O günden sonra da ne zaman zayıf birisinin yardım çığlığını duysa tavrı hep aynı olacaktı; cesurca zayıf olanı savunmak. Aslında kendisini kurban etmeyi öğreniyordu böyle yaparak ve başkalarını kurtarmak için insanın kendisini kurban edebilmesi gerektiğine giderek kalpten inaniyordu
"Bugün yaptıklarımın ve yarın yapacaklarımın sonucunda ne olacak? Hayatımın tamamının neticesinde ne olacak?"
Farklı bir yoldan söyleyecek olursak soru şöyleydi:"Niçin yaşayayım, niçin herhangi bir şeye karşı bir istek duyayım, niçin herhangi bir şey yapayım?" Soru şu şekilde de ifade edilebilir:"Hayatımın, beni bekleyen, kaçınılmaz olan ölümün yok etmeyeceği bir anlamı var mı"
Şimdi burada durup geçmişine baktığında senin ne kadar öfkeli olduğunu görüyorum kızım. Ama bil ki zor zamanlarımızda bizi sırtında taşıyan insanlar olur hep. Biz onları fark etmeyiz bile. Öylesine belli etmeden ve incelikle yaparlar ki bunu sen hep yalnız yürüdüğünü zannedersin. Ama dikkatlice baktığında seni yalnız bırakmayan o insanları görebilirsin. Biraz dikkatle ve bütün kalbinle yap bunu. Bana hak vereceksin.
Gülümsedi Mamaça:"yeteri kadar yaşadım şu dünyada , kederlerin insanları eşitlediğini gördüm. Üzülmeyin biz gideceğiz ama bize zulmü reva görenler de gelecekler gittiğimiz yere. Ve belki o gün kederli olanlar biz olmayacağız kızım."