Sırrı öğrenebilmenin bir diğer yolu sevgidir. Sevgi bir başka insanın etkin bir şekilde içine girmektir, böylece öğrenme isteğimiz bir olmayla yatıştırılır. İç içe geçip kaynaşma ediminde ben seni bilirim, kendimi de bilirim, herkesi bilirim ve hiçbir şeyi “bilmem”: Düşünerek ulaştığımız herhangi bir bilgiyle değil, insanların yaşayanlar hakkında bilgi edinebilecekleri tek yolla -bir olma deneyimiyle- bilebilirim.
Kendimizi tanıyoruz, harcadığımız tüm çabalara karşın kendimizi tanımıyoruz. Yoldaşımızı tanıyoruz, ama yine de onu tanımıyoruz çünkü biz bir eşya değiliz, arkadaşımız bir eşya değil. Kendimizin ya da bir başkasının varlığının derinliğine ne kadar inersek, bilginin amacı bizden o kadar uzaklaşır.
Saygı ancak özgürlüğün temelleri üzerinde var olabilir. Şu eski fransız şarkısının dediği gibi; l’ amour est l’ enfant de la libert, “sevgi özgürlüğün çocuğudur.” O, asla zorbalığın çocuğu olamaz.
Sevmek bir eylemdir; edilgen bir duygu değil. Bir şeyin “içinde olmaktır”, bir şeye “kapılmak” değil. En genel biçimiyle sevmenin etken yapısı, sevmenin almak değil öncelikle vermek olduğu biçiminde tanımlanabilir.