• 244 syf.
    Kitap direkt olarak Hinduizm'in yazılı kaynakları (Vedalar gibi) değil. Yazarın penceresinden Hinduizm'i okuyoruz. Bu kitabı okuyunca Hinduizm'e tamamen vakıf olunamazsa da Hinduizm hakkında bir şeyler öğrenmek için güzel bir kaynak, en azından bana öyle geldi.
    ...
    Hinduizm'e göre Tanrı anlayışını kısaca anlatacak olursak: Tek bir Tanrı vardır. Ona da Brahman deniyor. Brahman, her şeyin nedeni, her şeyin içinde olan ve her şeyde tezahür eden bir Tanrı. Aslında Hindu inancinda onu tam manasiyla anlatmak da aslında teknik olarak imkansız olduğu düşünülüyor. Brahman hakkında anlatilan her şey insanların yorumudur. O ancak kişisel olarak, kişinin kendini geliştirmesi ile algilanabilir. Bütün bedenler ve bütün ruhlar aslında Brahman'in bir parçası yani aslında bir insan=Brahman... Bu anlayışı Hristiyanliktaki Baba-ogul - kutsal ruh anlayışında da gördüm. Tabiki bu teslis tamamen budur diye bir iddiam yok ama bana Hinduizmdeki Brahman ile Hristiyanliktaki teslis ve hatta vahdedi vücut anlayışı çok benzer geldi. Tabi algilanamayacak olan, insanın tüm dunyevi zevklerinden, hislerinden arinip cetrefilli bir meditasyon ve içe donus sürecinden sonra O'nunla bir olabilecek olan Brahman'a Aşkın Brahman deniyor. Bu Brahman'in nefes alış verisi gibi her an oluşan ve yok olan bir evren tahayyulu mevcut. İçkin Brahman ise gorungusel dünya yani gördüğümüz, yaşadığımız dünyanın tanrısı: Yahudilerin Yehova'si, Hristiyanların God'i, Müslümanların Allah'i ...
    ...
    Hinduizm, diğer dinlere özellikle Sami kökenli dinlerin aksine başka dinleri dışlanmayan, onları öcü ilan etmeyen ve düşman görmeyen bir dine benziyor. Tanrıyı bir ağaç olarak düşünürsek; dünyadaki diğer tüm dinleri bu ağacın birer dalları olarak görüyor. Bir ornek olarak sunu verir: Bukelamuna bakan bir kişi onun kırmızı olduğunu söyler, başka yerden ve biraz zaman sonra bakan kişi onun mor olduğunu söyler. Lakin bukelamun ne kırmızı ne mordur. Bukelamun bulunduğu yere göre farkı renkte gözükür. Tanrı da insanlara karşı böyle davranır.
    "Neden bu kadar din var?" sorusuna "Çünkü birbirinden çok farklı insanlar var" şeklinde bir cevap veriyor. Birbirinden çok farklı kültürün meydana getirdiği bu kadar farklı insanın bir din ile anlatilabilecek ve tüm bu farklı insanlairn ortak bir dine sahip olabilecekleri mantıklı görünmüyor der Hinduizm (yani yazar). Bu nedenle diğer dinlere kıyasla; başka din ve inanışlara oldukça saygılı bir din gibi geldi Hinduizm. Aynı zamanda en hoşuma giden diğer dinlerde rastlamadıgim bir şeye rastladım: Hayvanlara saygı ve sevgi gösterilmesi. Kitaptan alintilarsak: "Vedalarda, insanlara, dünyasal mutluluklarına yardımcı olan bütün hayvanlara iyilikle davranmaları gerektiği yazılıdır. Böylece bir insanın dünyasal mutluluğu tanrılara, beşer kardeşlerine ve hayvanlara karşı ödevlerini yerine getirmeye bağlı olmaktadır. İnsanın diğer canlılarla uyumlu ilişkisinden kazandığı hoşnutluk, iç hoşnutluğu doğurmakta ve daha yüksek yaşamın kapısını açmaktadır."
    ...
    Yazar, kast sisteminin Hindu kültürünün tüm geçirdiği istilalara karşı korunmasının başlıca etkeni olduğunu ve Hindistan için vazgeçilmez bir unsur olduğunu düşünüyor. Tarihin çoğunda mükemmel uygulandığını ve Hindistan'ı kalkindirdigini lakin globallesen dünya düzeni ile birlikte ve art niyetli kişiler eliyle zarar veren bir yapıya bürundugunu söyler. Ve cok güzel bir görüşü var yazarın bu konuda: Beşer yapılar, gelenekler bozunmaya mahkumdur. Tabiki hiç duymadığımiz bir şey değil lakin bir din adamindan kendi dini hakkında böyle konuşmasını pek duyamiyoruz, bu bakımdan çok hoş bir söz.
    ...
    Hinduizm'deki şu inanç aklıma evrimi getirdi: "Hindu mitolojisine göre dünya tümüyle suyla kaplıyken ve insanlar da su yaratıklarıyken, Tanrı balıklardan oluşan bu dünyanın iyiliği için balık olarak enkarne olmuştur. Daha sonra diğer yaşam türleri evrimleştikçe Tanrı kaplumbağa, domuz, yarı insan yarı aslan, avcı veya ahlaklı bir insan vs. olarak enkarne olmuştur."
    ...
    Hinduizm'in anlayışı bizdeki tasavvuf-tarikat anlayışına oldukça benzer. Hatta Guru-ogrenci ilişkisi ile bizdeki seyh- murid ilişkisi benzer ancak bizdeki daha katı gibi. (Hiç de sevmem bu arada bu iliskiyi)
    ...
    Yazarın katılmadığım düşüncesi: İyiliğin ancak din ile saglanabilecegini düşünmesidir. Buradaki din az önce de anlattığım üzere tek bir din olmasa bile ben buna katılmıyorum.
    ..
    Biraz uzun bir inceleme oldu lakin kitabı okur, Hinduizm hakkında bilgi sahibi olursaniz bu incelemenin bile az olduğunu fark edeceksiniz.
    ...
    Keyifli okumalar...
  • Müslümanlığın düşmanı Hinduizm değildir. Hristiyanlığm düşmam Yahudilik değildir. Bugün tüm dinleri ortak bir düşman tehdit etmektedir: kuşkuculuk ve dinsizlik. Eğer dinler birbirlerine tutunmazlarsa yaşayamazlar.
  • Evrensel dine inanan bir kişi kendini bir kilisede, bir camide, bir sinagogda veya bir tapmakta eşit ölçüde evinde hisseder. O bir Müslüman'da da, bir Hristi-yan'da da, bir Budist'te de, bir Yahudi'de de, bir Hindu'da da kardeşinin yüzünü görür. O geçmişin tüm peygamberlerini selamlar, bugün insanlığı yüceltmek için çalışan tüm tanrısal insanlar önünde başını eğer ve geleceğin tüm peygamberlerine saygı duyar.
  •  Eğer dünyada tek bir din olsaydı, din ölmüş olurdu.
  • Bugün insanların birbirlerinden nefret etmelerini sağlayacak olan yeterince din vardır. Ancak, onların birbirlerini sevmelerini sağlayacak yeterince din yoktur. 
  • "Hakikat nedir, biliyor musunuz? Tanrı değişik insanlara, değişik zamanlara ve ülkelere göre değişik dinler yaratmıştır. Tüm öğretiler birçok yol içerir. Ancak yol, hiçbir şekilde Tanrı'mn kendisi değildir. Aslında, kişi eğer yollardan bir tanesini tüm kalbiyle inanarak izlerse Tanrı'ya ulaşabilir.
  • Sadece benim dinim doğrudur, diğer dinler yanlıştır şeklinde bir şeye inanmak doğru değildir. Doğru tutum şudur: Benim dinim doğrudur fakat, diğer dinlerin doğru olup olmadığını bilmiyorum. Ben bunu söylüyorum çünkü insan Tanrı'yı algılamadığı sürece O'nun gerçek doğasını bilemez.