Joe O'Donnell o anı şöyle anlatıyor:
"10 yaşlarında krematoryuma doğru gelen bir çocuk gördüm. Sırtında bir bebek taşıyordu. Japonya'da çocuklar küçük kardeşlerini sırtlarına alıp oyunlar oynardı, ama bu çocuk belirgin bir şekilde farklıydı. Buraya ciddi bir sebep ten dolayı geldiği belliydi. Ayakları çıplak, yüz ifadesi sertti. Arkasındaki bebeğin ise kafası arkaya düşmüştü, sanki uyuyor gibiydi. Çocuk hiç kımıldamadı. Beş on dakika boyunca dimdik ayakta durarak bekledi...
Ardından, ölüleri yakan beyaz maskeli görevliler çocuğun yanına geldi ve bebeği bağlayan kayışları çözdü. O an bebeğin ölü olduğunu anladım. Görevliler bebeği ellerinden ve ayaklarından tuttu ve ateşe attılar. Çocuk hâlâ orada ayakta duruyordu, ateşi izliyordu. Altdudağını öylesine ısırıyordu ki sonunda kan akmaya başladı. Alevler, güneşin batışı gibi yavaşça söndü. O ana kadar dimdik duran çocuk arkasını döndü ve sessizce uzaklaştı."
Amerika, ürettiklerini komünizm etkisindeki kapalı ekonomi ülkelerine satamayacağından, onları borçlandıramayacağından ve şirketlerini bu ülkelere sokup uzun vadeli tüketim ve finans projeleri gerçekleştiremeyeceğinden dolayı komünist bir Avrupa projesi gerçekleşirse ekonomik açıdan dibe vururdu.
'Avrupa'yı kapitalistleştirmek zorundayız' diyen Amerika'nın Sovyetler Birliği komünizmi Avrupa'yı yayarken buna 'Dur!' diyebilmek ve oyunu bozabilmek için bir süper tehdide(atom bombası) ihtiyacı vardı.
.
.
Amerika "Elimizdeki gücü kullanarak Stalin'e gözdağı vereceğiz ve bu gözdağı da kullanarak savaş sonrasında Avrupa'da ekonomisi çökmüş ülkelere göndereceğimiz ekonomik yardımlar ile devletleri komünizmden uzaklaştırıp Avrupa'daki ülkeleri birer tüketim merkezine dönüştüreceğiz" şeklinde planlar yapmaya başladı.
İlk başta “Biz bu atom bombasını Hitler icat edip de başka ülkelere atmasın diye karşı tehdit olarak üretmek zorundayız” diyen Amerika şimdi gücü elde edince kullanma zorunluluğu hissediyordu. “Bu bomba Hitler’in eline geçerse insanlık biter. Dünyayı Hitler’in atom bombasından koruyacağız” derlerken kendileri tüm insanlığın celladı olacaklardı.
Yaşam koşullarının olmadığı bölgelerde izole bir halde yaşayan insanlar da görülen bir mental bozukluk olan kutup hastalığı ekip arasında baş gösterecek gibi olmuştu. İnsanların uzun süre aynı ortamda aynı şartlar altında kalmaları sonucunda oluşan ve insanları bir anda farklı bir ruh haline sokup en iyi arkadaşları en nefret edilen düşman haline getirebilen azılı bela kutup hastalığı...