#İkinciKatil
"Ruhunu esir alan şeytanını boğazın sularına göm ve içinde yaktığın intikam ateşini söndür."
Merhaba kitap severler bugün size @utkubalkanağadangil 'in kaleminden çıkan polisiye gerilim türünde bir eser ile geldim.
Kitabımız Fotoğrafçı Hırsız olarak bilinen Adel'in yeni hedefi olan soygunu ile başlamaktadır. Fotoğrafçı Hırsız olarak bilinmesinin nedeni soygun yaptığı yerlerde oyuncak kamera ve yerin sahiplerinin suçlu olduğunu kanıtladığı fotoğraflar bırakması. Ancak aynı saatler içinde tek soygun yapan kendisi değildir ve daha çok ses getirecek olan bir iş hanında soygun yapılmaktadır.
Ve burada devreye Hırsız Masasının başkomiseri Meltem giriyor. İş hanını soyanlar rehin olarak aldıkları Siyasetçi'yi sadece Melteme vereceklerini söyleyerek onu depoya çağırıyorlar. Onca polisin arasında neden Meltemi çağırmış olabilirler? Ya da en başında bırakacaklarsa Siyasetçi'yi neden rehin aldılar?
Meltem kendisini mesleğe adamış, eşini erken kaybetmiş kızı Ece ile yaşayan bir polis ve 6 kişilik Hırsız Masasının başkomiseri. Ekibine gözü gibi güvenen yeri geldiğinde onların arkasını toplayan -ama her şekilde toparlayan- birisi. Ama ekibinde bir hain var? Kim olabilir
Tüm bu hırsızlık olaylarının arasında 20 yıllık bir intikam ateşi var ve o kişi gündemde yerini koruyan, kadına şiddet ve tecavüzden sorumlu kişileri öldüren bir seri katil. Ancak cinayetleri bu kadarla kalmayacak çünkü büyük hedefine adım adım yaklaşıyor ama aynı kişiyi öldürmek isteyen bir ikinci katil daha var. O kişi kim ve neden iki kişi öldürmek istiyor olabilir?
Kitabımız bol karakterli iki bölümden oluşuyor. 1. bölümde olayların başladığı ve geliştiği yerler varken 2. bölümde iki hırsızlık olayında yer alan karakterlerin birbiri ile karşılaştığı ve ayrıca karakterlerin geçmişine
“Yaptığı ilk hırsızlığı her hatırlayışında utanıyor olmasına rağmen değişmemişti. Değişmezdi de. Girecek bir delik, saklanacak bir yer… Hedefinin neresi olduğu ya da nasıl korunduğu önemsizdi.”
#AynadakiBuğu
"Kitap bir limandır" diyordu. Ve ben bu limana sığınmış bir yolcuydum. Sokakta, okulda, evde bulamadığım sahiciligi satır aralarında buluyordum."
Merhaba kitap severler bugün size ' kaleminden çıkan ve yazarın kendi hikayesini anlattığı bir eser ile geldim.
Hepimiz anlaşılmak isteriz ya yazar da bunu düşünerek beni benden dinleyin ve ölmeden önce anlaşılayım diyerek yola çıkmış ve bu eseri yazmış.
Kitabımızda yazarın çocukluğundan gençliğine ve bugününe kadar kendi hayatından bizlere anlatmaya değer gördüğü anlarına şahit oluyoruz. Okul yılları, köy hayatı, lise üniversite derken iş hayatı. Öğretmenlik ve idarecilik yaptıği dönemler, kırgınlıklar ve mutluluklarla dolu bir hayat hikayesi bizi bekliyor. Küçük bir şehirden milyonlarca insanın kalbine dokunan bir yolculuğu okumak beni fazlasıyla etkiledi.
Öğretmenlerinin hayatında bıraktığı iyilikler beni çok etkiledi kendi çocukluğuma döndüm sanki. Üniversite için Mevlana'nın şehrini seçmesi, Mevlana aşkının hayatının tamamını etkilemesi çok özel geldi bana.
Kitapta beni en çok etkileyen nokta ise yazarın kitabı çıkınca imzalı şekilde tüm cezaevlerine göndermesi ve orada okuyan mahkumların kendisine geri dönüş yapması oldu. Bir kitap yazsam bu incelik aklıma bile gelmedi büyük ihtimal, her kalbe dokunmayı istemesi ne kadar hoş.
İnsanın kendini bu kadar açık bir şekilde ifade edebilmesinin ötesinde iyisiyle kötüsüyle anlarını herkese açabilmesi, okunur diye günlük yazmayan benim için büyük cesaret gerektiren bir hareket.
Kitabın en sonunda ise yazarın ömür albümünden seçmeler şeklinde verilen fotoğrafları vardı. Çok güzel düşünülmüş bence. Cemil Meriç'in yırtılan kitabını görünce tekrardan üzüldüm yazar içinde çok zor olmuştur.
Yazarın kalemi ile tanışma kitabımdı ve bir yanım diğer