Raskolnikov...
Kendine herkes gibi bir bit mi, yoksa bir insan mı olduğunu kanıtlayabilmek için hayatının altını üstüne getirmiş ve bundan gram pişmanlık duymayan biri, karakterini her okurun farklı bir biçimde algılayıp yorumlayacağı biri. 687 sayfalık bu kitapta Raskolnikov'un hayatının içine dalmışken, belki sizlere önemsiz gelecek, ama benim defalarca okumama ve kendi hayatımın belli sahnelerini gözümde canlandırmama neden olan bu çok samimi, çok gerçekçi, her insanın en az bir kez olsun hayatında yaşamış olduğu o anı anlatan bu muhteşem cümleleri sizlerle paylaşmak istiyorum:
"Bir hafta sonra, bir ay sonra beni bir hapishane arabası içinde bu köprüden geçirip götürecekler", diye düşündü. "Acaba bu kanala nasıl bakacağım o zaman? Şimdi böyle düşündüğümü hatırlayacak mıyım? Örneğin şu tabelayı...o zaman nasıl okuyacağım? Ortaklık yazıyor burada... Şu a'yı, a harfini unutmamalı... bir ay sonra yine bakmalıyım bu a'ya... Acaba o zaman da şimdi gördüğüm gibi mi göreceğim? Ya neler düşüneceğim; neler duyacağım?..."
Sizi bilmem, ama ben hayatımın en zor dönemlerinde hep yaparım bunu. Okuduğum kitabın o an dikkatimi çeken herhangi bir cümlesi, o an birşeyler yazıyorsam altını çizdiğim bir kelime, dolabın bir köşesine sakladığım herhangi bir eşya vb. Sonra aylar, yıllar geçiyor ve altını çizdiğin, sakladığını o küçük ayrıntıyı unutuyorsun. Birgün ansızın karşına çıkıyor o küçük ayrıntı ve sen oturup hayatını sorguluyorsun...