Efkâr-ı medeniyenin, (uygar düşüncelerin) terakkiyyât-ı asriyenin (çağdaş ilerlemenin) hiçbir nev-i mevâniye mâruz (çeşitli engellerin etkisinde) kalmaksızın serîân inkişaf ve intişârı lâzımdır (İvedi olarak geliştirilmesi ve yayını gerekir).
Bunun için bütün ilim ve fen erbâbının bilâârâm (durmaksızın) çalışmayı bir icâb-ı nâmus (namus gereği) bilmeleri lâzımdır.
Şairlerimiz, ediplerimiz, muallimeler ve muallimlerimiz, filozoflarımız geçen felâket günlerini mütemadiyen millete terrennüm ve tahrir edecekler... (Söyleyip yazacaklardır)
Mâruz kaldığımız izmihlâl esbâbını (çöküntü sebeplerini) açık ve kat'i anlatacaklar...
Bu kara günlerin bir daha tekerrür etmemesi için milletin ruhunu, intibâhını (gözüaçıklığını) her an uyanık tutacaktır.
Bilhassa millete anlatacaklardır ki, "Türkiye Devleti"nin emniyeti Türkiye halkının hakiki saadet ve refahı Türk'ün bünye-i içtimâiyesine (sosyal yapısına) en uygun olan Türkiye Büyük Millet Meclisi ve onun hükûmeti ile temin olunur.
Türkiye halkına hakiki benliğini idrâk ettiren bu millî idâreye yan bakanlar, millet nazarında ebediyyen menfûr ve makhur (kötü ve yokolmuş) olacaktır."