karım öleceğini anladığında "hiçbir şey değil" demişti.
hiçbir şey mi? o halde, gökyüzü hiçbir şey değil, yeryüzü hiçbir şey değil, senin bedenin hiçbir şey değil ve sevişmelerimiz hiçbir şey değil...
başını iki yana sallamıştı. "ölüm benim hayatımdaki en önemsiz şey. ne gibi bir fark yaratacak? ben burada olmayacağım ki."
"ben burada olacağım" dedim.
"işin acı yanı bu" demişti karım. "eğer senin hatırına ölümden yırtmam mümkün olsaydı, seve seve yapardım bunu."
karım artık yok. böyle biri yok. pasaportu iptal edildi. banka hesabı kapatıldı. giysileri başka birinin üzerinde. ama benim zihnim sadece onunla dolu. hiç yaşamamış olsaydı ve zihnim yine onunla dolu olsaydı, sanrı gördüğüm gerekçesiyle beni hasta neye kapatırlardı. bu durumda ise yas tutuyor oluyorum.
yas tutmanın, artık orada bulunmayan biriyle yaşamak anlamına geldiğini keşfediyorum.
nereye gittin sen?
tanrı'nın nerede olduğunu bilmiyorum, fakat onun benim nerede olduğumu bildiği kanısındayım. dünyanın ilk küresel aplikasyonu onun elinde: shep'i bul.
bu da bendeniz olur. shep.
elliyi geçince, şaşkınlıkla ve intihara
sebep olacak bir kesinlik hissiyle öğreniriz ki,
niyet edip de başaramadığımız ne varsa
aslında hiç başımıza gelmeyebilirdi -
ve daha iyi yapılmalıydı.
Sayfa 11 - robert lowell "sheridan için"·Kitabı okudu