"Hem zaten, biyolojik olarak, hiçbir şey asla gerçekten ölmez: Öldüğümüzde atomlarımız kaybolup gitmez, devridaim yapar ve bazıları belki bir kuşun yiyeceği bir solucanda ya da bir çiçekte vücut bulur."
"Hayatlarının 'daha sonra' daha iyi olacağını tahayyül eden insanların söylediklerini her gün defalarca duyuyoruz. Aşkla tanıştıklarında ya da boşandıklarında, tatile gittiklerinde ya da emekli olduklarında, iş değiştirdiklerinde, işlerini bitirdiklerinde ya da zam aldıklarında... Oysa 'daha sonra' bazen, çoğunlukla, çok geçtir. Elbette hayal kurmak gerekir ve bazı değişiklikler faydalıdır. Ama hayat burada ve şimdidedir. Bu akşam hayatta olacağımızı kim bilebilir? Ölümün bizim için ne hazırladığını kim bilebilir? Yüreğimiz pişmanlıklarla dolu ölmemek için biraz kuşlar gibi olup şimdinin yoğunluğunda yaşamamak neden?"
"Korkularımızın büyük bölümü hayal gücümüzün işleyişinden kaynaklanır. Tıpkı yaprakların basit bir hareketinden dolayı teyakkuza geçen kuş gibi. Beynimiz bazen gerçeklikten uzak felaket senaryoları yazar, bu yüzden kimi olaylardan orantısız ürkerek tasalanırız. Sınavı kaçırsak ucunda ölüm mü var sanki? Hoşumuza giden kişinin karşısında yüzümüz kızarsa, geceyi zifiri karanlıkta geçirsek, iş değiştirsek, daha genel olarak herhangi bir konuda başarısız olsak ölür müyüz? Öyleyse neden bu kadar kuvvetli bir tepki veriyoruz?"
"Kuşlar kendilerine mutluluk sorusunu sormazlar. Mutluluğu yaşarlar. Her şey yolunda gittiğinde mutludurlar; öylece, basitçe. Dert etmemeyi bilmek mutluluğun başlangıcı değil midir zaten?"