Gözlerini nereye çevirirsen çevir, hep aynı şeyi göreceksin, çamura gömülü bu ruhlar: ‘Güneşin neşe saçtığı o güzelim gök kubbenin altındayken yüzümüz hiç gülmezdi, hiddetin kara dumanı ruhlarımızı bürümüştü. Şimdi ise kara çamurların içinde gönüllerimiz kasvetli yaşıyoruz,’ diyorlar.
Neşeyle yaptıklarımdan geçtim
Kederle durulan yere geldim,
İnce uzun bir öfkenin sessiz ipiyle
Günün saf ışığının altına çömeldim.
Yenildim ben, unutuldum ve üzgün
değilim inan.
Büyüktü çünkü onların dünya arzusu
Benim otların sesiyle kaplı kalbimden
Söktüm atımı söğüdün gölgesinden
Şimdi yol benim yeniden.
“İşte oğlum, insan soyunun uğrunda çabalayıp durduğu Talih’in eline verilmiş nimetlerin insana sağladığı geçici aldanışlar nelermiş, görüyorsun. Çünkü yeryüzünün şimdiki ve geçmiş zamandaki tüm altınlarının şu bitkin ruhlardan birini olsun dinlendirmeye gücü yetmez.”