Herkese iyi hafta sonları, umuyorum ki bu Sevgiler Günü hepiniz için sevgi dolu, huzurlu ve musmutlu geçiyordur.
Bu eser aslında ruhu olan manevi değeri çok yüksek bir emanet gibi . Kitabı açar açmaz yazarın o gizemli mahlasının hikayesini ve müzikle ilişkini hemen anlıyorsun okuyucuyla arasında çok samimi bir köprü kuruyor. Yazarın müzisyen kimliği her satıra öyle bir sinmiş ki, öykü isimlerinin kendi bestelerine ve çalışmalarına yönelik olması kitaba bambaşka bir ritim katmış.
Kitabın başındaki o hüzünlü hava, özellikle "annenin asla dönmeyecek" oluşuna dair o sarsıcı cümleler beni gerçekten çok etkiledi. Kelimelerin o soğuk ama bir o kadar gerçek ağırlığını ilk sayfalardan itibaren hissediyorsunuz. Ancak metnin içindeki o kalın harfli vurgular, okumayı inanılmaz akıcı hale getirmiş; sanki bir şarkının nakaratına eşlik eder gibi sayfalar elimden kayıp gitti.
Kitaptaki en sevdiğim bölüm kesinlikle "olmayanı sevdim" kısmı oldu.
İnsanın hayatındaki boşlukları, hiç var olmamış ya da yarım kalmış şeyleri sevme halini o kadar duru anlatmış ki...
Tam da bu sevgi gününde, insanın içindeki o eksik yanları bile kucaklaması gerektiğini hatırlatıyor.
Maneviyatı bu kadar yoğun bir eseri okumak, insana kendi hayat notasını sorgulatıyor..
Yazarla iyiki yolumuz kesismis
#tavsiyedir