Kendimi dalların çatallandığı noktada otururken görüyordum. Ve incirlerden hangisini seçeceğime bir türlü karar veremediğim için açlıktan ölüyordum. Hepsini ayrı ayrı istiyordum incirlerin, ama birini seçmek ötekilerin hepsini kaybetmek demekti. Ve ben orada karar veremeden otururken incirler buruşup kararmaya başlıyor ve birer birer toprağa, ayaklarınım dibine düşüyorlardı.
İşte yine almış başımı gidiyordum.
Beni gördüğü anda çılgınca aşık olacak
bir erkeğin görkemli düşünü kurmaya
başlamıştım bile. Oysa yalnızca birkaç
kuru laf etmiştik.