Ah, gençliğiniz elinizdeyken değerini bilin! Günlerinizin
altınlarını sıkıcı kişileri dinleyerek, ciğeri beş
para etmeyenleri adam etmeye çalışarak boşa
harcamayın; hayatınızı cahillere, adilere,
kabalara adayarak yazık etmeyin. Yaşayın!
İçinizdeki şahane ömrü sürün! Hiçbir şey boşa
gitmesin. Her an yeni heyecanlar arayın. Hiçbir
şeyden korkmayın... Yepyeni bir hedonizm:
İşte yüzyılımıza gerekli olan bu.
Yaşamanın amacı kişinin kendini
geliştirmesidir. Doğamızın gereğini kusursuz
olarak gerçekleştirmek: İşte her birimizin
burada olmamızın nedeni budur.
Oysa şimdilerde insanlar özbenliklerinden
korkuyorlar. Görevlerin en yücesini, yani
kişinin kendi özbenliğine olan görevini
unutmuşlar. Hayırseverliklerine diyecek yok.
Açları doyuruyor, dilencileri giydiriyorlar. Gel
gör ki kendi ruhları aç, çıplak. Soyumuzda
cesaret diye bir şey kalmamış. Belki de hiçbir
zaman yoktu. Toplum korkusu –ki ahlakın
temelidir–, bir de dinin püf noktası olan Tanrı
korkusu: Bizi yöneten iki şey işte bunlar.