Büyükşehir bütün karmaşıklığı, sonsuzluğu içinde sessiz sessiz uyuyor ve koynunda birbirine benzemez milyonlarca insan ve macera saklıyordu. Esmer taş duvarları aşan bir muhayyile için bunun tasavvuru bile korkunçtu. Fakat bir insan kalbi bu şehirden daha karmakarışık, daha derin, daha uçsuz bucaksız değil miydi?
Biliyor musunuz. Bir dakika, hatta bir saniyede verilen veya verilmeyen bir karar, tereddüt ânı, insanın hayatı üzerinde ne uçsuz bucaksız neticeler doğurabiliyor.
Hayatında yalnızlıktan başka bir şey görmediği için müthiş yalnızlığının farkında bile değildi. Etrafından gelip geçenlere, herhangi ecnebi bir maddeye, bir duvara, bir ağaca, bir köpeğe bakar gibi düz, alakasız belki biraz çekingen nazarlar fırlatıyordu.
Toprağı bölen biziz. Ama bu sınırlar, bu bölüntüler altında toprak, daima bütün kalır. İşte o bütün olan şey var ya? O, ne bizim ne de Kayser'indir. Biz değişiriz ama, onun bütün'lüğü değişmez...