الحمد لله، الحمد لله، الحمد لله، والصلاة والسلام على نبيه ﷺ، السلام عليكم ورحمة الله وبركاته.
Öncelikle belirtmeliyim ki İbrahim Gadban Hocanın gerek hitabetini gerekse kalemini beğendiğim nadir isimlerden biridir.
Kitap, sade fakat tesirli bir üslupla kaleme alınmış; hem akla hem de kalbe hitap eden satırlardan oluşmaktadır.
Bir günde, hatta iki oturuşta rahatlıkla okunabilecek bir eser olmasına rağmen, üzerinde durup düşünmeyi ve notlar almayı hak eden bir derinliğe sahiptir.
Her ne kadar derin ve önemli meseleleri ele alsa da okuyucuyu yormayan, aksine dinlendiren bir anlatımı vardır. Sayfalar ilerledikçe insanı muhasebeye sevk ediyor, kendi eksiklerini fark etmesine vesile oluyor ve Allah’ın kitabıyla bağını kuvvetlendirmeye teşvik ediyor.
Kitapta verilen misaller oldukça yerinde ve dikkatle seçilmiş. Bununla birlikte ele alınan meselelerin delillerle desteklenmiş olması, esere ayrı bir kıymet kazandırmış. Delile dayanan bu yaklaşım, kitabı yalnızca okunacak değil, dönüp dönüp istifade edilecek bir eser hâline getiriyor.
Benim gibi doksan sayfalık bir kitabın arasına yüz doksan sayfalık not sıkıştırma alışkanlığınız yoksa :) rahatlıkla iki saat içerisinde tamamlayabileceğiniz bir kitap.
Kısacası okumaya değer bir kitap.
Rabbim, hocamıza dünyada da ahirette de emeklerinin karşılığını en güzel şekilde ihsan etsin. Kalemini bereketlendirsin, ilminden istifade edenlerin sayısını artırsın. Allah kendisinden razı olsun.
وآخر دعوانا أن الحمد لله رب العالمين
"Duamızın sonu, âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamd etmektir."
Refet, Fatma Aliye ile tanışma kitabımdı ve ben Refet'i çok sevdim. Ana kız verdikleri hayat mücadelesi, vakur duruşu, ilime olan sevgisi, hayatını kurmanın yolunu başka yerlerde değilde ilimde aramasıyla, çalışkanlığıyla Refet, kalbimde yer eden bir karakter oldu. Şule, Şahap, ve Cazibe'yi de Refet'e olan vefalı dostluklarıyla sevdim. Hatta devam kitabı olsa ne güzel olurmuş diye de düşündüm. Kitabı bitirdiğimde inşallah bundan sonra daha mutlu olmuşsundur Refet dedim. Şunu da eklemeliyim ki içinde geçen kelimelerle (altında dip not halinde günümüz karşılıkları verilmiş) eskiden ne kadar zengin bir dilimiz olduğunu ve bunu ne kadar daralttığımızı bir kez daha fark ettim. Okuyun bence.
Bazı kitaplar vardır; kurgusu sizi içine çeker ama hissettirdiği o yoğun klostrofobik atmosfer yüzünden okurken nefesinizi tuttuğunuzu fark edersiniz. S. J. Watson ’ın Uyuyana Kadar romanı benim için tam olarak
Okudum ama tarayarak. Üzerinde durmadan. Tek bir not bile almadan. Bakış açısı fena değil ama çok sığ bir kitap olmuş, bilgi desen hiç yok hele. Vasatın da altı...