• Uşak'lıyım diyorum beni laz zannediyor...
    Karadeniz bölgesinde çocuklara uşak deniyor ve bu sivri zekalı zoru başarıp oradan bağlantı kuruyor. Bu beyinle sen nasıl öğretmen oldun onu da anlamış değilim, gerçi 18 senede 7 milli eğitim bakanı değişti belki 10 kere eğitim sistemi , sınav sistemi değişti , normaldir , üniversite kazanmak artık hiç zor değil.... avrupa birliğine karşı kendimizi avrupai gösterme çabasından her saçmalık mübah oldu naparsınız...
    neyse konuya dönecek olursam , bilmeyenler için beyan edeyim ; Uşak Ege bölgesindedir , İzmir Manisa Kütahya Afyon ve Denizli'nin tam ortasında kalır.
    Uşak esasen Uşşak yani Aşıklar diyarı demektir
    ...
  • Defne Joy Foster_ Ağlıyor ya
    Oktay Usta _ Ağlar ya çocuktur. Normaldir.
    DJF_ Neden ağlıyor ya? Hiç kimse bir şey yapmıyor. Bir şey olmuyor.
    OU_ Çocuktur, ağlar yani.
    DJF_ Hani derler ya, çocuklar bizim görmediğimiz şeyleri görürler diye...
    OU_ O zaman çocuklar annesi, babası için de ağlar.
    DJF_ Ee, işte bize mi bir şey olacak diye endişeleniyorum yani.



    ......
  • Bir anayasanın normal mi, yoksa soysuzlaşma yolunda mı olduğunu anlamak için Aristo'nun ileri sürdüğü kıstas, başlıca etiktir, yani ahlaksal niteliktedir. Hükümdar ya da hükümetin başındakiler genel yararı gözünde tutuyorlarsa, anayasa normaldir. Yok, tersine, yalnız kendi şahsi çıkarlarını düşünüyorlarsa, anayasa anormaldir. Böyle bir kıstas kesin değildir, çünkü idare edilenlerin çıkarlarını idare edenlerinkinden belirleyerek ayırt etmek güçtür; sonra idare edenler, hükümetin kendi idare ediş şekillerinin hepsinden iyi olduğuna (bu, gerçeğe uygun olmadığı halde) pekala da iyi niyetle inanabilirler.
  • 252 syf.
    ·3 günde·Beğendi·9/10
    "Yerli Tolkien olma yolunda sinyali verdi. Muhafazakar yazarımız, kısmen Türk Ulamış Bilgisi'nden faydalanmış. Bu sayede ulamış bilgimizi tanıtma yolunda bir adım sayılıyor. Yazarın kalemi ve kurgusu çok güzel olduğu su götürmez bir gerçektir. İkinci betik gelecek gibi bir sonla bitmiş. Bu güzel eserin elbette olumsuz eleştirisi olabilir. Tolkien gibi ulamış bilgi sentezi yapan yazarımız, Türk (Ulu Kayın), İbrani (Nefilim) ve Kızılderili (Ulu Ruh) ulamış bilgilerinden faydalanmıştır. İsrailiyyat, bu eseri resmen öldürmüş. Tanrı sözü varken Rab sözü kullanması Türk yazarına yakışmamış. Nefilim yani Gözcüler (daha doğrusu Düşmüş Tünkürler), İslami açından kabul etmediğimiz bir olaydır çünkü tünkürlerin, Tanrı'nın günah işlemeyen kulları olduğunu biliyoruz. En uzun ömür sürmüş kişi Törüngey Ata (Hazreti Adem) olduğuna inanıyoruz. 1000 yaşayan Törüngey Ata dururken 969 yıl yaşayan Metuşaleh nasıl en uzun ömür sürmüş kişi oluyor. Ayrıca Sarıca gibi kurgu karakterin Hanok (İdris) ve Nuh yalvaçlarla konuşturması dinen caiz değildir. Metuşaleh ile konuşması gayet normaldır çünkü Tevrat'ın kurgu karakterlerinden biridir. Yazarımız, İdris yerine Öğreten, Metuşaleh yerine Hafıza ve Nuh yerine Ferahlık adları kullanması çok güzel davranıştır. İdris, Nuh ve Metuşaleh sözlük anlamlarında yola çıkarak Türkçe adlar kullanabilir. (Nama, Türk Ulamış Bilgisi'ne göre Nuh yalvaçtır.) Albinoların, ulamış bilgisi çerçevesinde lanetli olarak lans edilmesi bence ırkçılıktır. Albinoluk, gen bozukluğu bir hastalıktır. Okumanızı tavsiye ediyorum."

    #BetikEli #AkşamYıldızı #İskenderPala #Konuşkan #Sarıca #Çira #Tırnak #Parmak #Düzburun #Eğriboynuz #Ateş #Yartışkan #Nefilim #Nuh #İdris (#Hanok) #Metuşaleh #Mande #KapıYayınları
  • 262 syf.
    ·Puan vermedi
    Öncelikle esen olsun ... Fazla konuşmayacağım. Lafın tamamı aptala anlatılır.

    Irkçılık Turancılık davası sırasında, bu mektubuna binaen kendisine fikirleri sorulmuş ve kendi ifadesiyle, şu şekilde cevap vermiş: “Memleket içerisinde ayrılıklara, düşmanlıklara yol açacak hiçbir fikrim yoktur.
Bugün devletimizin kabul ettiği ve üzerinde yürüdüğü prensip bence de en doğru, en makul prensiptir. Yani Türklüğü her şeyden üstün görmekle beraber, gayri Türk unsurları da gerek kültür, gerek telkin ile çok kısa zamanda temsil etmek. Ben de bunu doğru görüyorum.
    Türkeş açısından ya da herhangi bir insan için, Atsız'a yazılan mektuplarla mahkemeye verilen ifadeler arasında fark olması normal karşılanabilir. İnsanların hayatlarında, yeni bilgiler edindiklerinde, çevreleri değiştiğinde ve sair etkenlerle fikirlerinin değişmesi de normaldir. Bu fikirlerin, bir ayda değişmesi de normal midir?

    Kalemine sağlık başkanım.
  • Kızmayacaksan bir şey söyleyeceğim
    İsmail Kılıçarslan

    Sevgili seküler kardeşim; kızmayacaksan bir şey söyleyeceğim.

    Öncelikle şurada bir anlaşalım. “Din konuşmak”, senin paşa gönlüne, modern algına, inandığın yalana göre şekil alabilecek bir şey değildir. Din konuşan insan senin inandığın, “bu böyledir” dediğin değerlerine göre şekil almak, biçim değiştirmek zorunda değildir.

    Söz gelimi “misyar nikahı ile mu’ta nikahı arasındaki farklar” başlığı dini bir meseledir. Bu mesele bir Müslümanın kafasına takılıyorsa ehli olana sorar, o da cevap verir. Bu meseleyi dini bakımdan anlatan adam öyle senin zannettiğin gibi sapık-mapık da değildir. Dinde karşılığı olan iki kavramı ele alıp anlatan bir uzmandır. Yani “spesifik bilgi aktarımı” yapmaktadır. Şarta-şurta, kurala-kaideye bağlı bir dini meseleyi anlatmak insanlara “bir Ankara’da eşiniz olsun, bir de İstanbul’da” çağrısı yapmak manasına gelmez. Mal değilseniz bunu anlayacak zekânız vardır diye tahmin ediyorum. Mal olmadığınızı da tahmin ediyorum. Dolayısıyla kötü niyetlisiniz bence.

    Dahasını söyleyeyim sevgili seküler kardeşim. Birden çok kadınla evlenmeye cevaz vermektedir İslâm dini. Yani bu konuda dinen ruhsat vardır. Fakat ben de bu hususta Ebubekir Sifil Hoca gibi düşünüyorum. Hem biz Türklerin genetik ve antropolojik kültürü, hem şu an içinde yaşadığımız toplumsal şartlar “birden çok kadınla evli olmayı” neredeyse “mutsuzluğun garantisi” haline getirmiştir. Pek de tavsiye edilecek bir şey değildir yani. Fakat “ruhsat yokmuş gibi yapmak”, Allah muhafaza buyursun, dinden çıkmak sonucunu doğurur. Dolayısıyla “İslâm’ın birden çok kadınla evli olmaya bakışı nedir?” sorusuna bir uzman öncelikle “caizdir, ruhsat vardır” cevabını vermek zorundadır. Ardından bütün “ama”larını sıralar dilediği gibi. Bu da son derece normaldir. Allah lillah aşkına alışın şuna be yahu. Türkiye’de dindar erkekler “ikinci eş almak için sıraya girmiş” durumda değildir. Bugün olmadıkları gibi söz gelimi Osmanlı döneminde de değildirler. Türkler arasında “ikinci eş alma” durumu hiçbir zaman yüzde 3-4 düzeyini geçmemiştir. Modern insanın “ikinci kadına, metrese, tikoti çikotiye” sahip olma oranından en az beş kat düşüktür yani.

    Kızmadın bana değil mi?

    Sevgili dindar kardeşim; kızmayacaksan sana da bir şey söyleyeceğim.

    Türkiye’de dini hayatla ilgili güncel sorunların neredeyse tamamı “televaiz” dediğimiz kitle vaizlerinden patlak vermektedir.

    Din, sevgili kardeşlerim, vaizlerden de, şairlerden de öğrenilmez. Vaizler, hele zamanımızın televaizleri, kendilerine misyon olarak “din elden gidiyor, her türlü bozulmaya karşı dini korumamız lazım” cümlesini belirleyen adamlardır. Dini buzdolabında saklamamız gerektiğini düşünürler. Dinin arkeolojisini din sayarlar. Hani “Allah’ın dinini koruma bakanlığı” kurulacak olsa pek memnun olurlar buna.

    Din, televaizlikle alakası olmayan, konferansına gelen insanların kelle sayılarının fazlalığı ile övünmeyen, youtube kanalına takipçi çağrısı yapmayan, bir düzenek, bir tertibat, bir modern organizasyon kurmayan âlimlerle, kitaplardan öğrenilir kardeşlerim.

    Hoşuna giden televaizin youtube videolarından playlist yaparak “âlim” olunmayacağı gibi, aradığın fetvayı google’a yazarak dine dair meselelerini de çözemezsin.

    Biliyorum. Her gün bu televaizlerimizden birine saldırıyor seküler kardeşlerimiz. Ama şunu düşün be kardeşim. İnsan kendini “saldırıya bu denli açık” tutuyorsa orada bir sıkıntı yok mudur?

    “Bir arkadaşımdan duydum, Avrupa’da diskoya gidenler eş değiştiriyormuş” nedir sevgili kardeşim; Allah lillah aşkına söyle bana. Bu tuhaflığı, bu haksızlığı, bu gerçek-dışılığı niçin savunalım yahu?

    Bu abukluğu savunmaya çalışmak yerine açalım İmam Maturidi okuyalım mesela. Aha “Te’vilat”ın çevirisini bitirip yayınladı Ensar Vakfı. Haberin oldu mu? Tabii ki olmadı. Çünkü youtube playlisti çözüyor bütün din-diyanet işlerini ne de olsa.

    Kızmadın bana değil mi
  • " Eşeğin konuşması, insanın yük taşıması normal değildir. Ama bazı insanlar, eşeğin konuşmasına had hayranlık duyarlar. Oysa eşeğin yük taşıması, insanın da konuşması doğru olandır."
    Babam,
    - Yani ne demek bu? dedi.
    - Yani, dedim, çocuk çocuk olursa normaldir, büyük olursa değil...