• Kadının kalbini inciten, onu ikincil ve değersiz kılan, edilgenleştiren bir din midir İslam?

    Şaban Ali Düzgün

    Kadın-erkek arasındaki ilişkiyi kültürel mirasımız (dinimiz değil) nikâh akdinden başlayarak bir mülkiyet ilişkisi olarak kurmuş. Yani kadını erkeğin tasarrufuna terk etmiş. Evlilikte en hayatî karar durumundaki boşanmayı bile (mezheplerde ufak tefek rezervler olmakla birlikte) erkeğe vermiş. Oysa Kur´an´ın eşler arasındaki ilişkiyi kuran ana terimi ?velayet´tir. Yani eşler sonuna kadar birbirinin hak ve hukukuna riayet eder ve karşılıklı olarak birbirlerini ve de haklarını korurlar. Kur´an varlıksal olarak kadın ve erkeği eşit sayar ama toplumsal roller konusunda her birine verilen ayrı üstünlüklerin kullanıldığı bir toplumsal yapının kurulmasını önerir (4/Nisa, 32). Böyle yapıldığında her birinin hem varlıksal hem de ekonomik olarak daha sürdürülebilir bir yaşam (nasîb) kurabileceklerini söyler.

    Şaban Ali Düzgün
  • Şu halde Allah yolunda savaş. Sen ancak kendinden sorumlu olursun. Müminleri de teşvik et. Allah, inkâra sapanların gücünü kıracaktır. Allah’ın gücü daha çetin, cezası daha şiddetlidir.
    (Nisa.84)
  • Nerede olursanız olun, ölüm sizi bulur...

    • Nisâ/78 •
  • KUR'AN DİNDE HERŞEY İÇİN YETERLİDİR ‼️

    NAMAZIN NASIL KILINACAĞIDA AKIL SAHİPLERİ İÇİN YETERİNCE AÇIKLANMIŞTIR ‼️

    RİVAYETLERE İHTİYACIMIZ YOK‼️

    ♦️Namaz, arapçadaki salat kelimesinin karşılığından biridir. İslamın şiarlarından birisi olan namaz; Allah'a ibadet etmek, ona şükrünü göstermek, onun buyruğuna itaat için günde beş vakit kılınır. Tarih boyunca her ümmet namaz ve zekat ile emrolunmuş, yeryüzünde namaz kılanlar hiç eksik olmamıştır. Bu yüzden önceki ümmetlerde ''kıyam, rüku ve secde'' (Hac/26) hareketleri olan ibadete rastlanabilir. Örneğin Musa (as) Tuva vadisinde şu vahyi almıştır: ''Muhakkak ki ben Allah'ım. Benden başka ilah yoktur. Öyleyse bana kulluk et ve beni zikretmek için salata devam et'' (Taha /14).

    ♦️İslamiyetin geldiği arap toplumu şirk ehli olsada Allah inancı vardı.O dönemdeki arap toplumunda İbrahim' (as) den o güne kadar süregelmiş ama deforme olmuş ve Tevhidden uzaklaşmış ibadet şekilleri vardı. Yani İslamiyetten önce o toplumda namaz ve hac ibadeti o zamana kadar gelen dinin değişime uğramış haliyle biliniyordu.Müşrikler namaz ve hac ibadetini putlara özgüleyerek yapıyorlardı.Nebi'mize İslamiyet tebliğ edilince bi'setin yaklaşık 2.yılında Taha,İsra,Müzemmil surelerindeki namazı ikame et emriyle doğru namazın(onların yani müşriklerin namazı Kabe yanında el çırpmak ve ıslık çalmaktan ibarettir-Enfal/35) nasıl ve hangi vakitlerde kılınacağı vahyediliyor.Yani namaz ilk kez islamiyetle bildirilmiş bir ibadet değil.O dönem arap toplumunda ibrahim' (as) den beri süregelen ve sonraki Nebi'lerede farz bir ibadet olarak Allah tarafından bildirilmiş ve o günkü toplumda bu ibadeti biliyor ve haberleri var.Hatta ilk dönem kayıtlara göre Nebi'miz ve 5-6 sahabeninde islamiyet gelmeden önce namaz kıldıklarına dair (ama müşriklerden farklı olarak Allah'a özgüleyerek) bilgi var.(İzzet Derveze, Asru'n-Nebi, s. 426.)Yani namaz bilniyor ama gerçek uygulama ve ibadetin nasıl yapılacağı Kur'an ile peyderpey Nebi'mize vahyediliyor.

    ♦️Ana hatları;Kıyam (tekbir Ile başlanacağına dair ayet (74/3, 87/15) ,Kıyama kalkış, ruku ve secde tesbihleri (Rükunlerin içeriği):7/206, 9/112, 10/10, 15/98, 17/111, 20/130, 26/220, 30/17, 32/15, 50/40, 52/48

    Namazın rükunlarında ara tekbirleri:37/3, 74/3, 87/15

    Rukudan sonra kıyamda beklemede tesbih:15/98

    Rukuda tesbih:56/96

    Secdede tesbih, dua: 87/1, 50/40

    Namazdan sonra tesbih ve dua: 2/45, 153, 9/112,

    Fatiha okunmasına dair ayet (Hicr/87) '' Seb'an Minel Mesani'' tekrarlanan yedi'' diye ayette var,kolayınıza geleni okuyun ardından var.Hatta müşriklerin namazı siyer kaynaklarda önce secde edip sonra ayağa kalkıp el sallama ve ıslık çalma şeklindeyken, Nebi'miz vahiy doğrultusunda önce Tekbir ve ardından Kiyam,Ruku,Secde şeklinde kılmıştır.

    Nisa /101-102'de zorunlu durumda kısaltılmış namaz 1 rekat,yani normal zamanda kılınan 2 rekaat.Zorunlu durumda 1 rekaat kılın diyor yüce Allah.Siyer kaynaklarda(ilk dönem Islam kaynakları) Nebi'mizin namazı Mekke döneminde 2 rekaat kıldığı bildiriliyor.Medine döneminde daha güvenli ve rahat bir yaşam imkanı olunca müslümanlarda gevşeme,namazlara mescite gelmede azalma görünce Nebi'miz inisiyatif kullanarak müslümanlar arasında bağı kuvvetlendirmek amacıyla öğlen,ikindi ve yatsı namazlarını 4 rekaata çıkarıyor.Orta namaz (Akşam ), yani sabah iki ,diğer vakitler dõrt ,orta namaz 3 rekaat.

    💥Yani sözün özü yüce Allah Kur'an da Salat'ı resimli namaz kitabı gibi anlatmamıştır.Ana hatlarını bildirmiş,amacını ve ruhunu(Allah'ı hatırlamak) ve õzünü(Huşu içinde kılmak) anlatmış uygulamada yetkiyi ve inisiyatifi Sevgili Nebi'mize bırakmıştır.Çünkü vahiy Nebi'mize gelmiş ve uygulamada O'nun ayetlerden anladığı ve zaten bilinen bir ibadet (İbrahim' as den gelen ) olması hasabiyle O"nun yorumlamasıyla ortaya çıkmıştır. Bîzde şimdi Nebi'mizin kıldığı şeklin nesilden nesile tatbikinin aktarılmasıyla öğrenip kılıyoruz.

    💥Burda şunuda söyleyelim; Allah Resulü sonrası ümmetin fiili tatbikiyle öğrenilip yüzyıllardır aktarılan namaz ancak rivayetlerden öğrenilir,diyenlere soruyorum; 200-250 yıl sonra yazılan hadislere kadar ümmet neye göre namaz kıldı❓
  • Küllün min İndillah... Hepsi Allah'tandır de! (Nisa 78)
  • İslam Dini, ataerkil ve anaerkil bir aile yapısından çok, İlahî emir ve yasaklara endeksli bir aile yapısını ön görmektedir. Bu ailede bilinen şekliyle erkek egemenliğini ve tahakkümünü ön gören bir anlayışa yer yoktur.

    Erkekler, kadınların hâmisi, gözetmeni, koruyucusu olduğuna göre (Nisa, 4/34), kadınlar da “haklarına riayet, şahsiyetlerine karşı saygı gösterilmesi gereken Allah’ın birer emaneti” ve erkeklerin hayat arkadaşıdır.

    Erkekler, kadınların hâmisi ve evin reisidir. Fakat bu reislik ataerkil ailede olduğu gibi bir peder-şahîlik değil, evin hizmetkârlığını temsil eder. Nitekim hadiste “Bir topluluğun reisi, onun hizmetkârıdır” (Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, 1/463) buyurulmuştur.

    “Meşru çerçevede erkeklerin hanımları üzerinde bulunan hakları gibi, hanımların da kocaları üzerinde hakları vardır.”(Bakara, 2/228) mealindeki ayette bu müşterek hayata vurgu yapılmaktadır.