtarırsan, bunu da hoş karşılarım. Ey Rabbim; görevimi yapamadım diye senden bana bir gazab inecek, başıma bir felaket gelecek olursa, ben yine senin dünyayı ve ahireti aydınlatan nuruna sığınırım. Beni himaye edecek sensin Allah’ım. Ey Rabbim; Sen bu görüntüden hoşnut isen benim hiçbir şikâyetim yok. Zaten senden başka da hiçbir güç ve kuvvetim de yok.” Âmin. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Hazretlerinin Taif Dönüşü Yaptığı Dua.
“İnanç, yürekte düşünce zinciriyle asla ulaşılamayacak bir vahadır.” #halilcibran Vaha: Çöllerin su bulunan kesimlerinde bulunan, tarıma ve YAŞAMA elverişli bölge. İnançsız bir benlik ve bedenle hayat nasıl yaşanırdı bilmiyorum. Kalp nasıl huzur bulurdu? Nasıl atlatılırdı bunca hengame,nasıl kaldırıldı bunca enkaz,nasıl çözülürdü lal olan gönül ve diller, acıyla titreyen yürekler nasıl hayata tutunurdu yeniden,nasıl genişlerdi göğüs kafesimiz,sevdiklerine bir gün kavuşacağın ümidi ve inancı olmasaydı ölümü nasıl taşırdı kalp? Bilmiyorum… Tevekkül ve teslimiyet olmadan hayat nasıl yaşanırdı, çok şükür ki bilmiyorum… —————————🍂🍂🍂————————— “İki çeşm-i sirişk-efşân ile bir kalb-i vîrân al Tükenmez hasra gelmez dâ'imî îrâd lâzımsa.”
Sarı Lira Gibi Ömrümüz
“Yaşamak değil, beni bu telaş öldürecek" dediği gibi şairin; O telaşla, bırakın Paris yolunda ılık rüzgarla taratmayı saçlarımızı, sevdiğimizle doyasıya bir sohbet bile edemedik biz... Gözümüz saatte söyleştik hep, koşuşur gibi seviştik, yarışır gibi çalıştık. Hep yetişilecek bir yerler vardı. Aranacak adamlar, yapılacak işler.. Bir sonraki günün telaşı, bir öncekinin terine bulaştı; Başkalarının hayatı bizimkini aştı.. Kör karanlıkta çalar saat sesi yerine, kuşluk vakti kızarmış ekmek kokusu veya yavuklu busesi ile uyanma düşlerini hababam erteledik.. 20'li yaşlardayken 30'lara kurduk saatin alarmını, 30'larımızda 40'lara, belki sonra 50'lere... Lakin öyle yanlış kurgulanmış ki hayat, kuşlukta uyanma fırsatını sunduğunda size, artık uyku girmez oluyor gözlerinize.. Doyasıya söyleşmek, telaşsız sevişmek için bol zamana kavuştuğunuzda, söyleşecek, sevişecek kimsecikler kalmıyor yanınızda.. Özenle yarına sakladığınız bir sarı lira gibi ömrünüz; vakti gelip sandıktan çıkardığınızda bir de bakıyorsunuz ki tedavülden kalkmış...
Hep haberler başlayacak biliyorum, Hangi şarkıyı seçsem şansıma. Şimdi şifa niyetine giriyorum sulara. Mavisine değil denizin. Sade tuzuna. Yılmaz Erdoğan