Rukiye Balkaya

Rukiye Balkaya
@nomore
168 okur puanı
Temmuz 2018 tarihinde katıldı
“Ergenliğimizi, gençliğimizi ve nihayet yetişkinliğimizi, kişiliğimizin karanlık yönlerini bastırarak ideal bir imaj oluşturmaya adadık. Hoşumuza gitmeyen bir özelliğimizi gördüğümüzde onu gizliyoruz. Ancak mükemmel bir şekilde davranırsak sevileceğimize dair olan derin inancımız, bizi bazı yönlerimizi reddetmeye yöneltiyor. Biri, bir kusurumuzu ortaya çıkardığında maskemizin düşmesine engel olmak için onu suçlamayı tercih ediyoruz. Karşımızdakinden de aynı şeyi bekliyoruz: kusursuz davranmasını. Karşımızdaki kişi istediğimiz gibi davranmadığında bunu ona kendisini yargılayarak, eleştirerek veya dışlayarak belli ediyoruz. Enerjimizin büyük bir bölümünü zayıflıklarımızı saklamak için harcıyoruz. Hakkımızda iyi bir imaj vermek amacıyla kendimize uyguladığımız baskı mutlu olmamıza engel oluyor. Sürekli olarak takdir görmek istiyoruz çünkü bulduğumuz tek oksijen kaynağı bu. Böylece tahammülsüzlük, eleştiri ve farklı olma ihtiyacı geliştiriyoruz. Alınganlığımızı iyice bileyip eleştiri aldığımızda veya minnet görmediğimizde hakarete uğramış hissediyoruz. Karşımızdaki kişi, bastırmaya çalıştığımız şeye yankı yapacak şekilde davrandığında bundan rahatsız oluyor ve çözümlememiş olduğumuz şeyle bir benzerlik aramak yerine, onu bir düşman olarak görmeyi tercih ediyoruz."
Sayfa 245·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Geçmiş deneyimlerinden aklında kalan tek şey 'sevgi' olsun. Geri kalan her şey çok gereksizdir ve zihnini yanlış inançlarla doldurmaktan başka bir işe yaramaz. Geçmiş, korkunun filtresiyle gerçeği değiştirir.
Sayfa 220·Kitabı okudu
Görünmeyen, gözümüzün göremediği bir dünyadadır ama bazen gördüklerimizden çok daha gerçektir.
Sayfa 209·Kitabı okudu
Saygının ölçüsü, banka hesabınızın büyüklüğü. Para, sevgi ölçüsü olduğu için de biriktirdiklerinizi kaybetme korkusuyla yaşıyorsunuz. Duygusal ilişkileriniz için de aynı şey geçerli. Bütün hayallerinizi maddi şeyler üzerine kuruyorsunuz: ev, araba, mal, mülk. Büyüklerinizin tecrübelerinden bir şeyler öğrenmeyi, çocuklarınıza güven aşılamayı, arkadaşlarınızla birbirinizi kıyaslamadan paylaşmayı bilmiyorsunuz! Bütün değerler sisteminiz mal varlığınız üzerine kurulu. Karşılık beklemeden vermeyi bilmiyorsunuz. Daha da kötüsü, hayat şartlarınızla kişiliğinizi birbirine karıştırıyorsunuz! Kendinizi unvanınızla, oturduğunuz mahalleyle, sahip olduğunuz mallarla, kökeninizle, isminizle, işinizle, ilişkilerinizle bir tutuyor ve yalnız onlar aracılığıyla var oluyorsunuz. Kimsenin sizi olduğunuz gibi, sadece bir insan olarak sevilebileceğini bilmiyorsunuz bile.
Sayfa 114·Kitabı okudu