• 432 syf.
    ·10/10
    Kitabın içinden bir alıntıyla başlamak istiyorum:
    ‘’Bir kitap bizi alıp diğer kitapların üzerine çıkarmıyorsa o kitabın neresi iyidir?’’
    Bu kitap benim ruhumun dönüm noktası olmuştu. Öyle ki okuduktan sonra epeyce başka kitaplardan bir tat alamamıştım. Olayların ve zihin akışlarının canlılığı, yaşananların hem mümkünsüz görünümü hem de ölesiye bizden oluşu, edebiyatla felsefenin kahveyle sütün en doğru dozda buluştuğu hissini vermesiyle, her şeyiyle yerli yerindeydi.
    Bizler acılarımızın bizi delirttiğini ve acılarımızdan nefret ettiğimizi düşünürüz. Oysa acılarımızla vücudumuzdaki damarlar kadar bağlıyızdır. Her şeyi terk etmek istediğimizi fakat hayat şartlarının bizim için kaçışı mümkün kılmadığını söyler kaçış imkanımız olsa yine önce kendimize sığınacağımızı aklımıza getirmeyiz. Ama öyledir iste, kendimizden kaça kaça kendimize sığınırız. Bizi bize bulduran, ‘amor fati!’ emri vererek yazgımızı bize sevdiren roman.. İnsan ömrünün dönümü saydığı her noktada durup nefes almalı ve Yalom’un kitabında kendini yeniden aramalıdır bence.
    Okunmaya değer demek yetersiz kalacaktır. Benim belki de en’im. İyi’kim..:)
    Keyifli okumalar…