Ben bu kitabın Türkçe halini ve 190 sayfalık halini okudum. Tavsiye edebileceğim kendinizi sevmenin önemini vurgulayan bir kitap. Kendimi seviyorum! Hemde hayatım buna bağlıymışcasına..
“Her zaman dostça görünmeye çalış, söyleyecek bir şeyin olmasa bile, böylece insanlar rahat eder. Gülümsemek her zaman iyi bir fikirdir (karanlık bir sokakta yabancı birine gülümsemek hariç).’’
3 ay kadar evvel okudum ama hala aklımdan silip atamıyorum. Okurken zor okuduğum kasvetinde boğulduğum bir kitaptı. Bir yandan bitsin diye gözüne baktım ama bittiğinde bir boşluğa düştüm sanki. Hizmetçi kadınla birebir sohbet etmişim gibiydi. Aklım hala Hareton’da
Nerde üzüleceğimi, nerde sinirleneceğimi, nerde şaşıracağımı bilemedim. Tam anlamıyla beni aptal etti. Ah be Nazan.. Hacer cadısı daha beter olmalıydın. Hüzün sardı okurken hep kalbimi, biraz Haldun, biraz Nazan’la karışık.
Portre hikayesindeki lanet beni de vurmuş olabilir. O kadar güç bitirdim ki bu kitabı. Tüm hikayelerde yeniliğin getirdiği korkunç haller ve konforsuzluk ve sürekli başvurulan kafa karışıklığı işlenmiş. Eskinin hep daha iyi olduğu teması var. Yeni sizi delirtebilir ya da ölmenize mutlaka sebeb verir gibi olmuş. Gözün yükseklerde olmasın yaşamının kıymetini bil mesajını alıyorsunuz. En çok portre hikayesini ve o mistik havayı beğensem de her biri ayrı ayrı aklımda uzun süre yer edecek gibi duruyor. Naçizane bir vaziyette tavsiye edildi..