Nihat Çapan

Nihat Çapan
2 Şubat
161 okur puanı
Şubat 2019 tarihinde katıldı
İnsanın ilk hayatta kalma çabaları, onun hem doğanın güçleri üzerine kavrayış eksikliği hem de onları kullanmadaki göreli acizliği tarafından kösteklenir. İnsan doğa üzerine kuramlar geliştirir ve
Felsefe
Bu dakika zihnimde hiçbir bulutlanma ortamı olduğunu kabul etmek istemiyorum. Zira işte şen ve neşeli bir haldeyim. Şimdi şu değerlendirmeyi yapmak istiyorum ki; mutluluk neşelenmenin yardımı ile anlayışa bağlıdır. Bu düşünce genel olmasa bile benim için izlenmesi gerekir. Çünkü bu düşünce felsefe olmadıkça hayatın son nefesini verinceye kadar bir an neşe ve mutluluk görmek olanaksızdır.
Selanik'ten geleli üç ay oldu. Burada bulunuşumun ilk günlerinde yaşam düzeyimde bir çığır bulduğumu zannediyordum. Maddi ve manevi olarak etkisinde kaldığım duygularımı çözümlenmiş gibi görüyordum. Fakat ne yazık ki bugün bilmem kaç yüzüncü kez olmak üzere yine kalbimin bütün yakınma ve inlemelerini işitmekten dolayı gözlerim yaşlı. Her zaman ki gibi ve şu dakikada olduğu gibi... Üç gün evvel tamamlayamadığım bütün duygulanışımın hangi oluşumlarla sonuçlandırılmasının gerekliliğini düşünüyorum. Bütün varlığımı yokluyorum. Anlıyorum ki yaşamımda yakarış ve isteklerimin tek bir biçimde oluşmasının olanağı yoktur. Fakat şunu anlıyorum ki, kalbim dönem dönem, her gün ve her dakika yeni bir duygulanışın oluşum alanı oluyor. Bu sürekli artan düşünce ve duyguların tek sebebi duyularımın tam belirgin olmayan çırpınışlar içinde oluşudur. Belirsiz... O kadar belirsiz ki... Sağ iken oldum harap, yok oldum yeter.
Efkâr-ı medeniyenin, (uygar düşüncelerin) terakkiyyât-ı asriyenin (çağdaş ilerlemenin) hiçbir nev-i mevâniye mâruz (çeşitli engellerin etkisinde) kalmaksızın serîân inkişaf ve intişârı lâzımdır (İvedi olarak geliştirilmesi ve yayını gerekir). Bunun için bütün ilim ve fen erbâbının bilâârâm (durmaksızın) çalışmayı bir icâb-ı nâmus (namus gereği) bilmeleri lâzımdır. Şairlerimiz, ediplerimiz, muallimeler ve muallimlerimiz, filozoflarımız geçen felâket günlerini mütemadiyen millete terrennüm ve tahrir edecekler... (Söyleyip yazacaklardır) Mâruz kaldığımız izmihlâl esbâbını (çöküntü sebeplerini) açık ve kat'i anlatacaklar... Bu kara günlerin bir daha tekerrür etmemesi için milletin ruhunu, intibâhını (gözüaçıklığını) her an uyanık tutacaktır. Bilhassa millete anlatacaklardır ki, "Türkiye Devleti"nin emniyeti Türkiye halkının hakiki saadet ve refahı Türk'ün bünye-i içtimâiyesine (sosyal yapısına) en uygun olan Türkiye Büyük Millet Meclisi ve onun hükûmeti ile temin olunur. Türkiye halkına hakiki benliğini idrâk ettiren bu millî idâreye yan bakanlar, millet nazarında ebediyyen menfûr ve makhur (kötü ve yokolmuş) olacaktır."
"Bir millet ki bir akîdenin, bir an'ânenin-delâil-i mantıka (akılcı kanıtları) olmaksızın sırf mânevi bir takım esbâptan (sebeplerden) dolayı muhâfazasına hapistir. O milletin tenevvür ve terakkisi tabiatıyle geç olur. Ve belki de hiç olmaz. Tereddüt ve telâkki bahsinde (gecikme ve anlayış konusunda) kuyûd ve şurûta tâbi (kayıt ve şartlara bağlı) olan bu gibi milletlerdir ki daha makul düşünen, felsefe-i hayâtı, daha vasi manâsıyla (geniş anlamı ile) idrâk eden milletlerin hâkimiyeti altına girerler."
Tarih