"Bak dışarıya evlat" dedi. "Yapraklar cesur mudur da bu kadar rahat düşebilirler dallarından? Bir yaprak ölümden korkar mı? Ya da bir ağaç ölümden korkarak büyür mü? Korkarak çiçek açar mı ya da meyve verir mi?
Bir kuş ölmekten korkarak yaşamaz, ölüm geldiğinde yaşar ölümü. Sadece ölür, geride kalan malına üzülmeden. Gelecek planları için kaygılanmadan. Bir karınca da ömrünü ölümden korkarak geçirmez, ölüm geldiğinde yaşar ölümü. Öncesinde ölüm korkusuyla kıvranmaz.
Bir kaplumbağanın çalılar arasında yavaşça emin şekilde yürüyüşünü izledin mi hiç? Bir kartalın gökte süzülmesinden yavaştır, o kadar. İkisinde de endişe yoktur. Çünkü yaşıyorlardır. Yaşamak inanmaktır. İnanan endişe etmez. İnanan bilir. Emindir. Sadece yaşar.
Ama insanlar korkar. Her şeyden korkarak yaşar. Gele- cek kaygıları, hangi okula işe gideceğiz kaygıları, kiminle evleneceğiz ve nerede yaşayacağız kaygıları vardır. İnsanlar dünyaya gelir ama hiç yaşamadan kaygılarla ölür giderler. Çünkü biz yaşamıyoruz evlat... Biz her gün ama her gün ölüyoruz.
Korkunu bırak, suyun akmasına izin ver. O yolunu bulacaktır."