İncelememe nasıl başlayacağım bilemiyorum doğrusu... Heyecan içinde okuduğum satırlarla doluydu. Emma karakterini seven de var sevmeyen de var ve ben hep seven tarafta olacağım. Yaptığı çöpçatanlıkları ve gözünün önündekileri görmemesi dışında sinir olduğum bir yanı yoktu, tam tersine hayatı sevdiğini belli eden davranışları okurken çok hoşuma gitti. Kitaptaki erkek karakterlerimize gelirsek, hepsinden bir medet umup sonrasında yaşadığım hayal kırıklığını imkanı yok tarif edemem! Mr. Elton'un ilk halleri, Emma'ya karşı olan tavırları çok hoşuma gitmişti lâkin reddedilmesiyle bunu kendine konduramaması ve beraberinde değişen karakteri yüzünden artık nefret ettiklerim arasında. Daha sonrasında ortaya çıkan Mr.Churchill! Çok sevdim, enerjisine aşık oldum desem yeridir. Onun olduğu satırları okumak ayrı bir heyecan katıyordu kitaba. Gel görelim ki o da benim düşündüğümden farklı şekilde gelişti.
Emma'nın kitabın sonunda bulduğu gerçek aşk için bile okunmaya değer. Hep bir merak içinde okuyacağınızdan kuşkunuz olmasın.
Ciddi anlamda okuma alışkanlığı kazanmamı sağlayan kitap Suç ve Ceza'ydı. Lise yıllarımda okumuştum ve şimdi tekrar okumuş olmanın verdiği güzel duygularla birlikte bu yorumu giriyor olmakta beni heyecanlandırıyor. Öyle bir roman ki, okurken sanki Raskolnikov artık sizsiniz; o suçu siz işlediniz, siz bu işten sıyrılmaya-dikkat çekmemeye çalışıyorsunuz. Kendi içinde yaşadığı onca acıyı ve düşündüğü karamsar duyguların hepsini ben de onunla birlikte düşündüm, hissettim. Gerçekten bu roman, enlerimden birisi. Dostoyevski'de benim en'lerimin yazarıdır zaten :)