1990 yılında, Mezopotamya’nın bir köyünden size sesleniyorum…Adım Mehmet Aşkitan, 18 yaşındayım. Annemin adı Gülistan. Babamın adı ise Sadi. Rahmetli dedem Seyit, bilge bir adamdı, İranlı şair Sadi Şirazi’den etkilenip babamın adını Sadi koyuyor. Kız kardeşinin kızı olan annemin ismini de dedem veriyor. Dedem annemi çok sevdiği için, Sadi Şirazi’nin en önemli eseri olan Gülistan ismini anneme veriyor… İsimler birbirleri ile evlendiklerinde yeni isimler ortaya çıkar. Sadi’nin Gülistan bahçesinde ben dünyaya geldim… Babam Sadi 45 yaşında, annem ise 36 yaşında, babamı görmeyeli 5 yıl oldu. Belki de öldü, söylemiyorlar. Annemin söylediğine göre İran’da bir cezaevinde yatıyor. İki ülke arasında halı kaçaklığı yaptığı için yakalanıyor...Babamı çok özledim...Küçükken köydeki çocuklardan farklı olduğum için bana hep karışırlardı. Dedemin yanına gider çocukları şikayet ederdim. Dedem her defasında Sadi Şirazi’nin ünlü sözünü bana söylerdi.
“İnsanlarla olan münasebetliğin ateşle olduğu gibi olsun; çok yaklaşma yanarsın çok uzaklaşma donarsın.”
1990 yılında, Mezopotamya’nın bir köyünden size sesleniyorum…Adım Mehmet Aşkitan, 18 yaşındayım. Annemin adı Gülistan. Babamın adı ise Sadi. Rahmetli dedem Seyit, bilge bir adamdı, İranlı şair Sadi Şirazi’den etkilenip babamın adını Sadi koyuyor. Kız kardeşinin kızı olan annemin ismini de dedem veriyor. Dedem annemi çok sevdiği için, Sadi Şirazi’nin en önemli eseri olan Gülistan ismini anneme veriyor… İsimler birbirleri ile evlendiklerinde yeni isimler ortaya çıkar. Sadi’nin Gülistan bahçesinde ben dünyaya geldim… Babam Sadi 45 yaşında, annem ise 36 yaşında, babamı görmeyeli 5 yıl oldu. Belki de öldü, söylemiyorlar. Annemin söylediğine göre İran’da bir cezaevinde yatıyor. İki ülke arasında halı kaçaklığı yaptığı için yakalanıyor...Babamı çok özledim...Küçükken köydeki çocuklardan farklı olduğum için bana hep karışırlardı. Dedemin yanına gider çocukları şikayet ederdim. Dedem her defasında Sadi Şirazi’nin ünlü sözünü bana söylerdi.
“İnsanlarla olan münasebetliğin ateşle olduğu gibi olsun; çok yaklaşma yanarsın çok uzaklaşma donarsın.”