O kadar uzun zaman olmuştu ki... Onun ne kadar şahane bir duygu olduğunu neredeyse unutmuştu. Ama işte oradaydı: Sönmek üzere olan bir kamp ateşinin o sıcak, dumanlı ve insanın içini alabildiğine dolduran kokusu. Aşk.
Karanlıkta yalnız başına. Bir hiçlik. Canlı canlı gömülmüş gibi. Ya da ölü. Ölüm böyle bir şey olmalı. Sonsuza dek hiçlik. Görüntü yok, ses yok, his yok. Sadece bir karanlık. Tek başına...
"Demek ki yalnızlık çeken iyimser bir idealistsin."
"Ve sen de karanlık bir kötümser," diye cevapladı Laszlo. "Biraz yalnızlık çeken."
"Hepimiz öyle değilmiyiz?" Darian gülümsedi.